Karamandan.com

Karamandan.com

27 Eylül 2020 Pazar
Eşşeğimin kuyruğunu kamçı mı sandın?
Kâmil Uğurlu Ülke, savaş sonu yorgunluğunu mahmurluğunu yaşarken, yeni hayat düzeni Karaman’a hârika rüzgârlar getirdi.
Kategori : Köşe Yazıları
13 Haziran 2020 14:08
 
Eşşeğimin kuyruğunu kamçı mı sandın?
karaman

Kâmil Uğurlu

Ülke, savaş sonu yorgunluğunu mahmurluğunu yaşarken, yeni hayat düzeni Karaman’a hârika rüzgârlar getirdi.

Aşkı bilmiyordum, küçüktüm, farkında değildim, ama Karaman’da sevgi, saygı, şükür ve sağlık vardı. Bunlar anahtarlardı ve mutluluğun kapısını onlar açardı. Ve bu kapı, şehirlinin elinden tuttuğu ümit ile hep açıktı. 

Zenginler parmakla sayılacak kadar azdı. Ve halk onlara düşman gibi bakmazdı. İçinden çıkılan yokluk günlerinde karanlığı birlikte yaşamışlardı, yoldaştılar. Yoksulluğun felâket olduğu günleri birlikte yaşamıştılar ve birbirleri için “bilinmeyen, meçhul” değildiler. Zaten büyüklenen, kibirlenen yazılı olmayan konular gereği hemen bünyenin dışına itilirdi. Ve bunu kimse göze alamazdı.

Genç cumhuriyet herkes için gerçekten ümit kapısıydı. Daha iyisi bilinmediği için gaz lâmbası nimetti ve gaz bulunuyordu, ne büyük nimet..

Hırsızlık, arsızlık onca yokluğa rağmen yoktu.

Birinde Torun Ali’nin Nazmi, sarhoşken bir arkadaşını bıçaklamıştı. Adam ölmüştü. Aman Allah’ım, bugünün haber değeri bile olmayan bu olay, o günlerde Karaman’ı sallamıştı. Torun Ali, Taş Bina (oturdukları evin namı) ve Nazmi günlerce konuşuldu ve onlar mahalli şöhret oldular. Her duruşmaya çıkış, hâdisenin yeniden yaşanmasına, hatırlanmasına sebep oluyordu.

Ortalık bu denli sakin ve huzurluydu. Tel dolaptan buzdolabına atlayanlar, bunu kendilerine övünme vesilesi yapacakları yerde, kendi kendileriyle dalga geçme vesilesi yaptılar ve buzdolabı olmayanlarla birlikte güldüler kendilerine.

Evlerin kilitlenmesi meselesi daha yenilerdedir. Kim kimden ne çalabilirdi ki? Çalsa ya onu ortaya çıkarmayacak veya o eşya onda sırıtacağı için hemen kendini ele verecekti. O zaman niye çalsın ki?

Bu sebeple şehirdeki muhacirler, mukimler, köylüler, Yörükler, esnaflar, memurin takımı, okumuşlar, okumamışlar birbirlerine karşı dikkatli ve naziktirler. Bu Boşnak’tı, bu Tatardı, bu zenciydi, bu köylüydü, Çataklıydı ayrımı yoktu.

*     *     *

Bütün bunlara rağmen, o zaman elbette farkında olamayacağımız, şimdilerde düşününce “acaba mı?” dediğimiz ince bir kuşku var içimizde.

Şimdilerde elli-altmış yaşında olan ve çocukluğunu Karaman’da yaşayanlar hatırlayacaktır : Muharrem ayı gelince, mahalledeki çocuklar “dede” yaparlardı. Dede çamurdan yapılırdı. Herkesin evinde bulunabilen hazır kerpiçlerden alınır, mahallenin uygun bir yerine düzen kurulurdu. İki “kuzu kerpiç”ten biri bir bacağı, aynısı öteki bacağı, iki “ana kerpiç” gövdeyi teşkil ederdi. Baş yerine konulan kerpiçe kaş göz kömürlerle çizilir, gözbebekleri yerine parlak cam parçaları konulurdu. Bu cam parçalarının adı “cıncık” idi ve küllüklerde bolca bulunurdu.

