Karamanoğlu Fanatiği | Karamandan.com - Karaman Haber

Karamanoğlu Fanatiği | Karamandan.com - Karaman Haber

05 Temmuz 2020 Pazar
Karamanoğlu Fanatiği

Hayat ağacının bir dalına yapışıp, o dal dışında ağacın hiçbir yerini görmeme halidir fanatiklik. Fanatiklik aşırı ölçüde, coşku ve tutkuyla bağlı, hatta bağımlı olma durumudur. Bağnazlığın başka yüzüdür.

Kişiler, bir dünya görüşüne, bir fikre, bir düşünceye, bir kişiye, bir takıma ve herhangi bir şeye karşı tutkuyla bağlanabilir. Tutkularıyla yücelen, tutkularının peşinden koşan ve tutkuları uğruna canını vermeye hazır insanlar vardır. Tutkunun doruk noktasıdır, fanatiklik.

Benim bu yazıda anlatacağım kişi, fanatikliğinde yalnız olan biridir. O, Karamanoğulları fanatiğidir. Hiç duydunuz mu, Karamanoğullarına tutkuyla bağlı olan herhangi birini? O, Karamanoğullarının ilk ve tek fanatiğidir. Sevgiden, değer vermekten söz etmiyorum. Aşırılığa dikkat çekmek istiyorum.

Tarih, en az ilgi duyduğum konulardan biridir. Prof. Dr. Osman Turan’ın Selçuklular ve Türk İslam Medeniyeti üzerine yazdığı kitapları, Türklerin tarihini ve Osmanlı tarihini erken yaşlarda okudum.

Daha sonraki yıllarda tarih ilgimi çekmedi. Üniversite yıllarında ekonomi ve ekonomik doktrinler tarihi üzerine derin okumalarım oldu. Leo Huberman’ın “Feodal Toplumdan Yirminci Yüzyıla” kitabını birkaç kez okudum.

Bir dönemin popüler tartışma konularından Asya Tipi Üretim Tarzı (ATÜT) ve Tanzimat’tan günümüze kadar devam eden gelişmelerle ilgili kaynak kitaplardan bazılarını okuyabildim. Taner Timur, Niyazi Berkes, Stefanos Yerasimos, Halil İnalcık’ın eserlerinden okuduklarım oldu.

Tarih üzerine kitaplar ve konuşmalar bir türlü ilgimi çekmedi. Müsebbibi, hamaset yüklü eserler ve söz dağarcığı hamaset dolu konuşmacılar olabilir. Emin değilim.

Karamanoğulları üzerine hiçbir kitap okumamıştım. Karamanoğulları ile ilgili kaynaklar olabileceğini de düşünmemiştim. “Tarihi zafer kazananlar yazar.” “Tarih, zafer kazananları yazar” yargı cümlelerinin doğru olduğuna inanırım.

Beş yıl oluyor; uzun süre görüşemediğimiz bir dostum, yemek davetime hediye paketi ile geldi. Fiyonk atılmış sicimleri çözdüm, içinden “Karamanoğulları” başlıklı beş kitap çıktı: “Karamanoğlu Atası Nure Sofi”, “Karamanoğlu Sürgünleri”, “Karamanoğulları Devrinde: Ermenek, Mut, Gülnar”, “Şikari’nin Dilinden Karamanoğulları Tarihi” ve “Karamanoğullarının Kimliği”

Kitaplar, güzel duygularla adıma imzalanmıştı. Dostum Şerafettin Güç’e teşekkür ettim. Kitapların beşi de kendisine aitti. Bir çırpıda okudum.

Özellikle Nure Sofi’den etkilenmiştim. Olağanüstü bir hayat yaşayan Türkmen yiğidi, Karamanoğullarının temelini atarak, tarih sahnesinden çekilmiş. Mut-Ermenek arasında Yalnızcabağ Mahallesi Değirmenlik Yaylası’nda ardıçların nöbet tuttuğu bir tepede, eşinin yanına defnedilmiş.

Viran olmuş türbeyi de Şerafettin Güç sayesinde görme imkanı bulmuştum. Burası bir vakıfmış. Mal varlığı varmış. Ne yazık ki bölge ve mezarlar da kaderine terk edilmiş.  Bir de Nure Sofi’nin eşinin adı unutulmuş. Karamanoğullarının atasını öğrendim ama anasının adını bilene rastlamadım.

