Karamandan.com

Karamandan.com

31 Ekim 2020 Cumartesi
Can otu
Zâhid bu bürûdetle eger dûzaha girsen Bir lü'le duhan yakmağa ateş bulamazsın Lâedrî "Ey yüzü sirke satan anlayışsız sofu! Bu soğuk suratla cehenneme girsen; cehennem ateşi bile söner de sigara yakmağa ateş bulamazsın.
Kategori : Köşe Yazıları
09 Ekim 2020 13:55
 
Can otu
karaman

Zâhid bu bürûdetle eger dûzaha girsen
Bir lü'le duhan yakmağa ateş bulamazsın
Lâedrî

"Ey yüzü sirke satan anlayışsız sofu! Bu soğuk suratla cehenneme girsen; cehennem ateşi bile söner de sigara yakmağa ateş bulamazsın.”

Efendim tarih, otoriteye kafa tutmuş ve kellelerinden olmuş şairlerle dolu. Taht meselelerinden tutun, savaşlara, fukaralıklara, kanunnamelere varana kadar birçok konuda şairler padişahlara ve sadrazamlara karşı söyleyip durmuşlar. Tabi şimdiki basından daha etkili bir dille. Zira aradan yüzyıllar geçmiş olmasına rağmen Şair Nabi’nin Çorlulu Ali Paşa’ya attığı manşet hala dilden dile dolaşmaktadır.

Çok ta mağrur olma kim meyhâne-i ikbalde
Biz hezâran mest-i mağrûrun humârın görmüşüz

Bu sağlam beyitler karşısında devlet boş durur mu; bahşiş ve ulufelerle susturamadıkları şairleri zindanlarda misafir eder. Olmadı Fizan’a sürer, daha da olmadı kellesini ister.

Bütün bu ezici baskılar karşısında bazı şairler yelkenleri suya indirseler de, bir konuda hiç taviz vermeden dim dik dururlar. Hangi konu mu? Tütün tabii ki. Çünkü hepsi tiryaki idi!

Devrin uleması medreselerde; “Et-tekrâru ahsen, velev kâne yüz seksen”  Derken, tiryaki talebeler nazire olarak  “El-kahve bilâ duhân, Ke'n-nevmi bilâ yorgan” derlermiş.

Bu sözü kim söylemiş bilimiyorum ama eski edebiyatımızda tütün ve nargileye methiyeler düzmeyen şair yok gibidir. Fasîh'in, Tenbâkû-Nâmesi ve XVII. Asır Şairlerinden Allâme Şeyhî’nin Kaside Berâ-yı Zemm-i dühân’ı meşhurdur. Daha niceleri söyler;

Vakt-i imsâkdeki micmere-i anberden'
oşdur âlüfteye iftarda bir lüle duhân
Sâbit

Hoş gelür dilber-i billûr-beden vaslından
akt-i iftara gelen nârgil-i sim-endâm
Koca Ragıp Paşa

Osmanlı padişahlarından IV. Murad, tütünü yasakladığında Şair Sabit dilini tutamayıp şöyle dememiş miydi;

Ağır bahâlara çıksa aceb mi can otudur
Duhanı zâhid-i har sanmasın yaban otudur

...

Bunca yasaklamalara rağmen sigara içmekten vazgeçemeyen tiryakiler;

Zararsız bir duhan hakkında neyler bunca dikkatler
Duhan-ı âh-ı mazlumânı men eylen, oldur hüner.

“Zararsız bir duman için bu kadar uğraşmanın ne gereği var. Asıl hüner, mazlumların ahının dumanına engel olmaktır.” diyerek hem tütünden vazgeçmediklerini beyan edip hem de inceden yermemişler miydi padişahı.

Son yüzyılda yaşamış şairlerde pek farklı sayılmaz. Ağzından düşürmediği cigarasıyla meşhur şairimiz Necip Fazıl’ın “Çayı ve tütünü yaradan Allah’a hamd olsun” dediği herkesçe bilinir.

