Karamandan.com

Karamandan.com

31 Ekim 2020 Cumartesi
Amsterdam’ın Turistleri 11. Bölüm: Turistler Eğlencelerde
Karamandancom'un gurbetçi yazarı Abdullah Konuksever'in gurbetçilerin yaşamına dair ele aldığı "Amsterdam Turistleri" romanının on birinci bölümü.
Kategori : Köşe Yazıları
15 Ekim 2020 10:17
 
Amsterdam’ın Turistleri 11. Bölüm: Turistler Eğlencelerde
karaman

Karamandancom'un gurbetçi yazarı Abdullah Konuksever'in gurbetçilerin yaşamına dair ele aldığı "Amsterdam Turistleri" romanının on birinci bölümü. Romanın bölümleri sırasıyla yazarımızın Karamandancom üzerindeki sayfasında yayınlanacaktır.

Güdük tefeciye olan borcunu  biriktirip anasına gönderdi. Sırada evlenme parasını vardı. Tefeciye parayı zamanında göndermişti ama ulaştıramadı yani borcu ödeyip senedi tefecinin pençesinden kurtaramadı.

Tefeci iki defa Güdüğün anasını atlattı; ilk defasında hastayım deyip parayı almadı. İkinci defa ise şehir dışındayım dedirtti. Üçüncü defa atlatmaya gerek kalmadı. Güdüğün annesi yatalak hasta oldu, çok geçmeden vefat etti. Tefeci havalarda aradığını yerde bulmuştu. Senedin gününün dolmasını bekleyip hemen Güdüğün anasının evine kondu.

Güdük, neye yanacağına şaşırdı kaldı. Anasını kaybetmiş ona mı yansın, gönderdiği paralar gümbürtüye gitmiş ona mı yansın, eve tefeci sahip çıkmış ona mı yansın yoksa kardeşlerinin: “Senin yüzünden ev elimizden alındı!” diye ateş püskürtmelerine mi yansın? Evet, neye yansın.

Kahrından artık her şeyi boş vermeye başladı, evde yemek pişirme yerine gidip dışardan yer oldu. İlk tercihi bol sarımsak soslu şuvarma daha sonra sırasıyla, tavuk kızartması,  bol acılı ve mayonezli cips ve acılı tost. Sıcacık çorba içebileceği bir çorbacı yoktu, lokantalar ise çok pahalıydı. Konfeksiyonda ütücü olup bol para kazanmaya başlayınca lokantada kebap, köfte ne bulursa yer oldu. Pastaneye uğrayıp ara sıra baklava, börek çörek yemeyi ihmal etmiyordu.

İşi biraz daha iler götürüp içki kullanmaya da başladı; içkili lokantalara gidip yemeğin yanında alkollü içecek istiyordu.

Çok geçmeden Ramazan’da Güdüğe ayak uydurdu. Hatta Ramazan işi daha da ileri götürüp ayda bir defa gece kulübüne gidiyorlardı. Köleler gibi atölyede çalışıp ağalar gibi eğlencelerde para harcıyorlardı. Güdüğün düşüneceği kimsesi kalmamıştı ama Ramazan’ın eşi Melahat mektup yazıp para istiyordu. Ramazan bir kaç kez memlekete gidenler aracılığıyla yani elden para gönderdi. Eğlenceden para artmayınca, son çare Melahat’a pek çalışamadığını yani parasının olmadığını ama babasının bahçedeki eve taşınıp bahçede çalışmasını önerdi. Bu Mektuptan sonra Melahat bir daha ne mektup yazdı ne de para istedi. Çocuklarına bakması için annesini yanına aldı, kendisi ise bisküvi fabrikasında işe girdi.

Ramazan ile Güdük bir kaç kulüpten sonra evlerinin yakındaki bir gece kulübünde karar kıldılar; kulüp eve yakındı. Gece vasıta bulamayınca yürüyerek eve gelebiliyorlardı. Ayrıca, küçük olduğu için diğerlerine nazaran biraz hesaplıydı.  Burada ne ararlarsa vardı, yemek, içki, canlı müzik ve dansöz. Zil zurna sarhoş olduklarında garsona biraz para verip kulübün malzeme deposunda ayıkıncaya kadar kalıyorlardı. Sarhoş eve gelseler, kovulacaklardı.

