Baklazade Camii | Karamandan.com - Karaman Haber

Baklazade Camii | Karamandan.com - Karaman Haber

13 Temmuz 2020 Pazartesi
Baklazade Camii

Adı ve Yeri: Say Mahallesi’nde bulunan[1] Baklazade Camii, adını dönemin zengin hayırseverlerin­den Mehmet Efendi’nin lakabı olan Baklazade’den almıştır[2]. Bazı belgelerde “Baklacı-zâde[3] olarak da geçmektedir. Başlangıçta mescit olarak yapılan mabet, merkezden gelen izin sonrasında 05 Cemaziyelevvel 1170/26 Ocak 1757’de minber konularak camiye dönüş­türülmüştür[4].

Banisi ve Yapım Tarihi

  Baklazade Camii’ni inşa eden Say Mahallesi sakinlerinden, Baklazade Mevlâna Mehmet Efendi’dir[5]. Cami ile ilgili ulaşabilen en eski belge; mabedin banisi olan Baklazade’nin oğlu ve kızları tarafından hazırlatılan Cemaziyelahir 999/1591 tarihli bir vakfiye[6] olduğuna göre mabet, bu tarihte veya bu tarihe yakın bir zamanda inşa edilmiş olmalıdır.

Mimari Yapısı

  Baklazade Camii bugün mevcut olmayıp mimari yapısıyla alakalı şimdilik herhangi bir bilgi tespit edilememiştir. Ayakta kalamadığına bakılırsa dönemin şartlarına göre toprak ve taş malzemeden geleneksel yöntemlerle yaptırılmış olmalıdır.

Vakfiyesi ve Vakıfları

  Baklazade Camii ile alakalı ulaşılabilen tek vakfiye, yukarıda kısaca değinildiği üzere Cemaziyelahir 999/Nisan 1591 tarihli olup Mehmet Efendi’nin oğlu Hasan Çelebi ile kızları Fahrünnisa ve Abide Lârende Müftüsü Mevlâna Şeyh Nasuh Halife’nin huzurunda Karaman Şeriye Mahkemesi’nde tescil ettirmişlerdir. Buna göre Mahalle Mescidi’ne sınır olan iki sofa, beş adet tabhhane, iki hayat, bir yarım sofa, iki ayrı oda, kiler ve ahırdan oluşan ev her şeyiyle birlikte vakfedilmiştir. Bunun haricinde aynı mahallede bulunan bir bahçe ile Seydi ve Yahşi Bahçesi olarak bilinen meşhur bahçeler, meyveli ve meyvesiz tüm ağaçlarıyla birlikte Baklazade Camii’nin vakıfları hâline getirilmiştir. Buralardan elde edilen gelirlerle görevlilerin ücretleri karşılanacak, şayet gelirler artarsa Mekke ve Medine fakirlerine tasadduk edilecektir[7].

  Baklazade Camii’ne yukarıdaki vakfiyede belirtilen vakıfların dışında sonradan başka vakıflar da tahsis edilmiştir. Evahir-i Muharrem 1193/08-17 Şubat 1779 tarihi itibariyle vakfın sahip olduğu mal varlığı şunlardır: Karaman’ın Pazaryeri’nde bir tuzcu dükkânı, Aşağı Çarşı’da bir bakkal dükkânı, Yukarı Çarşı’da iki adet dükkân, Göl Yeri denen mevkide tahminen dört, Mal Köprüsü başında altı dönüm tarla, Yağdan mevkiinde boyalık arsa ve sadece arsaları vakıf olan değişik yerlerdeki beş adet dükkân ile iki adet yağhane[8].

  Baklazade Camii Vakfı’na gelir sağlayan yerlerden biri olan Göl Yeri mevkiindeki arazinin, evahir-i Safer 1169/26 Kasım-04 Aralık 1755 tarihinde icara verilmesine dair bir temessük belgesi bulunmaktadır. Buna göre arazinin kıble tarafı göl, doğu tarafı şehrin suru, batı tarafı kamuya ait yol, kuzey tarafı ise Emir Musa Medresesi’nin vakfıdır. Araziyi kullanan Uzunzade Seyit Mustafa gurbette vefat etmiş, kızları Ayşe ve Sakine de Karaman dışında yaşadığından tarlayı kullanmak istememişlerdir. Bu sebeple tarla, Seyit İsmail Efendi’ye ürünün onda biri karşılığında kiraya verilmiştir[9].

