Karamandan.com

Karamandan.com

27 Kasım 2020 Cuma
Amsterdam’ın Turistleri 15. Bölüm: Sılaya Dönüş
Karamandancom'un gurbetçi yazarı Abdullah Konuksever'in gurbetçilerin yaşamına dair ele aldığı "Amsterdam Turistleri" romanının on beşinci bölümü.
Kategori : Köşe Yazıları
26 Ekim 2020 09:05
 
Amsterdam’ın Turistleri 15. Bölüm: Sılaya Dönüş
karaman

Karamandancom'un gurbetçi yazarı Abdullah Konuksever'in gurbetçilerin yaşamına dair ele aldığı "Amsterdam Turistleri" romanının on beşinci bölümü. Romanın bölümleri sırasıyla yazarımızın Karamandancom üzerindeki sayfasında yayınlanacaktır.

Martın ortasında işi bıraktı, ev sahibine evden ayrılacağını söyledi. Bir hafta hem dinlenip hem de alış veriş yapacaktı. Yunus ve Emre’ye söz vermişti, eşofman, spor ayakkabısı, meşin top alacaktı. Şirin’e kırmızı fistan, ayakkabı ve ağlayan bebek sözü vardı. Melahat’a ise parlak başörtü, çanta, ökçeli ayakkabı ve başka elbiseler götürecekti. Annesine kadife kumaş alacaktı. Babasına da iyisinden budama makası. Tek sorun bunları nerden bulacaktı.

İlk önce gidip seyahatçiden bilet aldı; Cuma gece Ankara’ya uçacaktı.  Tehir olmazsa eğer, öğleden önce evine varacaktı.

Ostın ve Heniken pazarlarını gezdi ama aradıkların çoğunu bulamadı hâlbuki Heniken’in en büyük pazar olduğunu duymuştu. Gerçi yok yoktu ama ömründe hiç eşi ve çocuklarına elbise filan almamıştı. Bayramlarda Melahat her şeyi alırdı. Alacağı elbiselerin mesela hangi beden olması gerektiğini bilmiyordu. Üstelik alacaklarının modasının geçip geçmediğini de bilmiyordu. 3.5 yıl sonra modası geçmiş şeylerle çocuklarını üzmek istemedi. Heniken pazarından büyükçe bir bavul ile çanta aldı, memleketten getirdiği bavul küçüktü. Götürmek istediği eşyaları kesin almazdı.

Merkezdeki 3 katlı elbise mağazasına gitti.  Bu mağazayı çok duymuştu ama önce hiç gelmemişti. Birinci kat erkeklere, ikinci kat çocuklara üçüncü kat ise bayanlara yönelikti. Katlara yürüyen merdivenlerle çıkılıyordu. Bu mağazada satılanlar pazara rağmen pahalıydı ama kaliteli elbiselerdi, ayrıca modası filan geçmiş olamazdı.  İlk önce çocuklar bölümünü gezdi, aradıkları elbiseleri buldu. Tek sorun çocukların bedeni. Sağına soluna bakındı, sonunda oğlanları yaşıtı olan bir aile gördü. Yaklaşıp selam verdi; meğer adam İtalyan’mış.

Biraz daha gezindikten sonra kızıyla gezinen bir Türk kadını gördü ama bir şey sormaya cesaret edemedi; yanında eşi yoktu.

Hollandalı bayan tezgâhtarlardan birinin kendini takip ettiğinin farkına vardı.  El kol işaretiyle çocuklarına elbise aradığını anlatmaya çalıştı. Tezgâhtarın rahatsız olduğunu görünce çıkıp gitti.

Başka bir mağazada eşine çantaya bakıyordu, bu sefer mağazanın tezgâhtarı gelip bir şey söyledi. Yine tarzanca eşine çantaya baktığını anlatmak istedi ama olmadı. Bu sefer az ileride bulunan iki üç Türk genci gelip tercümanlık yaptılar. Meğer tezgâhtar Ramazan’ın hırsızlık yapacağından şüphelenmiş. Buna fena halde bozulan Ramazan cebinden bir tomar para çıkarıp adama gösterdi: ‘ meteliğimiz var ulan!” Çantayı almadan çıkıp gitti. Bu böyle olmayacaktı, en iyisi alış veriş için amcakızı Dürdaneden yardım istemekti.

İki gün sonra amcasının kızı Durdane’nin evine gitti. Durdane’ye memlekete geri dönmek istediğini anlattığına pişman oldu. Durnane, serada 4 yıl daha dişini sıkmakla oturum hakkı elde edeceğini anlattı.  Dile kolay, 4 yıl daha dış sıkıp çalışmak! Durdane, fikrinde ısrar ediyordu. Hatta bir iki ay sonra izin dönüşü Melahat’ı minibüs ile kaçak getirebileceklerini filan anlattı.  Ramazan, amcakızının söz dinlemediğini fark edince kötü yollara düşmekten korktuğunu anlattı, Zeki Kurt’un düştüğü halden bahsetti.

