Karamandan.com

Karamandan.com

27 Şubat 2017 Pazartesi
Karaman Sarıveliler İlçesi
Karaman ili Sarıveliler ilçesi, 36°70’ Kuzey enlemi ile 32°61’ Doğu boylamı arasında yer almaktadır.
Kategori : İlçeler
16 Şubat 2017 12:51
 
Karaman Sarıveliler İlçesi

Karaman ili Sarıveliler ilçesi, 36°70’ Kuzey enlemi ile 32°61’ Doğu boylamı arasında yer almaktadır. İl merkezine uzaklığı Ermenek-Mut güzergâhından 212 km, Hadim-Taşkent güzergâhından ise 165 km’dir. İlçenin deniz seviyesinden ortalama yüksekliği 1.650 metredir. Akdeniz Bölgesinin kuzeyinde Orta Torosların Güney yamaçlarında Göksu havzasını kapsayan, Taşeli Platosunda yer alan ilçenin doğusunda Ermenek, kuzeydoğusunda Başyayla, kuzeyinde Taşkent, güneyinde Gazipaşa, güneybatısında Alanya ilçeleri ile çevrilidir. İlçe sınırları aynı zamanda Karaman-Konya ve Karaman-Antalya il sınırlarının bir kısmını oluşturmaktadır. İlçemiz 11 mahalle, 7 köy ve 1 kasabadan oluşmaktadır. Bunlar Göktepe Belediyesi ile Civandere, Civler, Daran, Dumlugöze, Işıklı, Koçaşlı ve Uğurlu, köyleridir. Sarıveliler merkez mahalleleri; Adiller, Baş, Çakıllar, Çevrekavak, Karakaya, Küçükkarapınar, Merkez, Ortaköy, Turcalar, Ulucami, Yeşilyurt’tur.

Torosların eteklerinde kuzeyden güneye doğru geniş bir vadi olan Başdere Vadisine doğru açılmaktadır. Yüksek eğimli dağ yamaçlarına oturmuş olan Sarıveliler arazisinde şekillenme yok denecek kadar azdır. İlçeden Göksu ırmağının kolları geçmekte olup, bu çaylar derin vadiler oluşturmuştur. İlçenin tamamında %30 eğim bulunmaktadır.[1]

İlçenin ilk kuruluşu ve yerleşim yeri oluşu hakkında elimizde kesin bir bilgi olmamakla beraber, Romalılar devrinde ilk yerleşim yeri olarak kurulmuş olabileceği tahmin edilmektedir. Ancak çevresinde bulunan tarihi kalıntılar ile Göktepe ve Uğurlu Köristanlarındaki kabartmalar ve kaya mezarlarının incelenmesinden M.Ö. 2000 li yıllarda yerleşim yeri olarak kurulduğu tahmin edilmektedir. Karamanoğlu Beyliği zamanında Ermenek'e bağlı bir yerleşim yeri olmuştur ve Avşar Türkmenleri bu bölgeye yerleşmiştir. Selçuklu Sultanlarından Alaaddin Keykubat'ın Alanya'nın fethi sırasında Erenler Dağında ve Civandere köyümüzdeki At Meydanı mevkiinde konakladıkları rivayet olunmaktadır.

Sarıveliler’deki dağlar ve tepelerdeki birçok tarihi kalıntı, bölgenin tarih öncelerine uzanan birçok medeniyete ev sahipliği yaptığını göstermekte, Tepe diye adlandırılan dağın doruğundaki kilisesinin bulunduğu geniş düzlük, Kale Mevkii, Uğurlu Köristanı, Göktepe Köristanı, Çukurbağ Kalesi, geçmişten günümüze kadar çeşitli medeniyetlere ait izler taşımaktadır. Tarih öncesinde Hititler’in, sonrasında Romalılar’ın yaşantılarına dair kalıntılar yer almaktadır.

Tarihi kalıntılar, Sarıveliler ve çevresinde, Hititler’in (M.Ö 1000), Romalılar’ın (M.S 103), Bizanslılar’ın ve Selçuklular’ın (M.S 1115), Karamanoğulları’nın (M.S 1213-1228) ve Osmanlılar’ın 1487 yaşadığını göstermektedir.[2] Sarıvelilerin hemen kuzeyinde bulunan Turanşah Dağı’nda Haçlı ordularını, Turan adındaki şah bozguna uğratmış ve yok etmiştir. Dağ ismini buradan almaktadır. 

Sarıveliler’in adı önceleri Başdere iken daha sonraları Sarıveliler olarak anılmaya başlanmıştır. Sarıveliler adıyla en eski kayıt1840’larda hazırlanmış olan Temettuat defterindedir. Ancak bugün bile Başdere adı vadinin tamamına verilen bir isimdir. Belediye olmadan önceki durumla en az altı köyü (Sarıveliler, Küçükkarapınar, Turcalar, Ortaköy, Mençek, Adiller) içine alır. Sarıveliler, 1518 tarihli tapu-tahrir defterinde mevcut olan isimler incelendiği zaman ilginç bir durum ortaya çıkmaktadır. Buna göre 14 tane Veli isimli şahıs kaydedilmiştir. Bundan daha da ilginci bu şahıslardan birinin adı Salih oğlu Sarıveli’dir.

Sarıveliler, ilk olarak Başdere adıyla bilinen vadiye yerleşen Türkmen oymakları tarafından kurulmuştur.1344/h.745 tarihli Karaman Bey’in torunu Mahmut Bey’in oğlu Musa Bey’in Ermenek’te inşa ettirdiği Tol Medrese (Musa Bey Medresesi)’nin vakıf kayıtlarından köyün 1300’lü yıllarda mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Sarıveliler Cemaatinin başında sarışın veliler bulunduğundan bu adı almıştır. Arşiv kayıtlarında Sarıvelilerin büyük bir cemaat olduğu, bir kısmının Bulgaristan’daki Silistre Sancağı Rosikastrı kazasında, diğer kısmının ise İçil sancağı dağlarında Ermenek çevresinde olduğu yazılıdır.

