Karamandan.com

Karamandan.com

10 Ağustos 2020 Pazartesi
İki Pencere İlki Sence Ne?
Beş duyu organından hangisi daha önemlidir diye soru soran birine, düşünerek ve sahip olduğumuz sağlığın da farkına vararak beşinin de birbirinden değerli ve vazgeçilmez olduğu cevabını verir ve hiçbirini ötekine değişmeyeceğimizi beyan ederiz.
Kategori : Köşe Yazıları
04 Temmuz 2020 12:56
 
İki Pencere İlki Sence Ne?

Beş duyu organından hangisi daha önemlidir diye soru soran birine, düşünerek ve sahip olduğumuz sağlığın da farkına vararak beşinin de birbirinden değerli ve vazgeçilmez olduğu cevabını verir ve hiçbirini ötekine değişmeyeceğimizi beyan ederiz.

Peki ya beş duyu organından hassaten ikisinin (görme ve işitme) Kur’an’da vurgulandığını söylese karşımızdaki şahıs, ne cevap veririz? Muhtemelen “Allah en iyisini bilir” diyerek işin içinden sıyrılmaya, bu çetrefilli sorudan kendimizi kurtarmaya çalışırız.

Kur’an’da, duyu organlarından özellikle ikisinin, işitme ve görme duyusunun dile getirilmesinin iki sebebi vardır:

1 ) İşitme ve görmenin, hissî idrak işlevindeki büyük önemine işaret edilmesi. Telmihte bulunulması. Beliğ bir ifade ile işitme ve görme duyusu üzerinden diğer üç duyunun da önemli ve değerli olduğu beyan edilmesidir. Bunu şu şekilde düşünebiliriz; Bir kimseye kolunun değeri ve işlevi anlatılır, kol uzvunun onun hayatındaki yeri ve önemine vurgu yapılırsa, bu kimse kolunun değerli oluşundan diğer uzuvlarının da değerli ve vazgeçilmez olduğunu çıkarmakta zorlanmayacaktır. Böylece her uzvunun kıymetli olduğu ortaya çıkmış olacaktır.

2 ) Görme ve işitme duyusunun düğer üç duyudan daha önemli ve hayatımızdaki yerinin daha gerekli olduğudur.

Biz ikinci maddenin üzerine eğilecek ve anlamaya çalışacak olursak şayet, işitmenin görmeden bir adım daha önde olduğunu görürüz. Bunun nedenlerini de şu şekilde sıralayabiliriz:

İşitme, öğrenme ve ilimleri elde etme işlevinde görmeden önce gelir. Bir insan görme yetisini kaybettiğinde dil veya ilim öğrenmesi mümkün olabilir. Ayrıca görme yetisinden mahrum bir şekilde dünyaya gelen birey, dil öğrenmede veya ilim elde etmede başarılı olurken; işitme yetisinden mahrum dünyaya gelen birey, ailesinin veya çevresindekilerin konuştuklarını hiçbir zaman duyamayacağı için konuşmayı da öğrenemeyecek ve daha ilk başta iletişimden dahi mahrum kalacaktır. Bu da onun hayatının ileriki safhalarında ilim elde etmesine mani olacaktır. Örnek vermek gerekirse görme yetisinden mahrum birey zamanla hafız olabilmekte ancak işitmeden mahrum şekilde doğan birey böyle bir imkana sahip olamamaktadır.

Kur’an-ı Kerim’in işitmeyi yalnız başına akıl ile kullanması, işitme ile akıl arasındaki bağın önemini göstermekte ve görme yetisinin bir adım önüne koymaktadır. Örnek vermek gerekirse : “Dediler ki: Eğer söz dinleseydik yahut düşünseydik, şu çılgın ateşin halkı arasında bulunmazdık” (Mülk/10)  “Rabbimiz, biz, ‘Rabbinize inanın’ diye imana çağıran bir davetçi işittik, hemen inandık...” (Âli İmran/193). Bu ayetlerde de görüldüğü üzere imanı kabul etmede aklı kullanmayı emreden ve sahih bir aklın imanı kabul edeceğini bildiren Yüce Allah, peygamberin tebliğ ettiği şeyi kabul veya inkar etmede işitmenin yadsınamaz değerini vurgulamaktadır.

