Karamandan.com

Karamandan.com

17 Ocak 2021 Pazar
Erkek Vardiyası
Sabahın erken saatlerinde fabrika bacalarından gelen koku işçi mahallesinin neşeli havasına karıştı.
Kategori : Köşe Yazıları
25 Aralık 2020 16:32
 
Erkek Vardiyası

Sabahın erken saatlerinde fabrika bacalarından gelen koku işçi mahallesinin neşeli havasına karıştı. Duraklarda fabrikaların işçileri de bir araya toplanıp birbirleriyle karıştı. Blok blok toki evlerinden henüz uyanmamış uyuşuk gevşek uykusuzluktan kurtulamamış suratlarla da birbirlerini karşıladı. Servislere yetişememenin telaşıyla koşan tek bir noktaya doğru evlerinden çıkan insanlar. Sabahın soğuğunda ara sokaklardan koşarak gelenler. Pencerelerden süzülerek bakanlar evlerine sarı ışıklarını gönderenler, yakınlarını uğurlayanlar. O işçilerde kendilerini toplayan servislerde kendileri için güvenli devamlı bildikleri işlerine doğru gittiler. Kendilerini alıştırdıkları şeyler hoş nahoş laşka maço uykulu seslere karışan boğuk haykırışlar sövmeler, işe başlamadan işi ile dövüşmeler. Her birinden yükselen ayyuka çıkan sesler. Fabrikada makinaların çıkardığı seslere karşılık ayak takırtısı iç seslerinin uğultulu homurtusu arasında ilerleyerek fırınlardan gelen bisküviyi karşılayan işçiler.

Gülen küçük suratlı işçi kızlar da işlerini koruma edasıyla işlerine egemen bisküviyi karşılar.

Sabah güneşin doğup ışığını evlerin pencerelerine gönderip akşam kızıllığını toplayana dek tüm fabrika işçisi kapalı alanda çalışır. Çalışmaktan bitkin düşen insanlar mesai bitiminde de adeta kapandan kurtulmuş gibi çıkarlar. Ayaklarının otomatik olarak götürdüğü işlerinden dönen işçiler yollara dökülür. Onlarda geçtikleri yollara bisküvi kokusu serperek aç yorgun uykulu sokakları adımlarlar. Her biri gün ışığı görmemiş sapsarı kesilmiş parlayan gözleriyle sokağa yayılır. O zaman seslerinde canlılık sevinç uyanma fark edilir. Çünkü işin ağırlığı onların üstünden kalkmıştır. Az sonra evlerinde olacaklar kendilerini bekleyen sıcak çay rahat yatağa kavuşacaklar.  Fabrika onların tüm günlerini alıyor. Makinalar vücutlarından kas güçlerini alıyor tüm enerjilerini emip bitiriyor. Günler birbiri ardına ardı sıra akıp gidiyor.  Her birinin bıraktığı ayak izi çıkardığı ses de orada kalıyor.

Her geçen gün biraz daha yaklaşıyorduk aydınlık günlere bunun da bilincinde ard arda gitmeler gelmeler. Bunun beklentisi ve sevinci içinde de gidip geliniyor. Umut da olmazsa yaşanmaz ki. Hiç olmazsa bırakın da umutla yaşayalım öyle değil mi? Emeklilikte huzur ve rahatlığın tatlı kollarında yorgun perişan yaşantımıza tezat böyle bir umut içinde yaşamak. Bu umutla gündüz uyur gece de işe giderler. Evlerinde uyanınca evliler çok kısa bir süre eşleriyle ilgilenirler.  Çocuklarının gelecekleri hakkında kaygılarını konuşurlar. Biraz yemek yedikten sonra yine tekrar işe yollanırlar. Uzun yıllar biriktirmiş olanların yorgunluktan mı yoksa bisküvi kokusunun tıkadığından mı bilinmez iştahları kesik olur. Yemek yememek için aç açına sigara üstüne sigara içerler. Bununla mı kendilerini canlandıracaklar? Beden makinalarını çalıştıracaklar? Bazıları da iş vaktine kadar sokaklarda sanki tembel işsizmiş gibi gezer. Bir elinde cep telefonu diğer elinde sigara fabrika kültürüne uygun beden dili ona uygun İspanyol paça pantolon hangi hava durumu olsa fark etmez.