Sarıveliler mahallelerinin adları da bize tarihi hakkında bilgi vermektedir. Yahşi Bey; Yahşiler, Gökçe Bey, Gökçeler, Varsak Bey, Avsatlar, Turcalar, Karakaya ve Küçükkarapınar isimleri Karamanoğullarını çağrıştırmaktadır. Bazılarının adı yeni isimlerine dönüşmüştür.[3]

Sarıveliler’in ekinlik arazisi içinde erken Bizans dönemine ait Tepe yerleşim yeri bulunmakta, ancak bugünkü Sarıveliler'in kuruluşu ve yerleşmesiyle alakası bulunmamaktadır. Nitekim Sarıveliler’in şehir yerleşim alanı içerisinde bugüne kadar Türk yerleşmesi öncesi bir yapıya rastlanmamıştır. Bu da Sarıveliler’in ilk olarak Türkmen unsurlar tarafından kurulduğunu göstermektedir.

Sarıveliler, Anadolu Selçuklu sultanı Alaeddin Keykubad’ın bölgeyi fethinden sonra Türkmenler tarafından Başdere adıyla iskân edilmiş, bilahare Karamanoğullarının yönetimine geçmiş, onların da yıkılmasından sonra Osmanlı idaresine girmiştir.

Osmanlı döneminde kurulan Karaman Beylerbeyliğine bağlı İçel sancağı Ermenek kazasına bağlanmıştır. İçel sancağı, Kıbrıs’ın fethinden sonra kurulan Kıbrıs beylerbeyliğine, daha sonra tekrar Karaman Beylerbeyliğine tabi olmuştur. Tanzimat sonrasında ise Adana vilayetine, daha sonra da Konya’ya bağlanmıştır. Günümüzde Sarıveliler ilçesi olarak Karaman’a bağlıdır.

Tapu tahrir kayıtlarında Başdere köyü olarak geçen Sarıveliler’in 1518 yılında 87 hane, 20 bekâr ve 6muaf olmak üzere toplam 485 kişilik bir nüfusa sahip olduğu görülmektedir. 1555 yılında 75 hane, 40bekâr, 4 muaf olmak üzere toplam 435, 1584 yılında ise, 260 hane, 262 bekâr, 12 muaf olmak üzere toplam 1622 nüfus yaşamaktadır.

1845’lerde tutulan temettü kayıtlarında Sarıveliler’in Nevahi-i Ermenek kazasına tabi 79 haneli bir köy olduğu anlaşılmaktadır. Tahmini nüfusu ise 395 kişidir. Nüfustaki bu düşüşün çevrede kurulan köylerden kaynaklandığı varsayılmaktadır. 2015 sayımlarına göre ise Sarıveliler ilçe merkezinin nüfusu 5245’tir. Belde ve köylerin nüfusu ise 6901 olup toplam 12.146 nüfusu bulunmaktadır.

1500’lü yılların başlarında tutulduğu tahmin edilen Tapu-Tahrir defteri kayıtlarındaki bilgilerden, Başdere köyünün öşür gelirinin yarısı Musa Bey Medresesi’nin 745 tarihli vakfiyesine göre,  bu medreseye vakfedildiği anlaşılmaktadır. Öşür gelirinin diğer yarısını ise tımarlı sipahi tasarruf etmektedir.

Osmanlı dönemi ve sonrasında Ermenek İlçesine bağlı bir köy konumunda olan Sarıveliler, 1967 yılında Turcalar ve Küçük Karapınar köyleri ile birleşerek kasaba olmuştur. 27 Mayıs 1990 tarihinde 3644 sayılı yasa ile Karaman vilayetine bağlı ilçe olduğu açıklanmış, 30 Ağustos 1991 tarihinde ilçe kaymakamının göreve başlaması ile ilçelik statüsü kazanmıştır. İlçe, yeşillikler arasında serpiştirilmiş evleri ve genişçe bir saha üzerinde yayılmış durumda olup, görünüş itibariyle güzel ilçelerimizdendir. İçme suyu ise güzel ve soğuktur.

Sarıveliler İlçesinde, Karaman ilinin batı ve güneyinde, yüksek kesimlerindeki karasal iklim yapısına rağmen, Orta Toros Dağları'nın Göksu ve kolları tarafından derin bir şekilde yarıldığı vadi tabanlarında, yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı geçen Akdeniz İklim özellikleri de görülmektedir. Yağış genellikle kış ve ilkbahar aylarında, yağmur ve kar şeklindedir. Sarıveliler’in, eteklerine kurulduğu vadinin batısındaki Tepe, kuzeyindeki Turanşah Dağı, doğusundaki Çindiri Dağı ve güneyindeki karların uzun süre kalkmadığı Gökağaç Dağı hakikaten görülmeye değer doğal güzellikler sunar. Sarp kayalara oyulmuş delikler, doğal delik kayalar, mağaralar görülmeye değerdir.

Sarıveliler sınırları içinde kalan toplam 34304 ha. alanın 19381,7 ha.’ı yani %56,5’i ormanlık alanlardır.  Ormanlık alanların 8180 ha.’ı koruluk alan, 11201,7 ha.’ı ise bozuk koru alanlarıdır. Mevcut orman alanlarında meşe, çam, köknar, sedir ve ardıç ağaçları bulunmakta, kısmen Akdeniz iklimine özgü maki grupları da görülmektedir. İklime ve bitki örtüsüne bağlı olarak ilkbahar ve yaz aylarında Alanya, Gazipaşa ve Anamur ilçelerinden halen göçebe hayat süren Yörükler, bölgede bulunan yaylalara gelip yaşamakta, sonbaharın geç vakitlerine kadar buralarda kalmaktadırlar.  

İlçemiz genelinde ekonomi, tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Tarım alanı olarak bölgenin %17,54’ü  (6.018 ha.) tarım arazileridir. Bunun %77’si  (4.646,20 ha.) ise işlenen tarım arazileridir. Araziler eğimli ve deniz seviyesinden oldukça yüksek olduğundan, tahıl ve sebze üretimi sınırlı ölçüde yapılabilmektedir. Tarımın olumsuz etkilendiği bir başka faktör de arazilerin miras yoluyla bölünmesidir. Son yıllarda gerçekleştirilen kadastro çalışmalarıyla tarım işletmeleri iyiden iyiye küçülmüştür. Buna karşın son yıllarda meyvecilik konusunda büyük gelişmeler yaşanmış,  bu gelişmeler hem insanların ekonomilerine,  hem de bölgenin sosyo-kültürel ve fiziki yapısına yansımaya başlamıştır. Bilhassa kiraz üretimi Sarıveliler, Adiller, Çevrekavak ve Uğurlu’da yaygınlaşmış, ailelerin gelirlerine olumlu katkılar sağlar olmuştur. Taşeli yöresinde son turfanda kiraz Sarıveliler ilçesinden temin edilebilir.

