Hablemitoğlu’nu Kim Öldürdü? | Karamandan.com - Karaman Haber

Hablemitoğlu’nu Kim Öldürdü? | Karamandan.com - Karaman Haber

24 Eylül 2020 Perşembe
Hablemitoğlu’nu Kim Öldürdü?

Fena halde son bahar geldi-geçti gibi. Usul usul kışa yapraklarını döküyor ağaçlar. Kırağı yangını yapraklar patır patır yerlere düşüyor. Yerler yaprak ölüsü.

Hava soğuk; Kızılay tekmil duman. Neresinden bakarsan bak, kop koyu kara bir pus şimdi Ankara!

Umutsuzluğun bir vaktinde hep aynı şartlar altında aynı koşulları yaşıyor. Her sonbahar, köpek havlaması kadar bir mesafede tekmil verirken kışa; kara bir pus çöküyor Ankara’ya.

Karanlığı mahir Ankara’nın; karatma geceleri meşhur. Nereye el atsan, kime uzansan, sohbet etsen, karatma gecelerine uzanıyor rivayetler.

Sanılır ki, çokça geride kaldı karatma geceleri. Oysa Ankara Cumhuriyetin olduğu kadar da karatma gecelerinin başkenti. Üstüne üstlük faili meçhul cinayetlerin de…

Sanılmasın Diyarbakır’dır faili meçhul cinayetlerin payitahtı asıl olan Ankara’dır.

Kimi İstiklal Mahkemesi’dir faili meçhul cinayetlerin sahibi, kimi Trabzon mebusu Ali Şükrü’nün ki gibi Topal Osman’dır, ya da Topal Osman’ın ki gibi ruhsatlıdır meçhuller…

O yüzden işlenen cinayetleri bir türlü bulunmaz Ankara’da; dedik ya hüküm her daim karartma gecelerinde saklıdır. Şeytan bile Müslüman mintanı giyer Ankara’da

Bilmem çok çok yıl sonralarına gitmeye gerek yok; işte Ankara’nın sonbahar-kış cinayetleri:

 “Muammer Aksoy, 31 Ocak 1990 günü evinin önünde bir avuç merminin hedefi oldu. Ardından

Bahriye Üçok, 6 Ekim 1990 yılında evine gönderilen bombanın patlaması sonucu hayatını kaybetti.

Gazeteci-Yazar Uğur Mumcu, 24 Ocak 1993’te Karlı Sokak’taki evinin önünde, arabasına konulan bir bombanın patlaması sonucu yaşamını yitirdi. Ardından dönemin Jandarma Genel komutanı Orgeneral Eşref Bitlis’in uçağı, 17 Şubat 1993'te Ankara Güvercinlik'teki askeri üsten Diyarbakır'a gitmek üzere havalandıktan kısa bir süre sonra Yenimahalle Posta İşletme Merkezi bahçesine düştü.

Ve geldik 29 Ekim 1993’e. JİTEM kurucusu Binbaşı Cem Ersever 29 Ekim 1993 günü faili meçhul bir cinayete kurban gitti. Ersever’le birlikte, PKK itirafçısı Mustafa Deniz (İhsan Hakan) ve Ersever’in sevgilisi Neval Boz’un (Mahsune Dguvebe) cesetleri 4 Kasım 1993 günü Ankara’nın üç çıkışında bulundu.

Durdu mu cinayetler, hayır.

Bunlara   Prof. Ahmet Taner Kışlalı suikastı da katıldı. Kışlalı,21 Ekim 1999’da evinin önündeki arabasının üstüne konulan bir bomba ile öldürüldü.”

İlgili ilgisiz- yetkili yetkisiz herkes konuştu, faili meçhul cinayetlerin aydınlatılacağına ilişkin “Devlet” sözü verildi. Ne sözler tutulabildi ne cinayetler aydınlatılabildi.

Bu hengâmede geldik 18 Aralık 2002’ye…

Ak Parti iktidarı daha çiçeği burnundayken kucağında ilk faili meçhul cinayeti buldu. FETÖ ile ilgili araştırmalar yapan tarihçi ve yazar Doçent Necip Hablemitoğlu 18 Aralık 2002'de evinin önünde suikasta uğrayarak hayatını kaybetti.

Ankara’da yine karartma geceleri başladı.

Haliyle Hablemitoğlu cinayeti yine çok konuşuldu, “çok” hem de çok araştırıldı. Şuradan buradan derken 2010 yıllarda Hablemitoğlu suikastı bir başka kumpas ile aydınlatılmak istendi. FETÖ’nün etkisi ağır bastı, Ergenekon, balyoz sanıklarının üzerine suikast yıkılmak üzereyken, gelişmeler bambaşka bir yön aldı.