Fabrika işçisi olmak orada çalışmak herkese de nasip olan şeydi. Çünkü burası bisküvi fabrikaların diyarıydı.  Fabrikalar her işsizim diyene o kapıdan girip de çalışmak isteyenlere kapılarını açar. Korur kollar şemsiye görevi görür. İş güvencesi verir. Üstelik işçi kenti burası. Her biri bir diğerinden üstün olmadan, komşusu nasıl giyiniyorsa, kendisi de öyle komşusu nasıl işe gidiyor geliyor sınırlı zamanda işini yapıyorsa o da öyle. Sokakta karşılaşırlarsa selamlaşırlar hal hatır sorarlar başlarlar fabrikadan konuşmaya netice de ortak konuları aynı başa çıkacakları sorunları da. Sokakta kısa anlık konuşmada bazen de işçiler işverenler ustalar çekiştirilir. Neşeyle muhabbetten sonra düşüncelerini kendi aralarında paylaşırlar. Konuştukları şeyler de fabrikada ki olayların dışına çıkmaz. Tekdüze yaşama alıştırılmış insanların gittikleri yol konuşmalarında ki uzunluk ta bu kadar. Küçük bir sosyal faaliyet, hobi, kitap okumak için zamanları yetmez. Fikir üretmek fikir saçmak sosyal medyadan yorum yazmak paylaşım yapmaktan öteye geçmez.

Evlerinde kavga gürültü de eksik olmazdı. Çalışan erkek olsun kadın olsun hiç fark etmez evine girince bir bahane bularak hır çıkartır. Her iki taraf ta birbirlerine acımasız sözlerini savurur.  En çok yaralamak istedikleri yerden de yaralar. Bazen de erkekler kadınları acımadan döver.  Ufak bir nedenle yırtıcı hayvanlar gibi kadının üstüne üstüne saldırırlar.

Bazı erkek işçiler sabah iş çıkışı soluğu tekel bayisinde alır. Siyah poşet içinde parkın çayırlığına oturur içerler. Bir günah bir tehlike gibi görünen içki, en nihayetinde bu içiciler öyle nitelikli içicilerden de değiller. Sadece stres ve gerilimli bir hayattan mustaripler. O kadar uzun süre stres altında, gergin çalışma temposu içinde muhtemelen çoğu da sorumluluğun verdiği ağırlıktan. Kimseye zararları dokunmadan sessiz sedasız içtikten sonra da evlerine dağılırlar. Bazıları kahvehaneye takılır okey gibi kağıt taş oyunları oynar.   Kahvehanenin ağır kokusunu solurlar.

Erkek işçilerin arkadaşlık ilişkilerinde insanca duygular egemendir. Yorgunlukla coşkunluk arasında gidip gelen insanların birbirlerine verdiği yaşamsal duygular. Yaşama sevinci. Hayatlarına renk gelmesi kendilerini neşelendirmek adına birbirilerine takılmacalar. Çünkü katlandıkları şeyler, kökleşmiş olan yaşam tarzı kaslarındaki yorgunluk her birinde de vardı. Nihayetinde her bir iş de onların kollarında bedenlerinde bitiyordu. 

Mesai saati sonlanınca o iş önlüklerini ve ellerini bağlayan işlerini bırakınca. Hayatın ipine sarılmaya bir başka koldan koyuluyorlar. Evlerine yiyecek taşıyorlar.

Onlar doğmadan hazır buldukları babalarından annelerinden miras aldıkları işleri. Her biri bir gölge gibi yanı başında, birbirlerinin yansımaları birbirlerine benzeyen işçi hayatından manzaralar, Beraber girip beraber çıktıkları fabrika aynı ahenk içinde koro şarkılar. Benzer hayatlar içinde iyi günde kötü günde dedikleri şey, elle gelen düğün bayram dedikleri şey.  Hep birlikte işleri onları tek bir yöne doğru sürüklerdi.

Maço: Sert karakterli kaba erkek. 
Nahoş: Hoş olmayan hoşa gitmeyen
Laşka :İşi gevşetme- Aldırış etmeme

Nurten Kılıç

 

Okunma : 15836
karaman


sağlam pen
guney sigorta
Yavuzlar iplik
Gündem haberleri
Karamanlı İşçilere önce gözaltı, sonra 8 Bin lira ceza iddiası
13 Ocak 2021 Okunma: 21785 Ekonomi
Karaman’da dev operasyon: 34 gözaltı
16 Ocak 2021 Okunma: 8621 Asayiş
Türkiye’nin en yükseği olacak! Antalya - Konya Karaman’ı Bağlayacak
16 Ocak 2021 Okunma: 6413 Gündem
Son dört günün en çok okunan haberlerini gösterir
Ayın en çok okunan haberleri için tıklayın