Karamandan.com

Karamandan.com

04 Ağustos 2020 Salı
Hasbihal
Karamandan.
Kategori : Köşe Yazıları
21 Haziran 2020 22:11
 
Hasbihal

Karamandan.com’da yazmaya başladığımdan bu güne ne çok okuyucum oldu. Okuyucularımla aramızdaki ünsiyeti tarif etmem mümkün değil. Bu nezaketli ilişkiyi korumak ve hakkaniyetli davranmak boynuma borçtur. Hepinize teşekkür ederim.

SOSYAL MEDYA SİNEKLERİ

Çok az da olsa bir grup var ki, onların durumu gerçekten içler acısı. Affınıza sığınarak, onlara “Sosyal Medya Sinekleri” diyeceğim. Maalesef güzel çirkin ayırt etmeden her yere ve her şeye konuyorlar. Kalıcı değiller. Geride, minicik, iğrenç izlerini bırakıp kaçıyorlar.

Sinek küçüktür ama mide bulandırır. Sakınsanız da sinek işte, bir şekilde yolunu bulup üzerine titrediğiniz şeylere musallat oluyorlar.

“Sosyal Medya Sinekleri” her yerde. Haşere mücadelesi için harcadığınız para da boşa gidiyor. Doğal, kimyasal ve elektronik sinek kovucularına karşı bağışıklık geliştirmişler. Hiç ummadığınız anda emeğinizin üstüne pislemek için pike yapma eğitimi almışlar.

Karaman’ın tren sorununu yazıyorum, sosyal medya sineklerinden biri hemen üstüne konuyor. Geride bıraktığı iz görülmeyecek gibi değil. “Sanki her gün trene biniyor da” pisliğini bırakıyor. 

Bir felsefecinin “Aynı nehirde iki kez yıkanılmaz” özdeyişini yazıyorum, yine bir sosyal medya sineği kavis yaparak uçuyor. Kırk senedir aynı ırmakta yüzdüğünü vızıldıyor.

EMANET- EMİN- İMAN-MÜMİN 

Emanet kelimesi “emn” kökünden türemiştir. Emn, sözlükte güvenmek, korku ve endişeden emin olmak, ruhun sükunet bulması anlamına gelir. İman ve mümin de aynı kökten türeyen kelimelerdir.

Emanet, insanın güvenilir olması, kendisine bir şeyin korkusuzca teslim edilebilir olması demektir. 

Emanet, halk arasında ve hukukta güvenilen bir kimseye koruması için geçici olarak bırakılan şeydir.

Bu can, bu tene emanettir. Koca Yunus’un dediği gibidir:

“Can alıcı hod geliser
Emaneti ver deyiser
Ben emaneti issine
Vereyim anda varayım.”

AKIL-NİMET-EMANET ÜÇGENİ

Akıl, Allah’ın kuluna verdiği nimet ve emanettir. Bu nimetin farkında olmadan ömür tüketenler de var, emaneti hiç kullanmadan mezara götürenler de var.

Karaman’la ilgili yazdığım yazıya pike yapan sosyal medya sineği, “Ankara’da yaşıyorsun. Burası benim uçuş alanım” vızıltısı eşliğinde kanat çırpıyor.

Hangi sorunu gündeme getirsem, sosyal medya sineklerinden biri havalanıyor. Treni mi yazdım, kendini TCDD Genel Müdürü, camiyi mi yazdım kendini diyanet işlerinden sorumlu sanıyor. Kendini belediye başkanı olarak göreni mi ararsınız, Karaman’ın sahibi olduğu vehmine kapılanı mı? 

Zannediyor ki, gazeteci kendi başına dert olan sorunları yazar. Treni mi yazdım, her gün trene binmem gerektiğini düşünüyor. Tarım Köy’e mi değindim, arsaları olan rantçı sanıyor.

Gazeteci, kamuoyu adına görev yapar. Bu sözü hiç duymamış. Ne yapsın? Basın Meslek İlkeleri vardır. Bunlar evrensel ilkelerdir. Karaman’da da geçerlidir. (Biliyorum, bunlar evrenseli ve ilkeyi de anlamaz.)

O kafaya göre, futbolcunun futbol oynaması için top üreten tesiste iş bulması gerekiyor. Şehre fırın yapılsın talebinde bulunuyorsan, her gün o fırının ekmeğini tüketmen gerektiğine inanıyor.

ROBOT MODELLERİ

Bir başka grup var ki, ayrı alem. Alkışa ayarlanmış robotlar gibi. “Alkışla, alkışla, sen de alkışla” diyerek, mekanik sesler çıkartıyor.

Bunların bir başka modeli, ayarı bozuk sesiyle “Öv, öv, benim övdüklerimi öv” diye kıpırdanıyor.

Çeşit biter mi; Yazacağım yeri ve yazacağım konuyu gösteren modelleri bile gördüm. “İşte bunu yaz, şöyle yaz” sözcükleri kodlanmış çiplerine.