Ramazan, amcasının kızıyla alış verişe çıktı. Çok geçmeden rahatsız olmaya başladı, alış veriş yapmayı hiç sevmemişti. Hele Durnane’nin her şeyi mıncıklamasına daha fazla dayanamadı. Durnade bunu fark etti. 

-Ramazan, alış veriş yaparken eniştenle de hep kavga ederiz. Enişten benimle alış verişe çıkmaz, ben tek başıma alış veriş yapmaya alıştım. Gönlüme göre geze, geze, göre göre, mıncıklaya mıncıklaya alırım.  Seninle de kavga yapmayalım,  sen iyisi bana liste ver. Ben akşama kadar hepsini alırım. Tabi biraz da para lazım, pamuk ellerini cebinin en derinlerine indir bakayım.

Bir yerden kâğıt kalem buldu ve Durnane’ye istediklerinin listesini verdi. Durdane’ye göre alacakları aşağı yukarı 250 gülden tutardı, Ramazan 350 gülden verdi. Kendisine de bir şeyler almasını söyledi.

Ertesi günü eşyalarını almaya gittiğinde şaşırdı kaldı. “Bu kadar eşyayı ben nasıl bavula sığdırırım?” diye hayıflandı. Durdane buna da bir çözüm buldu. “bavullarını getir, ben güzelce yerleştiririm emmioğlu. Siz erkekler zaten bir bizsiz şey beceremezsiniz!”

Ramazan biraz daha para bırakıp çocuklarına bol bol şekerleme almasını istedi. Marketlerde o kadar çok çeşit şeker, çikolata, sakız filan vardı ki, hangisini alacağını şaşırıyordu.

Alış veriş derken bir hafta hemen geçiverdi. Eniştesi ile Dürdane Amsterdam havalimanına getirdiler. Beraberce bavulu verdiler ve Ramazan vedalaştıktan sonra pasaport kontrolünden geçmek için sıraya girdi. Pasaportunu verdiğinde polis, Ramazan’a bir şeyler dedi ama anlamadı. İşaret yapıp takip etmesini söyledi. Uçağı kaçıracağından korktu. Bir kaç dakika bekledikten sonra polis yanında tercümanla geldi. Neden izinsiz bu kadar Hollanda’da kaldığını sordu. Ramazan ise gezmeye değil aslında çalışmaya geldiğini söyledi. Polis hemen kaç gülden kazandığını sordu. Bir şey kazanamadığını söyleyince polis inanmadı. “ Kardeşim, kazandım ama Hollandalı kadınlara yedirdim!” deyince polis memnun kaldı. Nerede kaldığını, kimlerin yanında çalıştığını filan sordu ama Ramazan bol bol yalan attı. Hatta tercümana sordurttu: “ hangi kadınlara, nerde, ne kadar ve nasıl para yedirdiğimi merak etmiyor mu?” diye sorunca polis kahkaha attı ve sorgulamayı bıraktı.

Ramazan yoğun, yorucu,  bol kargaşalı ve stresli bir yolculuktan sonra akşama yakın taksiyle sokağa girdiğinde şok oldu. Evinin önündeki kalabalıktan korktu. Düğün olmadığına göre kesin biri ölmüş olmalıydı. Telaşın farkına varan şoför sordu:” abi, neyin var? “

-Bu kalabalık pek hayra alamet değil, düğün olmadığına göre kesin biri ölmüştür!

-Olur mu abi hiç! Sen hiç cenazeye gitmedin galiba, bu evde cenaze filan yok. Burada şenlik var abi!

Araba evin önüne gelmeden oğlanları, kızı ve yeğenleri arabaya doğru koşmaya başladılar. Mesele anlaşılmıştı, kimseye söylememişti ama yine geleceğini herkes öğrenmiş. Sabahtan beri beklerlermiş! “ Durdane’nin işidir bu!” diye düşündü.

Sürpriz yapmak istemişti olmadı, herkes gelmiş sabahtan beri kendisini bekliyordu. Gerçi bu karşılamada hoşuna gitti, bir akşam bütün sevdikleriyle buluştu, hasret giderdi.

...

Abdullah Konuksever

 

Okunma : 1106
sağlam pen
guney sigorta
Yavuzlar iplik
karaman


Gündem haberleri
Karaman'da Genç Kadın Banyoda Ölü Bulundu!
25 Kasım 2020 Okunma: 12341 Asayiş
Park Karaman Alışveriş ve Yaşam Merkezi Açıldı
26 Kasım 2020 Okunma: 11233 Ekonomi
Karaman Özel Selçuklu Hastanesinin acı günü
26 Kasım 2020 Okunma: 9641 Gündem
Son dört günün en çok okunan haberlerini gösterir
Ayın en çok okunan haberleri için tıklayın