15 Temmuz FETÖ istila girişimi, küllenen, tozlanan, faili meçhul dosyaların yeniden açılmasını zaruri hale getirdi.

Ukrayna’da yaklaşık 8 ay önce Özel Kuvvetler Komutanlığı’ndan ihraç edilen Nuri Gökhan Bozkır’ın yakalandığı ve Hablemitoğlu suikastının sanığı olduğu gündeme bomba gibi düştü.  

Bozkır’ın iadesi ile ilgili girişimler sürerken, eşi Şengül Hablemitoğlu,  olaylarla ilgili bilgi sahibi olduğunu ve sürecin gazeteci Zihni Çakır’ın ifadesi ile başladığını açıkladı.

Şengül Hablemitoğlu, suikast zanlısı olarak yakalanan Nuri Gökhan Bozkır ismine ihtiyatlı yaklaşıyor, yine bir karartma gecesi daha yaşamamak için dikkatli konuşuyordu.

Ve işin içinde kimler kimler yoktu ki: FETÖ elebaşı Fethullah Gülen’in en yakın adamı Mustafa Özcan, eski bir ülkücü FETÖ tutuklusu Enver Altaylı.

Hazır yeri gelmişken, Altaylı ’ya bir parantez açalım.

Babası Şakir Altaylı’nın yolu da derin teşkilatlarla kesişiyor.  Teşkilat-ı Mahsusa’nın önemli isimlerinden ve bir dönem CHP’nin Genel Sekreteri olan Memduh Şevket Esendal, Özbekistan Komünist Partisi’ne giren ve Tacikistan’a gönderilen komünist yöneticiler arasında seçilen Şakir Altaylı ’yı Pakistan’da keşfediyor. Yazılanlara göre Şakir Altaylı, Tacikistan’a deşifre olunca bir yolunu bulup Pakistan’a kaçıyor. Elinde bir tavsiye mektubu ile Pakistan Türk Büyükelçisi Memduh Şevket Esendal’ın kapısını çalıyor. Esendal dostunun yolladığı Şakir Altaylı’yı Türkiye’ye göndermek için temaslara başlıyor. Bu süreç 2 yılı buluyor Bir gün Memduh Şevket Esendal, Şakir Altaylı’yı ani bir görevle Hindistan’a gönderiyordu. Şakir Altaylı, elçiliğin istediği bilgileri kendisine verilen adreslerden sağladıktan sonra geri dönerek görevini tamamlıyor ve Türkiye’ye yerleşmeyi hak kazanıyordu.

Hazır yeri gelmişken Esendal’ı da yazalım.  3 yıl kadar CHP Genel sekreterliği görevini yürüten Esendal, özellikle sosyalist ve komünistler ile ilişkisini sürdürüyordu. Esendal’ın CHP içindeki en mutemet elemanı da sonraları adı FETÖ elebaşı Fetullah Gülen ile anılacak olan Kasım Gülek’ti.

Mademki parantez açtık bir parantez daha açalım. Hadi o da Necip Hablemitoğlu’nu olsun.

 Hablemitoğlu, koyu Türkçü. MHP’deki ekolü Nihat Atsız.

Hatta o derece Türkçü ki; 1969 Adana kongresinde Merhum Türkeş ile Nihal Atsız’ın yoları ayrıldığı malum. İşte o saflaşmada    Necip Hablemitoğlu, yeri Atsız’ın yanı oluyor.

Tarih 25 Mayıs 1973. Yer: Ankara. 25 yaşındaki Kahramanmaraşlı Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi son sınıf Kurtuluş Parkı’nda “dava” arkadaşı olduğu bazı kişiler tarafından şişlenerek öldürüldü. Balseven’de Atsız’cıydı. En yakın arkadaşı da Necip Hablemitoğlu’ydu. Hablemitoğlu ve birkaç arkadaşı daha o yıllarda uzun süre öldürülme korkusu yaşamışlardı.

Neyse dönelim suikasta…

Dönüp dolaşıp suikastta adres FETÖ’ye çıkıyor. Her ekrana çıkan her kalemi eline alan şimdilerde adresi gösteriyor ‘’FETÖ’’.  Hatta 200 bin dolar kelle parasından söz ediliyor.

15 Temmuz gecesini hatırlarsak ki asla unutulmamalı, ne denli bir yapı ki geçmişi yüz yıldan fazla bu topraklar üzerinde kurdukları pusular.

Ve bu pimi çekilmiş el bombasını elinde bulan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN.

Şöyle bir varsayalım; FETÖ bu hain planlarını sol ya da bir koalisyon Hükümeti dönemine getirseydi ne olurdu;

Dinsiz ya da din düşmanı ilan edilen siyasiler, Vatan haini asker ve bürokratlar (Ergenekon gibi).

Gerisini tahayyül etmek sizlere kalmış.

Geride Şengül Hablemitoğlu’nun “olay karartılmasın” ve” bir insanı öldürmek neden bu kadar kolay” sorusu kalıyor.

Tayfun KARAKUŞ
Bir Memleket Sever

Düzenleme : 24 Aralık 2019 13:06 Okunma : 3295