Bunca yatırıma rağmen neden eğitimde başarısızız? | Karamandan.com - Karaman Haber

Bunca yatırıma rağmen neden eğitimde başarısızız? | Karamandan.com - Karaman Haber

05 Ağustos 2020 Çarşamba
Bunca yatırıma rağmen neden eğitimde başarısızız?

Türkiye'de en avamından tutun en alimine kadar kime sorsanız "Türkiye’nin eğitim sistemi sorunlu" der.

Devlet bütçesi açısından yatırımların büyük bir bölümü eğitim alanına yapılmasına rağmen en başarısız olunan alanda maalesef ki eğitimdir. Bu noktada sorgulanması gereken  ‘’Bu kadar yatırıma rağmen neden en başarısız olunan alan eğitimdir?’’ sorusudur.

Millet olarak her zaman eğitim sistemi sorunludur sistemin değişmesi gerekiyor diyerek eleştiriyoruz. Tamam, eyvallah da eleştiriyorsak eleştirimizin arkasında desteğimiz olmalı bir şeye karşı çıkıyorsak karşısına bir şeyle çıkmalıyız. Sadece yanlış olanı söyleyip kenara çekilmemek doğru olanı da söylemek gerekir. Maalesef bugün bir şahsı, bir kurumu veya kuruluşu eleştirdiğimizde bir art niyet aranır oldu. En çok yanıldığımız nokta da burası oldu zaten, biz kendi sistemimizi eleştirip çözüm yolu üretmeye çaba göstermedik dışarıdan birileri bizi eleştirince bu da zorumuza gitti.

İlk olarak eğitim sistemini oluşturanlar Milli eğitim bakanı başkanlığında ki heyetler oluyor. Şu an ki milli eğitim bakanımız Ziya Selçuk Bey eğitimin içerisinde yetişmiş bir isimken bundan önce ki bakanlarımızdan İsmet Yılmaz denizcilik alanında kendisini yetiştirmiş, Nabi Avcı ise iletişim profesörlüğü yapıyordu. Hülasa daha önceleri eğitimin içerisinden isimler başa getirilmemiş maalesef bu sebepten ötürü uzun vadeli bir eğitim sistemi oluşturulamamış her gelen bakan yeni bir sistem geliştirme çabasına girmiş, yapabildiği şey bir önce ki bakanın sınavlara verdiği ismi ve soru dağılımını değiştirebilmek olmuştur. Şu an ki bakanımız Ziya Selçuk beyin göreve getirilmesini doğru bir adım olarak görüyorum uzun vadeli görev yaptığı takdirde güzel bir eğitim sistemi kuracağı inancını taşıyorum.

İkinci bir husus Türkiye’de eğitim sisteminde konu bazlı değil ders bazlı bir sistem vardır. Bu da misal olarak 2.dünya savaşı konusu yalnızca tarih dersinde ‘’2.dünya savaşı hangi tarihte, kimler arasında yapılmış, sebepleri ve sonuçları neler’’ gibi yüzeysel bilgiler ezberletilerek işleniyor. Bugün ismini bile çoğumuzun duymadığı Finlandiya yeni bir eğitim sisteminin temellerini atarak ders bazlı değil konu bazlı bir sistem geliştiriyor. Finlandiya’da aynı konu yani 2. dünya savaşı yalnızca Tarih dersinin konusu olmayacak aynı zamanda 2.dünya savaşının yapıldığı coğrafya, o dönemde ki insanların sosyo-psikolojik durumları ve kullanılan silahlar ayrı ayrı derslerde bahis konusu yapılacaktır.

Üçüncü bir husus Türkiye’de özellikle ilkokullarda çocuklara bilgi yüklemesi yapılıyor. Maalesef öğretmenlerimiz üniversitede o kadar kitap, makale, dergi okuduk bunları bir şekilde kullanmalıyız diyerek çocuklara bilgi yüklemesi yapıyorlar. Aslında yapılması gereken bilgi değil ahlak yüklemesidir. Mesela; dersin konusu Hz. Muhammed’in ahlakı diyelim. Öğretmen tahtaya Hz. Muhammed güvenilirdi, sabırlıydı, adaletliydi vs. maddeleri yazarak öğrencilerden defterlerine yazmalarını ve bunları ezberlemelerini istiyor. Hal bu ki bunun yerine çocuklara herkes haftaya kadar Hz. Muhammed (as)’in en az bir örnek davranışını hayatında uygulasın haftaya sınıfta yaşadıklarını anlatsın dese ne güzel olurdu..

Dördüncü bir hususta Öğretmenin bir derdi olmalı. İşini severek ve ibadet gibi görerek yapmalıdır. Sınıfa girdiğinde omuzlarında bir sorumluluk yükü hissetmelidir. Kendisini öğrencinin sadece sınıfta ki hal ve hareketlerinden mesul hissetmemeli ders süresini bir şekilde doldurayım da gerisi beni ilgilendirmez dememeli. İşlediği dersi güncel hayatla irtibatlandırmalı öğrencilerin ilgi ve isteklerine göre dersi çekici hale getirmelidir. Onlarla arkadaşlık bağı kurup dertlerini dinlemeli çözüm yolu üretmelidir. Velilerle irtibat kurup iş birliği içerisinde okulda ki eğitimi eve de taşımalıdır.

Son olarak ‘Âlim dediğimiz insanların başarılı olmalarının, isimlerinin bugün dahi gündemde olmalarının temel sebebi ilimden önce irfanın peşinde koşmaları idi. Yani gayeleri önce arif sonra âlim olmaktı. Aktaracakları ilmi önce uygulamış sonra aktarmışlardı. Bizim kaçırdığımız nokta ise tam burasıdır.

Turgut Kahveci

Düzenleme : 04 Mart 2020 17:51 Okunma : 1608