Bilmiyorlar, bilmediklerini de bilmiyorlar. “Ben buyum. Böyle yazıyorum. Senin, eli kalem tutan versiyonun yok mu?  Benden yazmamı istediğiniz şeyleri yazabilecek yetenekte elemanınız yok mu? Bu kadar mı çapsızsınız? ‘Siz, siz olun’ ‘biz, biz kalalım.’

Her hizmet, her güzel iş başlangıçta alkışlanır. 20 yıl öncesi için alkış isteme yüzsüzlüğünü, arsızlığını kimden öğrendiniz?

1959 yapımı Ben-Hur filmi vardır. Oscar ödülleri başta olmak üzere her dalda yüzden fazla ödül almıştır.  60 yıldır ilgiyle izlenen bir filmdir. Belki sinema tarihinin en çok izlenen filmlerinin başında yer alır.

İlk izlediğimde çocuktum. Şimdi dedeyim. Yakınlarda yine izledim. Her izlediğimde oyunculara, efektlere, konusuna, çekimlere, kurguya her şeyine yeniden hayran kalırım.

Filmin yönetmeni, sanatçıları ve ödül almış tüm emekçileri, filmin her gösteriminde “Bana bir daha ödül ver. Yine ödül isterim. Yeniden ödülü hak ettim” demez.

Sürekli alkış tiyatroda ve tiyatrocular içindir. Burada da sahnelenen oyun aynıdır ama seyirci farklıdır.

Size ne oluyor? Bizim paramızla yaptığınız bir iş için her gün alkışlayıp şükran duygularımızı mı sunalım istiyorsunuz.

Bu ülkenin satılmadık tesisi, arazisi, işletmesi, markası kalmadı. Onca parayı alırken teşekkür etmek sizin aklınıza gelmeyecek, kendiniz için her gün “unutma beni vefasız” tiradı atacaksanız. 

Tespihatta ‘süphan’lık Allah içindir.  Medhedilme isteğinden vazgeçin. Dilim süphanallah’dan başkasına dönmez. Her gün bir isim zikretseniz de biyolojik ayarlarım, kula teşekkür ve vefaya, Allah’a şükür ve hamd etmeye programlıdır.


SÖYLE SÖYLE BENİM GİBİ SÖYLE 

Övgü ve eleştiri kıymetli taşlar gibidir. Tavrımızın ve tarzımızın mücevherleridir. Ender bulunurlar. İşlenmesi ve vitrine konması çok zordur.

Övgü ve eleştiri, bilgi, görgü ve edep olan yerden yeşerir. Övgü ve eleştiri yorucu bir iştir. Gerçeklik yolunu arayanlar için parlak ışıklardır.

“Söyle söyle, haydi söyle
Ama benim gibi söyle” kulağa hoş gelse de akıl sahiplerinin hiç sevmediği nakarattır.

HAFIZ OSMAN TAŞ HAKKINDA

“Karaman’da Böyle Güzel Hocalar Varmış” başlıklı yazım çok ilgi gördü. 

Yazıda, Proje Hafız İmam Hatip Ortaokulu 7. Sınıf öğrencisi Melih Tuğra Özaslan’ın ölen kuşunun yerine kuş alıp taziyeye giden Hafız Osman Taş’ı anlatmıştım.

Haberi sevgili kardeşim Önder Demirkollu’nun haber sitesi Karaman Gündem’den okumuş, çok etkilenmiştim. Bu duygu yoğunluğuyla yazılmış yazımı okumayan kalmadı.

Yazının çıktığı gün Önder Bey aradı. Sohbet ettik. Osman Taş Hocam hakkında bilgi verdi. 

Sonra arayan arayana... Hocamı meğer bir ben tanımıyormuşum. Karaman’daki şöhretine gıpta ettim.

Osman Taş Hocam, Karaman’da ne güzel havan var. Bu havadan istifade ettiğini söyleyen ne çok insan var.

Ben sizi Milli Eğitim’in mensubu sanmıştım. Diyanet’in personeli olduğunuzu sonra öğrendim. Ama müftülükten değil. Telefonla arayan tanıdıklarınızdan.

Müftülükten çıt yok. Çok yoğun olmalılar. Bir sünnetin ihyasına vesile olan bir imam hatip için “Bizim personelimizdir. Şu camide görev yapmaktadır. Örnek davranışı bizi de mutlu etmiştir” bilgisini iletmek çok mu zor?

İyilik ve güzelliğin çoğaltılması dinlerin temel buyruğudur.

Sayın Müftüm, beklerdim ki Hafız Osman Taş Hoca hakkında bana iki güzel cümle edin. 

VALİ GELMİŞ NEYİME

Yeni Vali Mehmet Alpaslan Işık göreve başladı. Hayırlı olsun. Karaman’daki haber siteleri Sayın Işık’ın göreve başlamasına ilişkin haberleri bol fotoğraflı ve geniş şekilde manşetlerinden duyurdular.

Merak ettim, bu haber ne derece ilgiyle karşılandı diye. Tıklanma sayılarını veren sitelere baktım. O gün iki ihtiyar kavga etmiş. İhtiyarların kavgası yeni göreve başlayan vali haberinden daha çok ‘tık’ almış.

Cumartesi Pazarı ve Muhsin Dayı haberi de “Vali Işık Göreve Başladı” haberine fark atmış. Vah vah!

