Mutluluk Sizce de Nedir? | Karamandan.com - Karaman Haber

Mutluluk Sizce de Nedir? | Karamandan.com - Karaman Haber

06 Ağustos 2020 Perşembe
Mutluluk Sizce de Nedir?

Herkese göre farklı bir tarifi olabilir aslında mutluluğun. Ama ortak noktası sanırım insanların yüzünde tebessüme sebebiyet veren duygu durumları diyebiliriz.

Geçenler de bir gençle çay bahçesinde tanıştım. Tabiri caizse dalyan gibi delikanlıydı. Sohbeti hoş, kelimeleri ise itina ile seçiyordu. Bu da kim böyle demeyi bir kenara bırakın, dinlerken pür dikkat beni dinliyor, anlatırken ise çok samimi kuruyordu cümlelerini. Muhabbet muhabbeti açtı.

Çay bardaklarının biri gelirken diğeri gidiyordu. Ama delikanlı bir an olsun ne bir sıkılma belirtisi gösteriyor ne de yüzünü ekşitiyordu. 

Gençlerin bir an olsun telefonu ellerinden düşürmediği günümüzde, eline telefonu almayı geçin, saygısızlık olmasın diye sessize alıp cebine koydu ve sohbetin sonuna kadar elini dahi uzatmadı telefona.

Bu hoş sohbet o kadar çok sarmıştı ki beni, kalkıp gitmeyi aklımın ucundan geçirmek yerine sohbeti daha da derinleştiriyorduk. 
Konu dolaştı dolaştı Kurban Bayramına geldi. Genç dedi ki “Abi ben en çok bayramları seviyorum, bayramlardan daha fazla beni mutlu eden bir şey yoktur galiba” dedi.

Bu cümlesi öyle ilgimi çekti ki. Sonuçta insanları birçok şey mutlu edebilir. Mutlu olmak için o kadar çok sebep varken neden bu genç bunları söyledi. Dayanamadım ve sordum.

“Peki seni başka bir şey mutlu etmez mi?” diye.

“Abi elhamdülillah o kadar çok şükredeceğimiz ve mutlu olacağımız şey var ki, saymakla bitiremem, Ama bayramlar benim için bir başkadır, tarifsizdir” dedi.

İyice meraklanmıştım. Sonuçta küçük yaşta birisi olsa derim ki çocuklar için bayram bambaşkadır fakat bu gençti. Daha sonra muhabbetin daha detayına inelim dedik. Delikanlı anlatmaya başlayınca o an da oracıkta kaldım. Diyecek tek bir cümle bulamadım kendisine.

“Abi, benim babam öldü! Ve ben hatırlamıyorum bile ne zaman öldüğünü. Bilmiyorum. Yüzünün simasını bile bilmiyorum. Kabri köyümüzden olduğu için bayramlarda anca gidebiliyorum. Dakikalarca kabrinin başında onunla dertleşiyorum. Sadece ben anlatıyorum o dinliyor. İnanır mısın abi, onun gibi kimse dinlemiyor beni. Onun gibi kimse karşılamıyor, hiç kimse onun gibi beni anlamıyor. O kapıdan içeri girdikten sonra baba ocağına gider gibi hissediyorum kendimi. Rahatlıyor, huzur doluyorum. Kapının dışının ne kadar boş olduğunu bir kez daha anlıyorum. Mutlu Oluyorum abi. O yüzden bayramları çok severim” dedi. 

Özlemi, hasreti, sevgiyi bir insan bu kadar güzel anlatabilirdi. Cümleleri kurarken o kadar vakurdu ki, inanın ben dinlerken gözyaşlarıma hâkim olamazken delikanlı metanetli bir şekilde anlatıyordu. 

Teselli edebilmek adına tek bir söz kuramazken delikanlının kullandığı kelimeler beni teselli edercesineydi. Babasıyla ilgili sözleri söylerken ne kadar belli etmese de yüreğinde ki büyük yara sesindeki titreşimden anlaşılabiliyordu.

Muhabbetin sonunda helalleşip ayrıldık oradan. Eve geldiğimde oturdum ve düşünmeye başladım.

Acaba gerçekten mutluluk neydi?

Yüzümüzü tebessüm ettiren her şey mi? Yoksa,
Bayram sabahına uyanmış bir delikanlının yüreğindekiler mi?

Halili ibrahim Aygündüz

Düzenleme : 29 Temmuz 2020 12:34 Okunma : 1003