Bulunursa eski bir örtü dedenin başına çember gibi sarılır ve etrafında dönerek tekerleme söylenirdi :

 “Eşşeğimin kuyruğunu
Kamçı mı sandın, kamçı mı sandın
Kamçılı dağlar
Bir gelin ağlar
Zülfünü yağlar
La ilâhe illallah
Şeyhin oğlu Feyzullah
Feyzullah’ın kılıcı
Arşa çıkar bir ucu
Aşağı çarşı çamur olmuş
Baklavalar hamur olmuş
Şamkapı’ya asker gelmiş,

…………………”

İki veya üç gün, ellerde kaplar kapılar çalınırdı. Eskinin dervişleri gibi, keşküllerimizi, yani kaplarımızı çıkan teyzeye, amcaya, ablaya uzatır, ondan bu bayrama katkı sağlamasını beklerdik.

Ve asla boş dönmezdik. Üç günün sonunda on beş-yirmi haşarıya yetecek kadar un, bulgur, yağ, bişi, kavurga, şeker, kavurma, kuru üzüm, hatta fasulye toplamış olurduk.

Bunları birimizin annesi, özellikle avlulu ve avlusunda hazır ocağı olan bir anneye teslim eder, çömelir beklerdik.

Dedenin başında gözcüler olurdu. Öteki mahallenin haytaları gelip dedemizi yıkmasın diye.

Yemeklerimizi, yani ganimetlerimizi yedikten sonra dedenin yanına gider, son “âyinimizi” yapar, yani tekerlememizi söyler, dedeyi taşa tutardık. Üç gün gözümüz gibi koruduğumuz dede parçalanır yıkılır aslına rücu ederdi, yani toprağa dönüşürdü.

Bu çocukların en fazla keyif duydukları bir oyundu.

Çünkü senede bir defa ve özel bir dönemde yapılırdı. İkincisi, bunu yapmak için çocuklar ailelerden ciddi destek görürler, teşvik edilirlerdi, sevap işliyorsunuz derlerdi.

*     *     *

Çok seneler sonra, Moğolistan’daki bir çalışma esnasında karşılaştığımız olay, Karaman’daki bu olağanüstü ritüeli bize tekrar yaşattı.

Başkent Ulan-Batur’dan kuzeye, Orhun Âbidelerinin bulunduğu bölgeye bizi götüren aracın Moğol şoförü, şehrin çıkışında bir taş yığını ortasında oturan bizim dedenin kıyısında durrdu.

Şöfor bir farzı yerine getireceğini söyleyip çıktı. Biz arabada olan biteni seyreder durumda kaldık.

Şöfor, taş yığınının etrafında tavafa başladı. Üç-beş, derken tavafı yediye bağladı ve duasını okuyup dağlara doğru eliyle işaretler yaptı. Sonra cebinden çıkardığı, zaten değeri pek olmayan tükriklerden (moğol parası) bir kağıt banknotu yığına bıraktı ve arabaya döndü.

Kazak tercüman konuyu, biraz da utanarak bize açıkladı :

- Bunlar hâlâ Şaman dedi, bu hareketi yapmadan yola çıkmazlar. Bu, onlar için önemlidir.

*     *     *

Mansurdede mahallesinde çocuklarla yaptığımız dedenin sırrını sanki çözer gibi olduk.

Karaman’da yıllardan beri yapıla gelen bu çocukça tören, galiba, Müslümanlığı kabul etmiş olan yerleşik halkın, hâlâ Şaman geleneklerini sürdüren azınlıkla bir dalga geçmesiydi.

Şeyhin oğlu Feyzullah, (bazan Seyfullah), arşa çıkan kılıç, aşağı mahallenin çamuru bunları anlatıyordu. Eşeğin kuyruğunu kamçı sanmak zarif bir dalga geçmeydi..

Kültürüne sımsıkı bağlı halk, bunu unutmamış, sürdürüp o günlere getirmişti.

Modern çağ, bir fırtına gibi şehirlerin üzerinde eserken birçok şey gibi bunları da önüne katıp sürdü-götürdü, ne yazık..

 

Okunma : 2367
guney sigorta
karaman


EKSPERTİZ
Gündem haberleri
Başkan Bayram: Üreticilerimiz hibelerden yararlansın
23 Eylül 2020 Okunma: 22976 Tarım
Doktorlara 'Ölüyorum, beni kurtarın' diye yalvardım
24 Eylül 2020 Okunma: 8660 Gündem
Karaman'da yeni çalışma saatleri kararı
23 Eylül 2020 Okunma: 7303 Gündem
Son dört günün en çok okunan haberlerini gösterir
Ayın en çok okunan haberleri için tıklayın