Ramazan ile Güdük başka bir eğlence daha keşfetmişlerdi, yüzme havuzları. 25 numaralı tramvayın son durağının az ilerisindeki havuzun diğerlerinden farkı, bu havuzda saatte bir su dalgalanılıyordu. Bu yüzden buraya geliyorlardı.  Yüzme bilme gerekmiyordu; dalgalı suyun üzerindeki bir mindere binip akıntı nereye götürülürse oraya gidiyorlardı. Top oyunları da katılıyorlardı.

Hava sıcayınca açık hava havuzuna gittiler. Burada su dalgalanmıyordu ama suyun kenarında güneşlenme imkânı vardı. 

Sıçrama tahtasından atlayanlara hayran hayran bakıyorlardı. 5 veya 10 metreden atlayıp üstelik suya düşmeden önce bir kaç takla atabilenler de vardı.

Güdük havuzda Filiz adında bir bayanla tanışmıştı. Çok iyi yüzme bildiğini, mesela Akdeniz’de kilometrelerce yüzdüğünü anlatmıştı. Filiz, sıçrama tahtasından atlamayı teklif etti. Güdük, canım istemiyor filan dediyse de Filiz’i atlatamadı.  Belinin ağrıdığını, anca 5 metrelik tahtadan atlayabileceğini söyledi.

Güdük, suya atladı… Gözünü açtığında suyun kenarında cankurtaranlar kendisiyle ilgileniyorlardı. Ramazan’da az ileride telaşla bekliyordu fakat Filiz’i göremedi. Güdük biraz toparlanınca havuzdan çıkıp gittiler, bir daha havuza adımını atmadılar.  Havuz yerine deniz kenarında gidip gönül eğleyecek birilerini arıyorlardı. Deniz kenarında boğulma tehlikesi yoktu, üstelik bazen binlerce insan sahildeydi, aradıkları insanları burada fazlasıyla bulabiliyorlardı.

Yine bir hafta sonu gece kulübüne gittiklerinde içeri alınmadılar. Meğer patron müsveddeleri kulübü kapatmışlar. Ramazan ile Güdük söylenerek giderlerken karşıdan bir araba korna çaldı, son model sportif bir araba gelip yanlarında durdu. Arabanın camı açıldığında ilk patron Erol’u gördüler. Beyefendi, makam arabasında giyinmiş, kuşanmış, süslenmiş, kokular sürünmüş bir haldeydi ve yanını da iki hayat kadını oturtmuş havasından çatlayacaktı.

-Merhaba nankör turistler!

Ramazan’ın sinir beynine sıçradı ama makam şoförün yanında koruma da vardı, korumalar genelde silahlı olurdu.  Erol’un harcı çok kolaydı, bir kaç darbede Ramazan yerle bir edebilirdi ama yine de seslenmeden hızla oradan uzaklaştılar. Belinde silahlı biriyle kapışmayı göze alamadı. “Patron müsveddesi demek karın tokluğuna çalıştırdığı insanların sırtından kazandığı paraları böyle fahişelere yediriyor,  mekân filan kapatıyor!”  diye söylenip sövdü.  “Cevap vermemek, adam yerine koymamak en iyi hakarettir!”  diye düşündü.

...

Abdullah Konuksever

 

Okunma : 762
REKLAM
karaman


Yavuzlar iplik
guney sigorta
EKSPERTİZ
Gündem haberleri
Merhum kefeninin arasında not bıraktı
28 Ekim 2020 Okunma: 43408 Yaşam
Karaman Selçuklu Hastanesinde hayrete düşüren ameliyat
27 Ekim 2020 Okunma: 9241 Sağlık
Hizmet, Karaman çiftçisinin ayağına getirildi
28 Ekim 2020 Okunma: 7754 Tarım
Son dört günün en çok okunan haberlerini gösterir
Ayın en çok okunan haberleri için tıklayın