Sarıveliler deyince hayvancılık akla gelir. Geniş yaylalarında hala Yörükler yaylamaya gelmektedir. Başlıca yaylaları; Barçın, Aşağıboyalı, Üçtaş, Tokuş, Yürek, Ütmelik, Firenşe, Bostanönü, Arıkarası, Yolarası, Karaalan, Killik, Söğütönü, Dedebeleni, Çevlik, Suluçayır, Karaçayır, Feslikan ve Turanşa’dır. Barçın yaylasında baharın gelmesiyle birlikte konuklar hayvanlarıyla birlikte gelmeye başlarlar. Ülkemizde konargöçer kültürün hala devam ettiği ender yerlerdendir. Değişik Yörük obalarının geldiği bölgede Sarıkeçili Yörükleri ün yapmıştır.  Sarıveliler’ de 8.615 adet fenni kovan, 315 adet kütük kovan olmak üzere toplam 8.930 arı kovanı bulunmakta, yıllık 84 ton bal üretimi yapılmaktadır. Havza genelinde 1.377 büyükbaş hayvan ile 6.250 küçükbaş hayvan bulunmaktadır. Bölgedeki yıllık süt üretimi 1.500 ton olup, üretilen süt Ermenek ilçesindeki özel işletmeciler tarafından toplanarak değerlendirilmektedir.

Bölgede sanayi tesisi olmayıp, küçük çaplı demircilik ve marangoz atölyeleri mevcuttur. Küçük el sanatları ise eski önemini yitirse de devam etmektedir.

Sarıveliler Havzası’nın doğal güzelliklerinin ve geçmiş medeniyetlerden izler taşıyan tarihi eserlerin ve mevkilerin havza içindeki konumlarına işaret etmektedir. Sarıveliler Havzası’nda her bir yerleşme ve çevresi sergilediği sadelik ve yeşil dokusuyla, dağları, tepeleri, yaylaları ve ormanlarıyla görülmeye değer doğal güzellikler arz etmektedir.

Sarıveliler yerleşim biriminin 4 km. kuzeyinde yer alan Yeşildirek Mağarası,  02.12.1998/347 tarih sayılı doğal sit alanıdır. Dedekoyağı Mevkiinde kalkerli karstik arazi içerisinde uzun tip bir mağaradır. Yaklaşık 750 m. uzunluğa sahiptir. Doğal bir tepenin güney yamaçlarında yer alan giriş çok geniş değildir. Dar zaman zaman genişleyen bir koridor halinde devam eden mağara içerisinde bol miktarda sarkıt dikit oluşumu bulunmakta ve oluşum devam etmektedir. Ortalarda bir yerde de temiz bir kaynak suyu bulunmaktadır. Kireçtaşı oluşumundan dolayı mağara içerisi koyu siyahtan yeşile doğru dönüşen bir renk almıştır. Mağara bazı kişilerce adak yeri olarak kullanılmaktadır. Bu ziyaretçiler bazı sarkıt ve dikitler üzerine özellikle çocuk giysileri bırakmakta, mağara sonlarına doğru yine mağara içinden kazıdıkları kırmızı çamurdan çocuk figürinleri yapmakta ve mağara sonundaki düzlüğe bırakmaktadırlar. Bu ritüeli çocuğu olmayanlar yapmaktadır. Mağara astım gibi hastalıklara da iyi geldiği söylenmektedir.[4]

Sarıveliler ilçesinin nüfusunun 1990 yılına kadar olan bölümü Ermenek ilçesi nüfus bilgilerinin içerisindedir. Burada 1990, 2000 ve 2015 nüfusları verilmiştir.

SARIVELİLER ve Köyleri 1990 Yılı Nüfusu

Sarıveliler İlçesi tarih öncesi ve sonrası birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Tepe diye ad verilmiş dağın doruğundaki yeraltı kilisesinin bulunduğu geniş düzlük, Kale, At Meydanı, Uğurlu Kalesi, Fariske Kaleleri, Çukurbağ Kalesi ve Kabalak geçmişten günümüze kadar çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapmıştır.

Sarıveliler ismini, rivayete göre vaktiyle bölgedeki cemaatin başında bulunan sarışın bir “Velizat”tan alır. Sarıveliler’deki mahalleler adlarını yine bu veli zatın yanında bulunan Gökçe, Yahşi ve Varsak Beyler’den alır. Osmanlılar döneminde üç adet medrese kurulduğu, Arabistan’dan bile talebe geldiği söylenegelmektedir. Ancak bu medreselere ait bir kalıntı yoktur. Sarıveliler İlçesi tarih öncesi ve sonrası birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Tepe diye ad verilmiş dağın doruğundaki yeraltı kilisesinin bulunduğu geniş düzlük, Kale, At Meydanı, Uğurlu Kalesi, Fariske Kaleleri, Çukurbağ Kalesi ve Kabalak geçmişten günümüze kadar çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapmıştır.

Sarıveliler Kalesi’ne halk Tepe demektedir. Sarıveliler’in 160 metre yukarısında olup alt taraflarında kayalık, sarnıç, oyuntular bulunmakta ve zirvesinde kilise yıkıntıları vardır. Bizans’ın ilk zamanlarından kalmadır. Kalenin bulunduğu yerde, zirvelerde gemiye benzeyen bir kaya bulunmaktadır.

Sarıveliler’de Ulucami mahallesinde yedi köyün ortak mezarlığı olan yerin ortasında Ulucami vardır. Cami, Karamanoğulları yapısı olup dikdörtgen biçiminde, içi katlı ahşap, dışı ise taş yapıdır. Ermenek’teki Ulucami’nin bir benzeridir. Cami yedi defa tamir görmüştür. Caminin çevresindeki mezarlık ise tam bir kültür hazinesi ve coğrafyadaki varlığımızın, eskinden günümüze tapu kayıtlarıdır.