Yeni doğan bir bebek sağlıklı bir görme yetisine belli bir ay sonucunda kavuşurken, işitme yetisini daha henüz anne karnında kazandığı tıbbi verilerle kanıtlanmıştır. Yine bir bebek doğar doğmaz işitmeye muktedir olabilmektedir. Ancak net bir şekilde görmesi işitme kadar hızlı gerçekleşmemektedir.

Görme yetisi, insanın uyuduğu zaman dilimlerinde işlevini kaybederken, işitme yetisi insan uyurken dahi görevine devam etmektedir. Yani uyuyan bir insan etrafındaki nesneleri göremezken, hafif ya da biraz yüksek bir sesle hemen uyanabilmektedir. Bu da işitme yetisini görmenin önüne geçiren sebeplerden biridir.

Görme yetisi işlevini yerine getirebilmek için aydınlığa ihtiyaç duyarken, işitme zifiri karanlıkta dahi görevini sağlıklı bir şekilde yapabilmektedir. Gece ufak bir çıtırtıyı dahi duyabilen kulağımız, burnumuzun dibini görmek için ışığa ihtiyaç duyan gözümüzden değerlidir.

Görme yetisinde sağ veya sol gözümüzün birini kapattığımızda önümüzdeki nesnenin oynar gibi olduğunu hissederiz. Bu durum da  ister istemez insanları yanıltabilmektedir. Ancak işitmede (şayet iki kulakta sağlam ise) sesin duyulması her iki kulak için de eşittir. Aralarındaki fark hissedilemeyecek ve bilinemeyecek kadar küçüktür.

Böylece Allah’ın insana bahşetmiş olduğu bütün duyuların  birbirinden değerli ve vazgeçilmez olduğunu da kabul ederek, bu beş duyu arasından görme ve işitme duyularının bir adım öne çıktığını ve bu öne çıkışın en büyük sebebinin de Kur’an-ı Kerim’de geçiyor olmasından kaynaklandığını biliriz. Görme ve işitme arasındaki mukayeseye bakarak işitmenin yukarıda sayılmış olan sebeplerden ötürü görmeden önce geldiğini kabul ederiz. İnsanın fizyolojik yapısının ne kadar muhteşem ve kusursuz olduğunu anlamamız zor olmayacaktır. Böyle bir nizamın ancak sonsuz kudret sahibi olan bir yaratıcının eliyle gerçekleştiğini kabul etmemiz gerekmektedir. Şu an bu yazıyı okuyor olmanızdan dolayı görmeyi bize lutfettiği için Allah’a hamd etmemiz elzemdir.

Yine öğrendiklerimizi başkalarına anlatacak konuşma yetisine sahip olduğumuz içinde başımızı bir ömür secdeden kaldırmasak bile şükrümüzü eda edemeyeceğimizin idrakinde olmalı, bütün bu nimetleri aslına uygun kullanmamız ve hayra yönelik adımlar atmamızın en büyük vazifemiz olduğunu aklımızdan çıkarmamamız gerekmektedir.

FATİH GİLİK 

Okunma : 1310
guney sigorta
EKSPERTİZ
karaman


Gündem haberleri
Feci Kaza! Baba Yaralı, Oğlu Hayatını Kaybetti
08 Ağustos 2020 Okunma: 16139 Asayiş
Karaman'da tartıştığı kız kardeşini silahla yaraladı
07 Ağustos 2020 Okunma: 9808 Asayiş
Karaman'a yerleşen emekli çift, ipek böceği üretimiyle köylülere umut oluyor
08 Ağustos 2020 Okunma: 7396 Yaşam
Son dört günün en çok okunan haberlerini gösterir
Ayın en çok okunan haberleri için tıklayın