Gelişmekte olan medeniyet! | Karamandan.com - Karaman Haber

Gelişmekte olan medeniyet! | Karamandan.com - Karaman Haber

05 Ağustos 2020 Çarşamba
Gelişmekte olan medeniyet!

Turgut KAHVECİ

  Batı, Türk halkının yedi asır önce İslam’ı benimseyip onun savunuculuğunu yapmış olmasını hiçbir zaman kabullenememiştir. 

İslam medeniyetinin zirvede olduğu asırlardan itibaren daima bu medeniyetle çatışma içerisinde olan Batı medeniyeti, Haçlı seferleriyle İslam medeniyetine darbe vurmak ve bilhassa bu medeniyetin en büyük savunucusu konumunda bulunan Türklerin İslam ile bağlarını zayıflatıp nihayetinde koparma amacını gütmüştür. 

Ancak Batı medeniyeti haricî faaliyetlerle bu emeline hiçbir zaman ulaşamamıştır. Çünkü Türk milleti İslam dinini benimsemiş, ruhlarını İslam’ın manevi iksiri ile beslemiş ve özlerine İslam’ın libasını giydirmiştir. On yedinci asrın ortalarına kadar bu durum devam edegelmiştir. Bu asra kadar İslam medeniyeti Batı medeniyeti karşısında üstünlüğünü daima korumuştur. 

Müslümanlar, evlatlarını İslam medeniyetinin manevi pınarından beslemekten bir an olsun vazgeçmemişler ve çocuklarına anne karnından itibaren bu medeniyetin ve bu medeniyeti besleyen yüce dinin öğretilerini öğretme cehdinde olmuşlardır. Bu şuurda yetişen gençler ise diğer medeniyetler karşısında asla eziklik duygusuna kapılmamışlar bilhassa mensubu oldukları dinin ve medeniyetin sarsılmaz köklerine sıkı sıkıya bağlı kalmışlardır. 

Rönesans hareketi ve Batı’da kilisenin otoritesine karşı başkaldırı mahiyetindeki faaliyetler, Batı’nın yeni bir çağa girmesine sebep olmuştur. Kilisenin baskısını kıran Batı, teknolojinin de zaman içerisinde gelişim göstermesi ve bunun akabinde sömürgecilik faaliyetleri ile dünya üzerindeki yapı taşlarının yeniden oynamasına neden olmuştur. Bu dönemde Doğu âleminin kendi medeniyetiyle olan bağı zayıflamış, dünyada gerçekleşen bu yenilikleri yalnızca izlemek ile yetinmiştir. Osmanlı Devleti’nin zamanla zayıflaması ve nihayetinde önlenemez çöküşü İslam medeniyetini Batı medeniyeti karşısında geri plana itmiştir. Medeniyetleri oluşturan din, kültür ve insan üçgeninde kopukluk belirmiştir. Dünya yirminci yüzyıla girerken İslam Medeniyeti ve o medeniyetin en büyük savunucusu Türk milleti bu asra edilgen bir rol üstlenerek dâhil olmuştur. 

Artık satranç yeniden başlayacak ve oyun Batı medeniyetin istediği şekilde oynanacaktır. Nitekim öyle de olmuştur. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında ilan edilen Islahat ve Tanzimat fermanları İslam medeniyetinin mağlubiyetini ve Batı medeniyetinin galibiyetini perçinlemiştir. Müslümanlar çaresiz bir hüviyete bürünmüşlerdir. Türkiye Cumhuriyeti’nin ilanı ile tamamen batının egemenliğinde bir İslam medeniyeti portresi oluşmuştur. Artık Batı’nın istediği gibi yemek yenilmeli, onlar gibi giyinilmeli, onlar gibi konuşulmalı, onlar gibi yaşanılmalı kısaca her yönüyle Müslüman, onlar gibi olmalıdır. Batı medeniyetinin İslam medeniyetine karşı galibiyetidir, yirminci asır. 

Türkiye ve diğer İslam devletleri Batı’nın isimlendirmesi ile geri kalmış ülkelerdir ve daima da geri kalacaklardır. Çünkü Müslümanlar artık kendi medeniyetleri ile olan bağlarını koparmak üzere olduğundan bihaberdir. Kendi medeniyetlerinin yüceliği, ulviliği ve peygamber eğitiminden geçmiş öğretileri tamamen Müslümanlara unutturulmuştur. Ne zaman Müslümanları uyandıracak bir kimse çıksa veya ne zaman Müslümanların manevi ateşini harmanlayacak bir dava zuhur etse, Batı medeniyeti yılların biriktirmiş olduğu kin, öfke ve düşmanlıkla buna engel olmuştur. Geri kalmış (!) ülkelerin uyanmaması için onları gelişmekte olan ülke(!) sınıfına katmıştır.

 Böylece Müslümanlar bu sıfatı bir terakki olarak görmüş ve avunmaya devam etmişlerdir. Ancak bu ezilmişlik ve geri kalmışlık psikolojisi, devam etmesi zorunlu bir durum değildir. Müslümanlar ve bilhassa Türkler kendi medeniyetlerinin köklerine yönelme mecburiyetindedirler. O kökten alınan güç, onları yeniden diriliş yoluna koyacaktır. 

Elbette yıldırma faaliyetleri olması muhtemel. Asırlardan beri süregelen Batı medeniyeti ile İslam medeniyeti arasındaki çatışmada Müslümanlar dünyaya nizam verecek olan İslam medeniyetine sımsıkı bağlanmalılar. Yeniden evlatlarımızın aslımıza rücu etmesi için gayret göstermeliyiz ve gençlerimizi İslam medeniyeti ile beslemeliyiz. 

Bu yolda olunca Allah’ın yardımı gelecek, Şam’ın Kahire’nin Bağdat’ın ve Kudüs’ün kapıları Müslümanlara sonuna kadar açılacaktır biiznillah.

Turgut Kahveci
 

Düzenleme : 10 Haziran 2020 11:07 Okunma : 1113