Başdere’nin bulunduğu yere Alanyalılar Navağı derler. Barçın Yaylasından çıkan Ayna ve Çevlik dereleri vadi içerisinde akıp birbirine karıştığı bu yerde Karacaoğlan Pazarı kurulur. Yaylalardan çıkıp aşağılara akan Ayne (Eyne), Çevlik, Şarılavık, Büyükpınar, Gürülevik, Kavaklı, Akpınar, Dulkadir dereleri buralara hayat verir.

Sarıveliler’de Çevlik deresi üzerinde kemerli olarak kesme taştan yapılmış tarihi bir köprü vardır. Barçın yaylasına bu köprüden geçilmeden gidilmez. Eskiden beri bu köprüye aşık köprüsü derler. Anlatılan rivayetlerde köprüyü, Karacaoğlan’ın yakınları tarafından sevgilisi Elif’in yaylaya göçü sırasında geçmesi için yaptırılmıştır. Ancak köprüde kitabe olmadığı için yapım tarihi bilinmemektedir. Yörede Karamanoğulları devrine ait pek çok köprü bulunmaktadır.

Sarıvelilerde Karacaoğlan’ın anasına ait olduğu söylenen Avsatlar (Varsaklar) mahallesinde ve Karacalar sülalesinin oturduğu yerde olduğu yönünde rivayetlerde vardır. Buraya Kücü Damı, Kücü Örenesi de derler. Evler yıkılıp ören olmuştur. Ancak halk buralara çaput bağlama geleneğini devam ettirmektedir. Çünkü bu evlerin olduğu yere yakın “Sakat Dede” namıyla yatır bulunmakta olup bir nevi ocak sayılarak fıtık hastalığı için gelenlerin tedavisi yapılır.

AKSAKAL –Seyyit Sinan Ümmi

Sarıveliler İlçesinde doğmuştur. Hastanenin kuzeyinde evinin öreni, taştan bulgur dövülen dibeği ve tokmağı (Osman Dilbaz muhafaza ediyor) günümüze kadar gelmiştir. Doğum ve ölüm tarihleri bilinmemektedir. Anasından aksakallı doğduğu, erişmiş bir kişi olduğu bilinir. Aksakal anasından doğar doğmaz koşarak beşiğin arkasına saklanır. “Ana bana bir giyecek verir misin der. Anası tarafından giysileri verilir. Gün geçtikçe Aksakal büyür aksakallı doğduğu için anası evden dışarı bırakmaz. Günlerden bir gün anası hamur yoğurur. Yufka ekmek yapmaya başlar. Oğlu Aksakal da anasının eylediği yufka ekmeği pişirir. Bir ara sacın üzerindeki yufka (ince) ekmek yanmaya başlar. Çünkü Aksakal bir süre ekmeği çevirmemiştir. Anası: “ Oğlum ekmeği niçin yaktın?” diye elindeki oklavayı uyarı niteliğinde oğluna vurunca; Oğlu Aksakal: “Ana sırtında odun yüklü bir katır Çindiri Dağı ’nın uçurumundan geçerken katırın bir ayağı çırptı. Katır uçuruma nerede ise yuvarlanacaktı. Tam bu an katırın sahibi kimsesiz kadın “Yetiş Aksakal Efendim” dedi. Ben de "katırın ayağının altına omzumu tuttum. Katır düşmekten kurtuldu” der. Ve katırın çırpan ayağındaki nal çakılı çivilerin (mıh) yaraladığı izleri anasına gösterir. Aksakal’ın bu yaralı omzunu gören anası oğlunun erişmiş-evliya bir kişi olduğunu anlar. Yöre halkı böyle söyler.

Cuma günleri ziyaret edilir. “Yetiş Ak Sakal Efendim” diye dua edilince istenilen dileğin yerine geleceğine kesin inanılır. Ziyarete gelenlere orada kesilen kurban etinden etli “Aksakal Pilavı” yedirilir. Küsler burada barışır. Gençler, yaşlılar yakım yakarlar. Kalpten dilekler dilenir. Üzüntüye burada yer yoktur. Burası ümit kapısının açık olduğu yerdir.

KURRA EFENDİ

Kurra Efendi’nin doğum ve ölüm tarihleri bilinmemektedir. Ancak Kurra Efendi Camisi ve Medresesinin kurucusu olduğu bilinmektedir. Kurra, iyi kuran okuyan anlamına gelmektedir. Hocası Hacı Yusuf Efendi, ona bu adı vermiştir. Kurra Efendi Turcalar köyüne gelip yerleşen Aliyüs Semerkandi hazretlerinin torunu Cemil Efendinin kızıyla evlenmiştir. Kurra Efendi adına cimi ve medrese yapılmış ve çevrede pek çok âlim yetiştirmiştir.  

KARACAOĞLAN

XVII. yüzyılda yaşadığı bilinen, Karacaoğlan gibi bir halk ozanı, halkın sevgisini kazanmış ve tıpkı Yunus Emre gibi birçok yeri gezmiştir. Gezdiği yerlerde deyişlerini, şiirlerini okumuş halkla ve Yörüklerle iç içe olmuştur. Toros Dağları Karacaoğlan’ın mekânı olmuş, Kilis Türkmenleri, Kozan, Feke ilçesi Gökçe köyü, Bahçe ilçesinin Varsak köyü, Mersin’in Silifke ve Mut ilçesi Çukur köyü gibi pek çok yer kendilerinden olduğunu savunmuştur. Oysa Karacaoğlan evrenselleşmiş; Türkmenistan’da eskiden beri meşhur olmuştur. Hapsinin bu konuda haklılık payı vardır. Çünkü Karacaoğlan, gezdiği yerleri, yörelerin, yaylaların, şehirlerin isimlerini şiirlerinde kullanmıştır. Buradan yola çıkarak sahiplenmeler olmaktadır.  Türkmen âlimlerinin yazdığına göre Türkiye’de her aşiret kendilerinden olduğunu kabul eder. Ancak ünü sadece Türkiye’de kalmamış, Belgradlı, Teke Türkmenlerinden olup Horasanlı olduğu, hatta Balkan Dağı civarlarında Gızıletrek’te Türkmen şair Mahtumkulu’dan önce yaşadığı bile yazılıp söylenmektedir.

