Karamandan.com

Karamandan.com

31 Ekim 2020 Cumartesi
Amsterdam’ın Turistleri 6. Bölüm: Hapishaneden Kaçış
Karamandancom'un gurbetçi yazarı Abdullah Konuksever'in gurbetçilerin yaşamına dair ele aldığı "Amsterdam Turistleri" romanının altıncı bölümü.
Kategori : Köşe Yazıları
02 Ekim 2020 10:15
 
Amsterdam’ın Turistleri 6. Bölüm: Hapishaneden Kaçış
karaman

Karamandancom'un gurbetçi yazarı Abdullah Konuksever'in gurbetçilerin yaşamına dair ele aldığı "Amsterdam Turistleri" romanının altıncı bölümü. Romanın bölümleri sırasıyla yazarımızın Karamandancom üzerindeki sayfasında yayınlanacaktır.

Konfeksiyondaki hapis hayatına daha fazla dayanamayan Ramazan, patronla konuştu. İçeride artık bunaldığını, dışarı çıkmak istediğini aksi takdirde kaçıp gideceğini söyledi. Patronun büyük oğlu Cumartesi akşam gezmeye götürecekti. Cumartesi öğle vakti geldi.

-Beyler, eğlenceye gitmeden önce biraz hazırlanmanız lazım.

-Nasıl yani?

-ilk önce gidip size üst baş alacağız. Bu kıyafetle sizi içeri almazlar.

-Kime ne ya bizim kılık kıyafetimizden!

-Ramazan abi, eğlence mekânlarının girişinde izbandut kılıklı adamlar olur, kılık kıyafetini beğenmediği kişileri içeri almaz. Zorluk çıkarırsan bir güzel dayak yersin.

-Ulan beni burada dövebilecek adam anasından daha doğmamış aslanım, sen beni tanımıyorsun!

-O zaman abi polisler gelir, daha berbat olur. Ben seni orada tanımam, olay çıkarırsan sıvışırım. En iyisi hiç gitmeyelim, ne dersin?

-Tamam, tamam hadi gidelim.

Ramazan ve Güdük kot pantolon, kot ceket, gömlek ve spor ayakkabıları aldılar. Biriktirdikleri paranın yarısı elbiseye gitti. Sıra tıraş olmaya geldi.

-Beyler, saçları da bir güzel tıraş ettik mi bu iş tamamdır. Kimse eğlenmenize engel olamaz.

Saçlar tıraş olduktan sonra sıra bıyığa gelmişti.

-Lan ben bıyığıma dokundurtmam!

Biraz tartışmadan sonra Ramazan bıyığının biraz kısaltılmasına ikna oldu. Bu ara akşam olmuştu, patronun arabasıyla eğlence yerlerine gittiler. Gece bire kadar eğlendiler. Eve geldiklerinde Güdük yaşadıklarının şokunu atamadı.

-Abi, bu ne ya! Bir ay değil bir yıl bile beklerim ben böylesi eğlence için. Avrupa’ya geldiğimin yeni farkına vardım, iyi ki gelmişim abicim! Çok sağ ol, sayende oldu Ramazan abi!

Patronun oğlu bazen her hafta bazen de iki hafta da bir gelip Ramazan ve Güdüğü gezmeye götürüyordu. Ara sıra sağır Metin’de geliyordu. Pahalı mekânlarda gönül eğlendiriyorlardı. Bir hafta çalıştıkları bazen bir gecede bitiyordu. Para yetmediği bile olurdu, patronun oğlu turistlere borç para verirdi.  

Güdük, hayatından fazlasıyla memnundu ama Ramazan’ın içinde sıkıntı vardı. Üç beş geziden sonra dikkatini çekti.

-Güdük, FM radyolarında Türk dükkânlarının reklamı var: bar, restoran, kahvehane, okey salonu, market, kasap, pastane, garaj vesaire. Bunların hiç birini görmedik,  farkındaysan patronun oğlu bizi başka Türklerin gelmediği yerlere götürüyor hep. 

-Abi, daha iyi ya! Zaten sabahtan akşama kadar vatandaşlarla beraberiz. Bırak ta gönül huzuru içinde eğlenelim. Sahi, senin derdin ne abi?

-Sanki bizi vatandaşlardan uzak tutuyormuş gibi geliyor bana! Neyse bana bakma sen!

Ramazan evden gelen gömlekleri kontrol ediyordu. İşler hem iyi dikilmiş hem de iplikleri temizlenmiş vaziyetteydiler. Neden sonra birisinin yanına çok yaklaşmış olduğunu fark etti. En sevmediği ise tanımadığı kişilerin yanına çok yaklaşmalarıydı. Yana baktığında, birisi gülerek kendini seyrediyordu. 

“Ne sırıtıyorsun lan!”  diyecekti ki, son anda durdu. Sima yabancı değildi ama çıkaramadı.  

-Beni tanıyamadın ha! Alacağın olsun Ramazan!  

Sesinden hemen tanıdı, çocukluk arkadaşı Yılmaz idi yanında duran!  Sarıldılar, hal hatır sordular.  Yılmazı çok severdi, ilkokul, ortaokul ve liseyi beraber okumuşlardı. Liseyi bitirdikten sonra üniversiteyi kazanamayınca ailesinin yanına gitmişti. Patron yoktu, uzun uzun sohbet edip hasret giderdiler. Meğer Yılmaz eniştesinin evinde dikilen gömlekleri getirmiş.  

Diğer terziler gittikten sonra Ramazan konfeksiyon maaşlarını, ev kiralarını sordu. Aldığı cevaplar hiç hoşuna gitmedi. İyi bir lokcu saatte 10 gulden kazanırmış. Turistlerin kaldığı ev kiraları ise aylık 100 güldenmiş.  

Haklı çıktı, meğer patron kendilerini karın tokluğuna çalıştırıyormuş! Bu yüzden olsa gerek, uydurma bahanelerle dışarı çıkarmıyordu. Yılmaz, iş ve ev bulduktan sonra turistler Erol’ un hapishanesinden kaçacaklardı.  İlk Pazar sabahı Yılmaz geldi, hem iş bulmuş hem de ev.  Ramazan bir not yazdı: “ Erol abi, bize yolda rehberlik yaptın, iş verdin, ev verdin. Aylarca karın tokluğuna çalışmakla vefa borcumuzu ödemişizdir. Hakkım helal olsun, sen de hakkını helal et.”

Abdullah Konuksever

 

Okunma : 721
REKLAM
Yavuzlar iplik
EKSPERTİZ
guney sigorta
karaman


Gündem haberleri
Merhum kefeninin arasında not bıraktı
28 Ekim 2020 Okunma: 43376 Yaşam
Karaman Selçuklu Hastanesinde hayrete düşüren ameliyat
27 Ekim 2020 Okunma: 9240 Sağlık
Hizmet, Karaman çiftçisinin ayağına getirildi
28 Ekim 2020 Okunma: 7747 Tarım
Son dört günün en çok okunan haberlerini gösterir
Ayın en çok okunan haberleri için tıklayın