Tercih işte, Karaman’da çoğunluğun önceliği demek ki buymuş, diyerek geçelim.

AFGAN ÇOBANIN ÖLÜMÜ

Çoğlu Köyü’nde çobanlık yapan Afganistan uyruklu Hilmi Özbek (21) 150 lira için iki akranı tarafından öldürülmüş.  Cesedi bir boş kuyuya atılmış. Zanlılar tutuklanmış. Tabanca ile beş el ateş ettiklerini itiraf etmişler.

Afganlı genç, Karaman’da Kimsesizler Mezarlığı’na defnedilmiş. Gençliğini yaşamadan terki diyar eden bir gök ekin misali, yüreğim yandı, içim cız etti.

Ya cinayet zanlılarına ne demeli? Silahı nerden buldular, cinayete nasıl karar verdiler? Anadolu köylerindeki eğitimsiz, işsiz, güçsüz binlerce genç aklıma düştü.

Afganlı gencin ve sanıkların ailelerini merak ettim. Nerede, nasıl bir ortamda yaşıyorlar? Acılarını kimlerle paylaşıyorlar? Yanıtını bulamayacağın yüzlerce soru günlerdir beni yoruyor. 

RTÜK BAŞKANI ŞAHİN

Son günlerde en çok tartışılan isimlerden biri RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin oldu. Sayın Şahin son olarak Halkbank Yönetim Kurulu üyeliğine atanınca 4 maaş birden aldığı iddialarıyla gündeme geldi.

Sayın Şahin’le üç yıl birlikte çalıştım. Anadolu Ajansı’nda asıl sorumluluğum haber yayını ve haber birimleri olmakla birlikte aynı zamanda mali ve idari işler de bana bağlıydı. Sadece iki genel müdür yardımcısı olduğumuz için daire başkanlıkları da iki kişinin uhdesine verilmişti.

Sayın Şahin, 10 yıldan uzun süren yöneticiliğim döneminde birlikte çalıştığım daire başkanlarının en liyakatlilerindendi. Sorunları çabuk çözer ve gözünüzün arkada kalması endişesi yaşatmazdı.

Şahsiyetine, karakterine, nezaketine, ahlakına ve liyakatine güvenim sonsuz olan RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin’in “4 maaş almıyorum” açıklamasının doğru olduğuna inanıyorum.

RTÜK’ün uygulamalarına ilişkin eleştirileri, yalan yazılmadığı sürece, herkes için hak görmekle birlikte Sayın Şahin’in beyanlarının doğru olmadığına yönelik algı operasyonlarını asla tasvip etmiyorum.

SAYGI ÖZTÜRK OLAYI

“Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.”

Bir olayın iki tarafı varsa ve ortada bir haksızlık söz konusu ise, haklı olan ve haksız olan vardır. 

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun gazeteci Saygı Öztürk’ün bir yazısına gösterdiği tepki bir anda gündem oldu.

Öncelikle Soylu, olayın taraflarından biri değil. Olayın arka planında ne var, bir süre sonra açığa çıkar.

Hürriyet gazetesinde uzun süre birlikte çalıştığım Saygı Öztürk, 40 yıllık gazetecilik geçmişinde yaptığı hiçbir haberden mahcup olmamıştır. Belge, bilgi ve somut tanık ifadesi olmadan haber yazmaz.

Saygı Öztürk’ün iki ağabeyi bu ülkede valilik yapmıştır. Büyük ağabeyi Fahri Öztürk bir dönem İçişleri Bakanlığı müsteşarı ve Devlet Denetleme Kurulu Başkanlığı da yapmıştır.
Diğer kardeşi Refik Aslan Öztürk ise birçok ilde valilik yapmış, başarılı bürokratlardandır.

Trabzon’daki olayların içyüzünü bir gün tüm çıplaklığı ile öğreneceğiz. Gerçeklerin ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır.

KARAMAN’I YAZMAYA DEVAM EDECEĞİM

Karaman hakkında yazdığım her yazı çok okunuyor. Karaman’ın sorunları başta olmak üzere, Karaman’da bazı kişileri anlattığım yazılarla ilgili olumlu görüşler alıyorum. Karaman Belediyesi ve yeni belediye yönetimiyle ilgili yazılarıma da devam edeceğim.

En çok üzüldüğüm husus, Karaman’da bilgiye ulaşmakta çekilen güçlüktür. Bu durumu bir başka yazıda ele almak istiyorum.
İyi haftalar dilerim.

Okunma : 2398
karaman


guney sigorta
EKSPERTİZ
Gündem haberleri
Karaman'da bir köy karantinaya alındı
04 Ağustos 2020 Okunma: 10468 Gündem
Yangın çıkan iş yerinde büyük çapta maddi hasar oluştu
03 Ağustos 2020 Okunma: 8494 Asayiş
SELAHATTİN SANLI SAVRAN KORONADAN HAYATINI KAYBETTİ
01 Ağustos 2020 Okunma: 7795 Yaşam
Son dört günün en çok okunan haberlerini gösterir
Ayın en çok okunan haberleri için tıklayın