Bütün söylentiler ve şiirleri Karacaoğlan’ın Türkmen boylarından birine ait olduğunu doğrulamaktadır. Karacaoğlan, zamanla destan kahramanı gibi görülmüş ve velilik derecesine sokulmuştur.         

Tüm bunların arasında en güçlü iddia ise Sarıveliler’den gelmiştir. Araştırmacı Yazar Mustafa Ertaş ve Mehmet Şimşek, haber yapmak için gittiği ilçede Ulucami’nin restore edildiğini öğrenir. Burada cami avlusu içerisinde bulunan mezar taşlarının bazılarının resimlerini çeker. Daha sonra Konya’ya dönünce ilahiyat fakültesinde Profesör Dr Mehmet AKGÜL Sarıveliler’de çekilen görüntüleri izlerken mezar taşının üzerinde “Karaoğlan’ın ruhuna Fatiha” yazıyor diye heyecanlanır. Tekrar tekrar okur. Bu durumu Sarıveliler Belediye Başkanı Hayri Samur’a bildirir. Belediye Başkanı restorasyon sebebiyle bulunan mezar taşındaki Karaoğlan’ın mezar taşını muhafaza altına alır. Karaoğlan’a ait bulguların bulunduğu ve sonucuna varan ilgililer mezar taşının bir bilim kurulunca incelenmesi sonucuna varılır.

 Sarıveliler ilçesi “Geleneksel 7. Karacaoğlan Yayla Şenlikleri”nde Profesör Dr. Mikail Bayram, konuşmasında şunları söylemiştir. “Sarıveliler ilçesini de içine alan Başdere Vadisi’nde Küçük Karapınar, Adiller, Orta Köy, Turcalar merkez Sarıveliler ilçesini de içine alan ortasında bulunan oldukça büyük ortak mezarlığın tam ortasına yapılmış olan tarihi Ulu Cami’nin güneyinde, camiye 1 metre mesafede bulunan özel bölüm (hazire) içindeki Karacoğlan’a ait olduğu bildirilen mezar ile Belediye Başkanı Hayri Samur tarafından korumaya alınan belediyedeki müzede gördüğümüz üzerinde “Karacaoğlan’ın ruhuna Fatiha” yazılı mezar taşı ve eldeki veriler, kaynaklar Başdere bölgesi Sarıveliler’de bulunduğu açıklanan ve bir kaçını okuyup incelediğim Mustafa ERTAŞ’taki cönklerde bulunan Karacaoğlan şiirleri de göz önüne alınınca Karacaoğlan’ı sahiplenmenizde bir mahsur yoktur.” diye açıklar.

Mustafa Ertaş, konu ile ilgili pek çok makale ve kitap yayınlar. Sarıveliler’de bulduğu cönkleri ve yeni şiirlerini de yayınlar. Tüm bunların ışığında Belediye Başkanı Hayri Samur; Türk Patent Enstitüsü’ne başvurarak Karacaoğlan’ın adını tescillendirir. Aslında 1920’li yıllarda Konya’da Babalık Gazetesinde Taşeli’nden derlenen Karacaoğlan şiirleri yayınlanır.

Çünkü Karacoğlan’ın hayali sevgiyle hiç işi yoktur. Onunki gerçek sevgidir.  Türkülerinin birçoğunu Taşeli yöresi kızları, gelinleri için okumuş söylemiştir :     

Barçın yaylasında üç güzel gördüm
Birbirinden üstün şivga fidandır
Aklım şaştı garip belim büküldü
Kaşlar hilal gözler ahu cerandır.

Bir başka dörtlüğünde:         

Kalk gidelim Balkaman’dan yukarı
Oturup durana devlet yar olmaz
Yiğidin bir başı gezginci gerek
Yiğit gezmeyince adam olamaz.    
                                

Balkaman, Balasagun’un değişikliğe uğramış şeklidir. Sonra Balkusan olur. 1970 lerde Bağbelen olarak değiştirildiyse de uzun uğraşlar sonu yine Balkusan olarak değiştirilmiştir.[1]

Konu hakkında geniş bilgi için Mustafa Ertaş’ın Toroslardan Doğan Güneş, Taşeli’nin Batmayan Güneşi Karacaoğlan, Tekerleğin Değmediği Yer adlı kitapları ile sayısız makalelerine bakabilirler.

HALK ŞAİRİMİZ FİL AHMET (AHMET DÜZENLİ)

1868 Yılında Sarıveliler de doğmuş, 1941 yılında da aynı yerde ölmüştür. Konya da medrese eğitimi yapmıştır. Kendisi Âlim, Bilgin bir kişidir. Fil Ahmet Sarıveliler in Halk şairi olarak bilinir. Onlarca şiiri vardır. Uzun sakallı ve iri yapılı olduğu için kendisine Fil Ahmet denmiştir. Fil Ahmet medrese ve Kurra Efendi Camisinde çocukları ve büyükleri okutur. Kendisi bu işi Allah Rızası için yapar hiç kimseden para almazdı.

Fil Ahmet in şiirleri yöremizde dilden dile dolaşmaktadır. Bunlardan Suna-Tuna Şiiri TRT tarafından notaya alınmıştır. Şiirinin öyküsü şöyledir: Sarıveliler in Barçın Yaylasında zamanımızdan 70-80 yıl önce yaylagüzeli seçilirmiş. Barcın yaylasına Anamur, Gazipaşa ve Alanya‘dan yaylaya çıkarlar. Yaylagüzelinin sonuncusu Suna, sevdiği kişi Tuna'dır.

