Öfkeli misin? Ayna Tut | Karamandan.com - Karaman Haber

Öfkeli misin? Ayna Tut | Karamandan.com - Karaman Haber

27 Kasım 2020 Cuma
Öfkeli misin? Ayna Tut

Birisi size öfkelenince şunu yapın:

Yüzünün çok komik göründüğünü söyleyin. Sesinin ergenliğe geçerken olduğu gibi tiz ve çatallı çıktığını, laflarının da bir daha duymak istemeyeceği kadar berbat sözler olduğunu söyleyin.

Bunu tavsiye ettiğim bir arkadaşım, öfkelenen iş arkadaşına bunları söylemiş, ardından dakikalarca kahkahalarla gülmüşler. Haftalarca da, yeniden gülmeleri için de sadece birbirlerine bakmaları yetmiş.

Hem zaten biriyle en iyi dostluğu kurabilmenin en iyi yolu, onunla karşılıklı kahkaha atmaktır. Bunun nedeni, belki de birbirlerine ağızlarının taa içini gösterecek kadar güveniyor olmaları...

Üniversitede zor bir dersin final sınavından çıkmıştık. Soruların zorluğu nedeniyle salondan çıkan herkesin yüzü öfkeden kıpkırmızı, herkes hocaya kızgın, küfredenler bile var. Hoca salondan bir anda çıkıp “Allah aşkına, sınıfın kapısının önünden gidin, dışarda beni eleştirin” demişti. Bu, kolay verilecek bir tepki değildi. En ufak bir lafıyla yokuş aşağı giden bir kartopu gibi gerginliği sürdürebilirdi. Herkes takdir etti ve öfke denizi duruldu.

Öfke kontrolü için çocuklara oyun terapisi uygularız biz. Parçalanmış ailelerdeki çocuklar, engelliler, kaygıları, korkuları olan çocuklar ya da okul başarısı düşük çocuklara oyun terapisi yoluyla öfke kontrolünü öğretiriz, özgüven kazandırırız, öfkelenmeden kendini doğru ifade etmeyi öğretiriz…..

Mesela çocuğun o andaki duygusunu ona yansıtırız, duygusunun ne olduğunu söyleriz. Sonra da susarız. Bu yönteme aynalama tekniği deriz.

Mesela çocuk okuldan eve gelmiş, eşyalarını fırlatıyor, sert konuşuyor, arkadaşına kızgın. “Şu anda Ayşe’ye çok öfkelisin” diyoruz, sonra susuyoruz.

Mesela cereyandan bir kapı aniden hızla çarptı, çocuğun içi hopladı. “Kapı çarptı ve sen korktun” diyoruz.

Kısacık duygusunu söylüyoruz ve susuyoruz.

Fazladan yorumlar, açıklamalar, uzatmalar, derleyip toparlamalar yok. Ama en önemlisi “Öfkelenecek bir şey yok”lar,  “Ağlayacak ne var”lar, “Eşyalarını niye fırlatıyorsun”lar ya da “Kapı sadece çarptı korkacak bir şey yok” lar yok…!

Çünkü bu cümleler bizim duygumuz. Çocuğun yaşadığı değil… Çocuğun yaşadığı durumda ne hissettiğini kendisinin bilmesi gerekiyor. Bunu da aynalayarak öğretiyoruz. Ona korkmamayı, ağlamamayı, öfkelenmemeyi değil, ne yaşadığını öğretiyoruz. Öfkesini bilmesini sağlıyoruz. Kendi duygusunu isimlendirmesini sağlıyoruz ve çocuğu kendi duygularıyla tanıştırıyoruz.

Kendi duygularını tanıyamayan çocuk, birileri üzülmesin diye üzüntülerini saklayan, gömen, korkularını bastıran biri oluyor, “mış gibi” yaşıyor.

Bize danışmanlık için getirilen böyle çocuklar “Ne istediğimi bilmiyorum, ne hissediyorum bilemiyorum, ben kimim onu bile bilmiyorum” diyorlar. Çünkü yıllarca anne babalarının dümeniyle ilerlemişler.

Aslında bunu sadece çocuklara değil de, herkese uygulayabiliriz. Kendi duygumuzu yansıtmasak da, herkese aynalama yapabiliriz.

Kahkahanız gelince öyle hapşırık tutar gibi tutup yüreğinizi dar etmeyin. İçtenlikle gülün ki, etrafınızdakilere de yayılsın e mi?

Kahkaha, kilitleri açan en büyük anahtar… Ve yüreğimizin derinlerin saklanmış olan içimizdeki çocuk bu anahtarı elinde tutup duruyor.

Haydi çıkaralım.

 

Düzenleme : 28 Ekim 2020 14:52 Okunma : 1417