Peki, nerden bulaştı insanlığa bu illet? Doğrusu tütünün ne zaman ve nerede ilk defa yetiştirilip içildiğine dair pek bir kesin bilgi yok ise de eski kitaplarda bazı rivayetler var. Yine Divan şairlerinden Sünbülzade Vehbi: "Hem dahi lü'lede ma'ruf vech üzre istimali şâyi' olan tütünün ismi Farisi'de tonbâkû; Arapça'da tabakadır. Yenidünyayı buldukları zamanda zahir olup ve kemal-i şöhreti 1601 tarihinde oldu. Ol mertebe kuvvet-i zuhur bulmuştur ki cihandan def'i muhal derecesine varmıştır. Bazı ferasetlu zariflerden istima olunmuştur ki tabaka sözü ile Allah'ın esmai hüsnasından olan Kavi (Kuvvet sahibi) ismi, ebced hesabı ile 116 rakkamında denktir ve bu cihetle dünyadan kaldırılması mümkün olmaz." Demiştir.

Mutasavvıflarda geri durmamışlar tütün muhabbetinden. Hatta Gavsi Dede bir beyitinde tütünün haramlığı ile ilgili, “Ne alâkası var” demiştir:

Nâsıh ko bizi gel sen dûd içmege men itme
Hürmetine bir âyet ü yer var ise gel göster

Hatta tütünün önce kıyılıp, sonra da ateşle yakıldığına üzülen Nabi gâvur ölüsü gibi der;

Gâh şimşîr-i sitem, gâh azâb-ı âteş
Küşte-i kavm-i nasârâ gibidir tönbâkû

Yörüğün biri meşhur Laz Hoca’ya sormuş, Hocam tütün haram mı helal mi? diye. El cevap;

Tütün çürük olursa,
Lüle kırık olursa,
Çubuk erik olursa,
İçen Yörük olursa,
Haramdır!

Tütün Şiraz olursa,
Lüle Burgaz olursa,
Çubuk kiraz olursa,
İçen de Laz olursa,
Helaldir!

Allah gani gani rahmet eylesin bozkırın tezenesi ozanımız Neşet Ertaş dönemim Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir televizyon programına çıkmıştı. Programda Başbakan, tiryakilere nasıl sigarayı bıraktırdığını anlatırken sözünü kesiyor Neşet Ertaş;

Efendim özür dilerim zenginise bıraksın, fukaraysa ne yapacag, hanım duz diyo erkean yüraa cız diyo. Alektiriğin parası, suyun parası, ekmaan, zeytinin parası yog. Çocuklar hiç haldan habardan anlamayor. Eee covarada yasak olursa ne yapacag.

Tabi Erdoğan’da hazır cevap:

“Neşet Baba, Neşet baba, cigaranın parasıyla elektriği suyu ödesin”

Hasılı nerde bir ozan şair varsa vazgeçmemiş tütünden ve şiirden. Efendim bunca lafügüzaftan sonra “sen ne düşünüyorsun bu sigara konusunda” derseniz; Tabi ferman devletin lakin azıcık şairlikte var serde...

Gonül dağı yağmur boran olunca
Akar can özümden sel gizli gizli
Bir tenhada can cananı bulunca
Sinamı yaralar dil gizli gizli

Dost elinden gel olmazsa varılmaz
Rızasız bahçanın gülü derilmez
Galpten galbe bir yol vardır görülmez
Gonülden gonüle gider yol gizli gizli

Seher vakti garip bülbül öterken
Kirpiklerin oku cana batarken
Cümle âlem uykusunda yatarken
Kimseler görmeden gel gizli gizli

Neşet Ertaş

Okunma : 1595
REKLAM
Yavuzlar iplik
guney sigorta
karaman


EKSPERTİZ
Gündem haberleri
Merhum kefeninin arasında not bıraktı
28 Ekim 2020 Okunma: 43397 Yaşam
Karaman Selçuklu Hastanesinde hayrete düşüren ameliyat
27 Ekim 2020 Okunma: 9240 Sağlık
Hizmet, Karaman çiftçisinin ayağına getirildi
28 Ekim 2020 Okunma: 7750 Tarım
Son dört günün en çok okunan haberlerini gösterir
Ayın en çok okunan haberleri için tıklayın