Zengin Yörük ağasının oğlu yaylagüzeli Suna ya deliler gibi âşık ulur. Yörük ağasının oğlu kendisinin olması için sürüler, deve katarları, altınlar, akçeler teklif eder. Ama nafile Suna, Tuna’yı sevdiğinden ağanın oğlunu reddeder. Bunun üzerine Suna’yı Tuna’ya yar etmemek için hileli planlar hazırlanır. Suna bir gün koyunları sağmaya giderken kaza kurşunu ile öldürülür. Suna’nın elindeki helkede bulunan süt, çiçekleri beyaza boyar. Suna’nın kanı da sütün üstüne Tuna’m yazarak akar gider. Bu olay üzerine Tuna, Fil Ahmet’e gelir. Yaylagüzeli (sevdiği kıza) Suna için bir şiir yazmasını ister. Şairin günümüze kadar gelen dörtlükleri:

SUNA’NIN TUNA’YA DEYİŞLERİ

Kaza kurşununa uğradı canım,
El değmedik tenden, akıyor kanım.
Düğünüm mahşere kalmıştır benim,
Beni alamayan, Tunam ağlasın.

Altın yüzüklerin, elmas kayışım,
Akranlar içinde, gayet kişiyim.
Yörük kızlarının, deste başıyım
Beni saramayan, Tunam ağlasın.

Tunam ben vuruldum, yapış elimden,
Çöz önceği, kan olmasın belinden,
Ben kaldın da sen kalma yolundan,
Göç çekip geldiğim, yollar ağlasın.

Gök önçektir, aşiretin nakışı,
Güvercin topuklu, keklik sekişli,
Adını sevdiğim, zinhar yokuşu,
Göç çekip geldiğim, yollar ağlasın.

Erisin dağların, Karı erisin,
Hep obalar, yaylasına yürüsün,
Zeyve Boğazı’nı, göçler bürüsün,
Göç çekip geldiğim, yollar ağlasın.

Sürünün önünde, sürmeli koçlar,
Hey akranım kızlar, sallansın saçlar
Eyne (Ayna) deresine, varınca göçler
Göç çekip geldiği, yollar ağlasın

Ah bu nasıl ölüm, beyler ağalar
Sevdiceğim Tunam, ah çekip ağlar
Üstünden geçtiğim, akkarlık dağlar
Eğilip su içtiğim, pınar ağlasın.

Yalan dünya, senden murat alamadım,
Gelin olup, Tosun ata binmedim,
Bir gece Tunamla, mihman olmadım,
Sevip saramayan Tunam ağlasın.[2]

Sarıveliler ilçesinin yazımında yaralandığımız Mustafa Ertaş’ın yörenin; tarihi, kültürü, folklorü alanlarında pek çok makalesi ve kitapları bulunmaktadır. Özellikle Kültürel ve folklorik derlemeleri oldukça takdire değerdir. Bize pek çok belge ve bilgi vermesine rağmen kitabımızın kapsamı nedeniyle çok kısa ve özet olarak almak zorun kaldık.

1845 yılı temettuat defterlerine göre merkez Sarıveliler köyü ve şu anda bağlı olan mahallerin (O tarihte köy olanlar) adları, hane sayıları, isim ve lakapları şöyledir:

Sarıveliler Köyü; 79 hanede 395 nüfusu bulunmaktadır. Hasan Efendi oğlu Abdullah İmam, Ali oğlu Habib Muhtar, Mustafa oğlu Mehmed, Büyük Hasan oğlu Halil, Latif oğlu Halil, Nuh oğlu …, Nuh Mehmed oğlu Ali, Molla Halil oğlu Halil, Şaban oğlu Şaban, Hatıp oğlu Kara Ahmed, Hacı Ali oğlu Abdulkerim Hacı, Hacı Kasım oğlu Hacı Mehmed Hacı, Kasım oğlu Abdullah, Kasım oğlu İbrahim, Kulak Ali oğlu Mustafa, Hacı Ali oğlu Ali Hacı, Çartalak Hasan oğlu Abdulkerim Çartalak, Hacı Ali oğlu Mümin, Kara Hasan oğlu Kara Hasan ve Kara Mehmet, Gök Mustafa oğlu Halil, Mustafa oğlu Hüseyin, İbiş oğlu Molla Ali, Topal oğlu Ahmed, Tapur oğlu Kadir Tapur, Receb oğlu Abdulvahab, Çulha oğlu İsmail,  Çulha oğlu Mehmed, Duman oğlu Osman, Eznadir (?) Oğlu Hüseyin, Ahmet ve Hasan,  İbrahim oğlu Mustafa ve Ahmet, Tekerli İbrahim oğlu Mehmed, … Hasan, Köse İbrahim oğlu Vahab,  Büyük Hasan oğlu oğlu Mahmud, Abdulgani oğlu Abdulgani, Topal Musa oğlu Durmuş, Koca Mahmud oğlu Hasan, Mehmed oğlu Abdulkerim, Hacı Ali oğlu Hacı, Adıgüzel oğlu Abdullah, İbrahim oğlu Abdullah ve Hüseyin, İbrahim Efendi oğlu Yusuf, Halim oğlu Ahmed, Mümin oğlu Hacı Latif Efendi, Halim oğlu Mehmed, Musa oğlu Mustafa, Musa oğlu Memun, Sakar oğlu Mustafa, Sakar Yunus, İsmail oğlu Abdulkerim, Teker oğlu Resul ve Abdülkerim, Mustafa ve Hasan, Hacı Ali oğlu Hüseyin, Himmet oğlu Mahmud, Büyük Mustafa oğlu Hüseyin, ve İbrahim, Ak Hasan oğlu Ahmed, İbiş oğlu Mustafa, Hacı Latif oğlu Mustafa, Molla Halil oğlu Mustafa Molla, Kör Ahmed oğlu Mehmed, Tat Ahmed oğlu Mustafa, Molla Kerim oğlu Abdulkerim, Ali Efendi oğlu Abdullah, Çakır oğlu Hasan, Çulha oğlu Hasan, Yusuf oğlu Abdulhal, Topal Halil oğlu Mehmed, Himmet oğlu Himmet, Molla Mehmed oğlu Durak Efendi, Ala Hasan, Çakır oğlu Abdulah.[3]

