Karamandan.com

Karamandan.com

25 Mart 2017 Cumartesi
Aklın İbadeti: Akletmektir
Pazar Sabah Namazı Buluşmalarında Aklın İbadeti  üzerinde duruldu.
Kategori : Yaşam
20 Mart 2017 08:48
 
 Aklın İbadeti: Akletmektir

Pazar Sabah Namazı Buluşmalarında Aklın İbadeti  üzerinde duruldu. 

Cihannüma Derneği Karaman İl Temsilciliği tarafından düzenlenen Pazar Sabah namazı Buluşmaları devam ediyor. Aktekke camisinde eda edilen namaz sonrası Hatuniye medresesine geçildi. Kur’an-ı Kerim talavetiyle başlayan program KMÜ İslami İlimler Fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Nasseruddin Mazharinin aklın ibadeti üzerine hadis sohbetiyle devam etti.Mazhari sohbetinde;   

‘Değerli katılımcılar! Bir başka sabah namazında bizi buluşturana hamd ü sena olsun! 
Tefekkürün ve düşünme melekesinin insana verilen en büyük nimetlerden birisi olduğu muhakkaktır. İnsanı diğer canlılardan ayıran en mühim özellik düşünme ve tefekkür olduğu tartışmasız bir gerçektir. İnsan, kendi davranışlarını aklı düşüncesi sayesinde kontrol altında tutar ve diğer canlıların başaramadığını tefekkürü sayesinde başarır. İslâm’a göre dinî emir ve yasaklara muhatap olabilmek için akıl şart koşulmuş, aklî dengesi yerinde olmayan kişiler dinin teklifleriyle/emirleriyle mükellef sayılmamışlardır. 

Hz. Peygamber’in bu konuda söylemiş olduğu meşhur bir hadis vardır: “Bir saat tefekkür bir yıl ibadetten daha evladır”. Bu hadisi şerif aslında akletme ve düşünmenin ne kadar önemli olduğunu bize gösteriyor. İnsan azalarıyla ibadet yapabildiği gibi aklı ve fikri ile de ibadet yapma imkânına sahiptir. Nasıl ki eli, ayağı, dili ve gözü ile müspet işler yapıp o işleri ibadete çevirebiliyorsa aklı ve fikri ile de pekâlâ ibadet yapma imkânına sahiptir. Yoksa sistematik çalışan birçok hayvan var yeryüzünde. Onlarla farkı kalmaz. Onun için merhum Mevlana diyor ki: 

Ey kardeşim! Sen düşüncenden ibaretsin, yoksa bir avuç kemik ve etten başka bir şey değilsin. Zerdüştlük öğretilerinin temelini teşkil eden üç kelime vardır: (Kirdâr-i nik, Guftar-i nik, Pendâr-i nik) yani insan bu üç haslete sahip oldukça felaha ermiştir demek: (güzel davranış, güzel konuşma ve güzel düşünme) yani insan diline sahip olup her zaman güzel konuşursa, iyi davranışlarda bulunup bir de düşüncesi her zaman olumlu ise o adam felaha ermiş demektir. Eğer biraz dikkatli bakacak olursak anlarız ki bütün güzel fiillerin sözlerin temelinde güzel düşünce vardır. Aksi de doğrudur. Yani bütün kötülüklerin arka planında kötü düşünce vardır. 

Değerli dinleyiciler! Peki nasıl bir akıl ve nasıl bir tefekkür değerlidir. Malumunuz üzere her kesin aklı vardır. Değerli hazirun! Dünyalık elde etmek için aklı zehir gibi çalışıp ta dini konularda gafil olan kimselerin aklı fikri pek değerli sayılmaz. Dini çizgileri hudutları her zaman çiğneyen ezip geçen kimselerin aklı gerçek akıl değildir. O zaman gerçek akıl Allah’ın hudutlarına riayet eden, ahlaki ve vicdani konularda tir tir titreyen akıl değerli ve gerçek akıldır. İnsanı haram işlemekten dizginlemeyen alı koymayan akıl hiçbir şey ifade etmez. Hz. Peygamber (s.a) öfkelenen insana üç defa öfkelenme demesi aslında kritik anlarda aklın fonksiyonunu bize açıklamaktadır. Yani Hz. Peygamber (s.a) şunu demek ister: öfkelenebilirsin, bu normaldir, ama öyle bir aklın olacak ki senin öfkeni kontrol edecek, dizginleyecek ve sınırı aştırmayacak. Eğer öfken, şehvetin seni çileden çıkarıyorsa aklını devre dışı bırakıyorsa o zaman aklını sorgulamalısın. Demek ki kâmil akla sahip değilsin. Mevlana diyor ki: öfke ve şehvet iradesi sağlam olmayan insanları ahmak hale dönüştürür. 