  Baklazade Camii’nin yukarıda bahsedilen gayrimenkullerinin bir kısmının kiraya verilerek vakıf için gelir elde edildiği 1260/1844-1845 tarihli Temettüat kayıtlarından anlaşılmaktadır[10].

  Baklazade Camii’nin vakfiyesi tespit edilememekle birlikte bir de nukut vakfının bulunduğu Cemaziyelahir 1109/Aralık 1697 tarihli bir belgeden anlaşılmaktadır. Buna göre vakfın mütevellisi Mehmet’in vefatıyla yerine günlük yarım akçe ücretle Veli getirilmiştir[11]. Rebiyülevvel 1131/Mart 1719 tarihinde Veli’nin vefatıyla bu vazife Osman’a geçmiştir[12].

Görevlileri

  Baklazade Camii’ne birçok görevli ataması yapılmıştır. Bunların başında imam, hatip ve mütevelli atamaları gelmektedir. İmamlar bazen mütevellilik görevini de üstlenmişlerdir. Mesela Mustafa oğlu Mehmet, günlük bir akçe ücretle imamlık, yarım akçe ücretle mütevellilik, bir akçe ücretle nazırlık vazifesi yaparken vefat etmiştir. Bu nedenle oğulları Hüseyin ve Abdülkerim kardeşlere, 19 Şaban 1227/28 Ağustos 1812 tarihinde bu vazifeler için berat verilmiştir[13]. Bunların dışında çeşitli görevli atamaları incelenen dönem boyunca düzenli olarak devam etmiştir[14].

 

[1] BOA, Karaman Ahkâm Defteri, no. 20, s. 252; VAD, no 1155, s. 7.

[2] KARŞS, no. 295, s. 120.

[3] KARŞS, no. 335, s. 85.

[4] KARŞS, no. 287, s. 22.

[5] BOA, C. EV, Dosya no. 447, Gömlek no. 22636.

[6] KARŞS, no. 277, s. 22.

[7] Osmanlı toplumunda Mekke ve Medine’deki ihtiyaç sahipleri başta olmak üzere Kâbe ve Ravza görevlilerine hayırseverler tarafından vakıflar oluşturulmuştur. Gelirlerinden hâsıl olan paralar, hac mevsimlerinde “surre alayları” ile Hicaz Bölgesi’ne gönderilir, ilgililere nakden verilirdi (Nişancı Mehmet Paşa, aynı yazma, s. 72a).Vâkıf Mehmet Efendi’de o zaman Türk toplumunda geleneksel olarak devam eden usule uyarak vakıf gelirlerinin artan kısmının Haremeyn fukarasına verilmesi şartını koyarak Anadolu insanındaki kutsal topraklara olan sevginin bir örneğini ortaya koymuştur. İncelenen dönemde bu hususta başka örnekler de bulunmaktadır. Geniş bilgi için bk. Mehmet Zeki Pakalın, “Haremeyn Vakıfları” Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü, I, (kısaltma: Tarih Terimleri), İstanbul 1971, s. 741; Münir Atalar, Osmanlı Devleti’nde Surre-i Hümâyûn ve Surre Alayları, Ankara 1991, s. 33.

[8] KARŞS, no. 297, s. 114.

[9] KARŞS, no. 287, s. 182.

[10] Karaman Temettüat Defteri, s. 406.

[11] VAD, no. 1140, s. 653.

[12] VAD, no. 1131, s. 110.

[13] KARŞS, no. 295, s. 111, 120; VAD, no. 569, s. 17.

[14] KARŞS, no. 290, s. 127; no. 292, s. 110; no. 335, s. 92; BOA, Karaman Ahkâm Defteri, no. 20, s. 252; C. EV, Dosya no. 447, Gömlek no. 22636; AE. SSLM. III, Dosya no. 382, Gömlek no. 22007; AE. SMST. III, Dosya no. 206, Gömlek no. 16233; AE. SSLM. III, Dosya no. 381, Gömlek no. 21944; VAD, no. 558, s. 172-173-174; no. 559, s. 3; no. 561, s. 6, 14, 15, 20; no. 562, s. 15, 18; no. 563, s. 3, 4, 6; no. 569, s. 7, 9, 10, 20, 21; no. 1154, s. 11; no. 1155, s7; no. 1131, s. 110, 111.

Düzenleme : 24 Şubat 2020 11:34 Okunma : 1030