Turcalar Köyünde 35 hanede175 nüfus saptanmıştır. Demirci Hasan oğlu Molla Ahmed İmam, Hacı Abdulbaki oğlu Hacı Mustafa Muhtar, Hacı Bakı oğlu İbrahim, Topal Hasan oğlu Osman, Abdurrahim oğlu Zeynel, … oğlu Mehmed, Hasan oğlu Osman, Hasan oğlu Ahmed, Kasım oğlu Mustafa, Zeynel oğlu Mehmed, Köse Mehmed oğlu Halil, Receb oğlu Yusuf, Abdurrahim oğlu Abdurrahman, … oğlu Ali, … oğlu İsmail, … oğlu Hasan, Köse Hasan oğlu Ahmed, Zeynel oğlu Mustafa, … Resul, İsmail oğlu Yusuf, Kabak Musa oğlu Hasan Kabak, … Abdulkerim, Demirci Osman oğlu Abdulcelil, Kabak Musa oğlu Ali Kabak, Mercan oğlu Abdurrahim, Kabak Musa oğlu Mahmud Kabak, Kuyumcu oğlu Mehmed, Demirci … oğlu Hasan, Kabak Musa oğlu Osman ve Beytullah, Kurt Mustafa oğlu Halil, Beyoğlu İbrahim, Ahmed oğlu Hüseyin, Mustafa oğlu Hasan.[4]

Küçükkarapınar Köyünde 15 hanede tahmini 75 nüfus bulunmaktadır. Süleyman oğlu Mehmed Efendi İmam, Osman oğlu Ahmed Muhtar, Haşim oğlu Ali, Şaban oğlu Ali, Dilsiz oğlu İbrahim Dilsiz, … oğlu Mehmed, Haşim oğlu Abdulkerim, Ataallah oğlu Ahmed, İsmail oğlu Abdullah, Bekir oğlu Yusuf, Bekir oğlu Mahmud, Bekir oğlu Bekir ve Ali, Osman oğlu Mustafa, Mustafa oğlu Durmuş[5]

Adiller Köyünde 77 hanede 385 nüfus bulunmaktadır. Abdulhalim oğlu Hacı Hüseyin İmam, Aslan oğlu Ahmed Muhtar, Hacı Süleyman oğlu İsmail, Aslan oğlu Mustafa, Aslan Ahmed oğlu Abdullah, Deli Emir oğlu Mehmed, İlyas oğlu İlyas, Süleyman, Durmuş, Abdülkerim, Abdullah ve Osman, İsmail Efendi oğlu Efendi, İsmail Efendi oğlu Ali, Aşık Kerim oğlu Abdulkerim, Aşık Mehmed oğlu Abdullah, İmam oğlu Mustafa, İmam Hacı oğlu Mehmed, Çakal oğlu Abdulkerim, Kara Mehmed oğlu Abdullah, … oğlu Mehmed, … oğlu Halil, Numan oğlu Ahmed, Sofi oğlu Hasan Sofi, Turan oğlu Dede, Osman Koca oğlu Musa, İlyas oğlu Ali, Durmuş Ali, … oğlu Mehmed, … oğlu Hasan Ziraat, … oğlu Mustafa, … oğlu Hasan, Ömer oğlu Ali, … oğlu Hasan Sadi, … oğlu İsmail, … oğlu Mehmed, Gezer oğlu Hasan, Gezer Hasan oğlu Ömer, Gezer oğlu Mükremin Efendi, Gezer oğlu Ali, Karabacak oğlu Mustafa, Ömer oğlu İsmail, Durmuş oğlu Gök Mehmed, Durmuş oğlu Mehmed, Hacı Süleyman oğlu Osman, … Halil, Yusuf oğlu Osman, Emir Ali oğlu İbrahim, Emir oğlu Dede ve Süleyman, Emir Ali oğlu Fettah, Abdulkerim oğlu Durmuş Ali, Abdulkerim İsmigüzel, Abdulkerim oğlu Ali, Sofi oğlu Ali, … Ali oğlu Ali, Selim oğlu Abdurrahman, Salih oğlu Halil, Salih oğlu Durmuş Ali ve Abdülkerim,  Abdulhalim oğlu Mustafa ve Mehmet, Receb oğlu Ömer, … Mustafa, … oğlu Mehmed, Abdi oğlu Yusuf, İbrahim oğlu Halil, Mustafa oğlu Abdullah, Karaoğlan oğlu Mü'min, Aslan Mehmed oğlu Aslan, Emir Ali oğlu Abdullah, Mustafa oğlu Kara Ahmed, Sofi oğlu Ahmed, Hasan oğlu Ahmed, Receb oğlu Mustafa, Durmuş Ali[6]

Çevrekavak (Mençek Köyü; 36 hanede 380 nüfus bulunmaktadır. Süleyman oğlu Molla Hamdi İmam, Durmuş Ali oğlu Abdulkerim Muhtar, Süleyman oğlu Mustafa, Kuş oğlu Mehmed, İbrahim ve Mustafa,  Osman oğlu Abdulkerim, Çukurbağlı oğlu Mustafa, Adıgüzel oğlu Abad, Sofi oğlu İbrahim, Kardeşi Abdullah, İbrahim oğlu Küçük Mehmed Küçük, Veli oğlu Ali, … Osman oğlu Ali, Süleyman, Hasan oğlu Ahmed, Veli oğlu Hüseyin, Kardeşi Osman, Diğer Kardeşi Ali, Emir Hüseyin oğlu Ali, Mehmed oğlu İbrahim, Yoz Ali oğlu Hasan Yoz, Abdulhalim oğlu Osman, Gök Mehmed oğlu Hüseyin Gök, Burak oğlu Mehmed, Mustafa oğlu Durmuş Ali, Sarı Ahmed oğlu Hüseyin, Kardeşi Abdulkerim, Mahmud oğlu İbrahim, İmamoğlu Mustafa, Ahmed oğlu Ali, Abdulkadir oğlu İbrahim, Hüseyin oğlu Ahmed, Havace oğlu Ahmed, … oğlu

Ahmed, Adıgüzel oğlu Mustafa[7]

Sonuç olarak Sarıveliler ilçesi ve çevresi Selçuklularla başlayıp asıl yerleşme unsurlarının Karamanoğullarına bağlı aşiretlerce kurulu olduğu, tarihine ve özellikle kültürüne sahip çıkan ilerisi parlak bir ilçemizdir. Buralarda etkileşim az olduğu için kültür olabildiğine korunmuş ve bozulma olmamıştır. Onlarca eski mezarlıklarında gördüklerimiz bizi hayrete düşürmüştür. Tıpkı Türkistan’da gibi sanırsınız. Mezarlara insan figürü verilmiş ağaç ve zikzaklı tahta dikme geleneğini Başyayla, Sarıveliler ve Balkusanda gördük. Yine buralarda yüzlerce balbal taşı tüm eskiliğiyle sizi karşılamaktadır. Tarihi, doğal güzellikleri, eşsiz coğrafi yapısı, çağıldayan suları ile doğa sporları ve turizmi için görülmeye değerdir.