Sadi de gerçek akıldan bahsederken diyor ki: Ancak gerçek aklı olan kimse (şehvet ve öfkeye karşı) dayanır. Öfke ve şehvet karşısında dayanamayan akıl akıl değildir. Böyle bir insan (öfkesi ve şehveti karşısında mağlup olan kimse) artık öyle bir ifrite dönüşür ki bütün melekler ve nurani varlıklar ondan kaçarlar. Ferdi ve dünyevi menfaati için çok iyi hesap kitap yapan ama ümmeti, milleti ilgilendiren meselelerde gafil olan vurdumduymaz bir tavır içerisinde olan kimsenin aklı fikri olgun değildir demek. Mevlana olgun aklı eli tetikte olan bir 

askere benzetiyor. Bu asker gönül kapısının bekçisidir. Dışarıdan gelen vesveseleri ve diğer yabancı unsurları engeller. Her zaman teyakkuzdadır. Uyanıktır. Diğer bir yerde olgun aklı kedinin av sırasındaki teyakkuzuna benzetiyor. Kedi farenin deliği önünde teyakkuzda olduğu sürece fare veya yılan asla dışarı çıkamaz. Olgun akıl da böyle olmalı… her zaman gönül kapısında teyakkuzda olup insanı dizginlemeli. Bütün kötülüklerden onu alı koymalı. 

Olgun aklın bir başka özelliği de insanı mesuliyete sorumluluğa yöneltmesidir. Sorumluluktan kaçan kimsenin aklı olgun değildir demek. Allah’ın Kur’an’da bahsettiği emanet da aslında bu sorumluluk ve akletme hissidir. Bu nasıl emanet idi ki yerler, gökler ve dağlar onu taşıyamadı, ama insan onu üstlendi. Bu adam olma mesuliyeti idi. Adam kutsal ve manevi mesuliyeti taşımak zorundadır. Allah’ta ona aklı ve fikri sayesinde bu mesuliyeti taşıma kabiliyetini ona vermiştir. Diğer hayvanların sorumlulukları cebri ve ilzamîdir. Hayvanlar arasında sadece insanlar için kanun konulabilir. Diğer hayvanların aklı olmadığı için çizilmiş çizgiden dışarı çıkamıyorlar. Bazı hayvanların toplumsal hayatı da neredeyse insanın toplumsal hayatına benziyor. Kuralları vardır, teşkilatlanmaları vardır, kral, işçi, bekçi üretim ve diğer düzenleri vardır. Arılar ve karıncalar gibi… bu hayvanlar hakkında yüzlerce ilmi, tahkiki kitap ve makale yazılmıştır. Ama bütün bunlara rağmen onların yaşamı ile insan yaşamı arasında temel ve cevheri bir fark vardır. Araştırmacıların ilmi verilerine göre bu yetenekli ve sistematik hayata sahip olan hayvanlar hayata aynı tarz ile başlayıp aynı tarz ile dünyadan göçüyorlar ve böylece hayatlarında hiçbir değişiklik olmadan kıyamete kadar aynı tarz yaşam ile hayatlarını sürdürüyorlar. Ama insanın toplumsal hayatı öyle değildir. İnsanın toplumsal hayatı bildiğiniz üzere birçok aşamadan geçmiştir. Taş devri, orman devri, demir devri, buhar devri, en son da atom devri gibi… Demek ki insan yaşam tarzını değiştirmeye muktedirdir. Bu da akıl ve tefekkür sayesinde gerçekleşir. İnsan buraya kadar aklı ve fikri ile gelmiştir ve bundan sonrada hayatını hem maddi hem manevi olarak daha iye doğru değiştirmeye devam edecektir. 

Sonuç itibariyle denilebilir ki: İnsan aklı ve fikri sebebiyle kâinatın en olgun en değerli ve en reşit çocuğudur. Aklını fikrini güzel kullandığı sürece hem Allah hem de kullar nezdinden değeri yükselir. Aksi takdirde sistematik çalışan diğer hayvanlardan pek bir farkı kalmaz. 
Akıllarını müspet bir şekilde kullanamayan hakkı örten hakkın ve adaletin karşısında duran kimseleri Allah (c.c) yeryüzündeki en şerir, en alçak yaratıklar olarak tanıtmıştır.’dedi. Sonrasında yapılan dua ile program sona erdi.

Okunma : 779
Foto galeri
elit
Aktekke
Gündem haberleri
Karaman'da esnaf isyan etti, ortalık karıştı
22 Mart 2017 Okunma: 42875 Asayiş
Muharrem İnce Karaman'da
23 Mart 2017 Okunma: 15409 Siyaset
Ermenek'te Heyelan!
21 Mart 2017 Okunma: 15181 Asayiş
Son dört günün en çok okunan haberlerini gösterir
Ayın en çok okunan haberleri için tıklayın