Can dostum Şerafettin Güç, uzun uğraşlar sonucu Nure Sofi’nin türbesi ile bölgenin durumunu gündeme getirdi. Bununla yetinmedi, restorasyonu için çalmadık kapı bırakmadı. Eğer Değirmenlik Yaylası yola kavuşur, türbe ve mezarların bakımı yapılır, mescit onarılır, asırlık ardıçlar anıt ağaç olarak tescil edilirse bunda en büyük emek Şerafettin Güç’e aittir.

Karamanoğulları konusunda bilgimin olmadığını belirtmiştim. Gördüm ki, benden daha acınacak durumda olan çok kişi varmış. Ben Nure Sofi’yi Karamanoğullarının atası ve isim olarak biliyordum. Nure Sofi’nin adından habersiz Karamanlılar bile varmış. 

Şerafettin Güç’ü anlattığım bir yazıda, Nure Sofi’nin türbesini ziyaretimizi yazmış, türbenin bulunduğu alana sahip çıkılması için yaptığı çalışmaları anlatmıştım. Vakıflar Genel Müdürlüğü ile görüşmelerinden, hazırladığı dosyayı fotoğraflarla birlikte ilgililere teslim ettiğinden uzun uzun söz etmiş, Şerafettin Güç’ü Nure Sofi’nin torunu olarak tanımlamıştım.

Yazının girişinde Nure Sofi hakkında malumat olmasına rağmen, feys kafalı bir grup, yazıyı okumadan Şerafettin Güç’e “Dedene Allah’tan rahmet, sana sabırlar dileriz” diyerek, başsağlığı mesajları göndermişti.

Karamanoğullarını bilmeyen çoktur ama duymayan yoktur. Anadolu’nun geniş bir bölgesinde 230 yıl hüküm süren bir beyliktir. Bu beylikle ilgili akademik çalışmalar elbette yapılmıştır. İlgi alanım değil, detaylarını bilemem.

Ama Şerafettin Güç, son 10 yılını Karamanoğullarına adayan bir fanatiktir. Şerafettin Güç, “Karamanoğulları üzerine çalışma yapacaksam o topraklarda olmalıyım” diyen ve 25 yıldır yaşadığı Ankara’yı terk ederek, Ermenek-Güneyyurt’a yerleşen kişidir.

Pandemi nedeniyle dostlarla yüz yüze görüşmelerimiz sınırlandı. Bir de ben Ankara’da, Şerafettin Bey Güneyyurt’ta olunca, araya mesafe girdi.

Bir süre önce Şerafettin Güç telefonla aradı, yeni kitapların matbaadan çıkmasının sevincini paylaştı.

Kitaplardan sadece “Baykuş Boğazında 3 C” yi biliyordum. Çünkü sunuş yazısını ben yazmıştım. Diğerleri sürpriz oldu. 

Şerafettin Güç, 5 kitaptan sonra 5 kitap daha yazmış:
1- Baykuş Boğazında 3 C
2- İstediğin Yerde Kullan
3- Yörük Sözlüğü
4- Facebook Kırıntıları
5- Karamanoğulları Karamanikası 

Kitaplar henüz elime geçmedi. Baykuş Boğazında 3 C Tekirdağ’da yazıldı. Kurban Bayramı öncesi yine Tekirdağ’da, diğer kitaplarla birlikte kendi elinden almayı umut ediyorum.

Kitapların içeriklerine ilişkin yazı hakkımı sonra kullanmak istiyorum. Benim Karaman yazı maceramın başlaması Şerafettin Güç’ün zorlamasıdır. Emekliliğimden itibaren ne zaman görüşsek, “Karaman basınına yazı gönder” diyerek, adeta psikolojik baskı uyguladı.

Ben tarihe, tarihi kitaplara mesafeli de olsam, dostlarıma yakınımdır. Kitaplarının matbaadan çıktığını söyleyince, mutluluk duyanlardan biri oldum.

“Karamanoğlu Fanatiği” sıfatını kullanmamdaki gerekçem, Şerafettin Güç’ün her ortamda söylediği şu sözdür:
“Herkes ya biraz Karamanlıdır ya da Karamanoğullarındandır.”

Ahmet Tek

Düzenleme : 29 Haziran 2020 11:42 Okunma : 2851
Foto galeri