Asıl önemlisi ise; Ekim 2015 tarihinde yaptığımız araştırma gezisinde Sayın Kaymakam Ali Öner, Belediye Başkanı Sayın Hayri Samur’un içten misafirperverliğini ve ilçenin tanıtımı kalkınması ve gelişmesi için gösterdiği gayrete bizzat şahit olduk. Yine Sarıveliler ve çevresinin araştırılması ve tanıtımı için ömrünü harcayan, pek çok kitap kazandıran Mustafa Ertaş Hoca’nın samimi çabalarını gördük. Sarıveliler’e gidip bu denli sıcak insan ilişkileriyle karşılaşan her insan Sarıveliler sevdalısı olur. Sayın Mustafa Ertaş’ın yıllar önce yazdığı “Tekerleğin Değmediği yer Sarıveliler” geride kalmış. İlçe yöneticilerinin gayretleriyle artık her yere tekerlek değer hale gelmiş. Bu da gelişmenin ve kalkınmanın ne denli hızlı başarıldığının ve devam ettiğinin bir göstergesidir.

13. yüzyılın son çeyreğinde Moğolların bütün askerleri ve aileleri ile Anadolu'da oturmaya başlaması ve kurdukları baskının bir neticesi olarak Doğu ve Güneydoğu Anadolu Türkmenleri batıdaki uç bölgelerine doğru göçe başlamışlardı. Bu göçün bir neticesi olarak Ermenek, Mud, Silifke ve Anamur bölgesinde yaşayan Karamanoğullarına dâhil olan Türkmen nüfus belirgin bir biçimde artmıştır. Ancak 1500 yılında yapılan tahrirde konargöçer halkın az olduğu büyük çoğunluğun yerleşik hayata geçtiği görülmektedir. Buna mukabil Alanya, Gülnar, Anamur, mut, Silifke gibi yerlerde ise oldukça yoğun konargöçer aşirete rastlanmaktadır. Ermenek kazası konar-göçerlerini Hacı Alaaddin, İkizce ve Diğer Cemaatler olmak üzere 3 kısımda inceleyebiliriz.

Hacı Alaaddin Cemaati, 1500 yılında, Ermenek’in Daran ve Lamas karyelerinde sakinlerdir. Cemaatin 1500 yılındaki toplam nefer sayısı 27’dir. İkizce Cemaati, 1500 yılında, Ermenek’in Daran ve Fet karyelerinde bulunmuşlardır. Cemaatin 1500 yılındaki toplam nefer sayısı 6’dır. Fariske köyünde bulunan Mukaddem Cemaati, 1500 yılında karye olarak görülmektedir. 1522 yılında ise cemaat olarak kaydedilmiştir. Bu cemaatin 1500 yılındaki nefer sayısı 33 iken 1522 yılındaki nefer sayısı 36’dır. Fariske köyü ise 1500 yılında 4 ve 1522 yılında ise 22 nefer nüfus vardır. Fariske köyü, cemaatin yaylağıdır. Çünkü 1555 yılında kış aylarında Selendi kazasına tabi Günderlü köyü civarında kışladıkları ve yaz aylarında ise Fariske köyünde yayladıkları bilinmektedir. Bir diğer cemaat, Veli Mukaddem Cemaati’dir. Piyadegân-ı Veli Mukaddem Cemaati olrak kaydedilmiştir. Bu cemaat, Uluköy karyesindedir. Bu köyün 1500 yılındaki nefer sayısı 24 ve 1522 yılındaki nefer sayısı da 56’dır. 1500 yılında köyün 24 olan nefer nüfusunun 2’si Piyadegân-ı Veli Mukaddem Cemaati’ne aittir. 1522 yılında ise bu cemaat mensupları yerleşik hayata geçmişlerdir. 1518 yılında cemaat ve 1522 yılında karye olarak kaydedilen Adiller bulunmaktadır.[8]

Metin: Osman Ülkümen
Fotoğraflar: Mehmet Çetin

Telif hakları Karamandan.com adına kayıtlıdır kopyalanması yasaktır.

 

[1]-Mustafa Ertaş, Toroslardan Doğan Güneş, Halit Aksungur, Mehmet Şimşek, Mustafa Ertaş, Sarıveliler Karacaoğlan Yayla Şenlikleri, Üçlü Karacaoğlan Yazısı

[2]-Mustafa Ertaş, “Toroslardan Doğan Güneş”,

[3]-Önder Çulhacı, 19. Yy. Ortalarında Ermenek Kazası, s. 213-215

[4]-Önder Çulhacı, 223

[5]-Çulhacı, 221,222

[6]-Çulhacı, s. 217-219

[7]-Çulhacı, s. 224

[8]-Ayşegül Hüseyniklioğlu, Karaman Eyaletinde Konar-Göçer Nüfus 1500-1522, s. 13, 162, 163, 164.


[1]-Mevka, Sarıveliler İlçe Raporu 2014, http://www.sariveliler.bel.tr/kent_rehberi-1-sarivelilerin-tarihcesi.aspx

[2]-https://tr.wikipedia.org/wiki/Sar%C4%B1veliler

[3]-Mustafa Ertaş, Toroslardan Doğan Güneş, s.24,25

[4]-http://www.sariveliler.gov.tr/default_B0.aspx?content=1014, http://www.sariveliler.bel.tr/kurumsal-5-belediyemiz.aspx, 

Okunma : 5683
Foto galeri
Gündem haberleri
İşkur Toplum Yararına Program Başvuruları
24 Şubat 2017 Okunma: 27505 Gündem
Kayıp Postacı Bulunamadı
24 Şubat 2017 Okunma: 27499 Gündem
Mamamia Pizza Lounge Açılıyor
24 Şubat 2017 Okunma: 16253 Ekonomi
Son dört günün en çok okunan haberlerini gösterir
Ayın en çok okunan haberleri için tıklayın