Hacı Hafız Mustafa Kamer Ağabeyimiz | Karamandan.com - Karaman Haber

Hacı Hafız Mustafa Kamer Ağabeyimiz | Karamandan.com - Karaman Haber

10 Ağustos 2020 Pazartesi
Hacı Hafız Mustafa Kamer Ağabeyimiz

Gönül, muhabbet ve hizmet önderi ağabeyimizin darul beka alemine hicretlerinin onbirinci seneyi devriyesi.

Günler ne çabuk geçiyor. Daha dün gibi hep beraberdik, hep beraber olduk. Engin hoş görüsü, muhabbeti sevgi dolu kuşatması, her derdimize derman oluşunu... çok özledik.

Hacı ağabeyim, koruyanım, sığınağım, barınağım, veli nimetim, ne çok hasretim, kimi görsem aynı yetimlik, mahsunluk, gariplik, hasretlik hasretlik hasretliğine bile hasretlik.

82. yıl Hastahanesinde son ziyaretimizdi. Sevenlerini görünce çok heyecanlandı. Tarifsiz tebessüm haliyle rahmet nazarı ile bizleri tek tek süzdü. Son bir gayretle harmanı kalkmış toprak gibi çocuklarım Musa ve Mustafa’yı sordu. Gönlümü aldı gönlümü yaptı.

O haliyle bile ilim irfan hizmetine devam ediyordu. Son nasihatleri acıda şifa vardır zehir hariç acı yiyiniz tavsiyeleri bizi başka bir acıya hazırlıyormuş. Esas acı “Kişi sevdiği ile beraberdir.” düsturuyla ahirette kavuşuruz duasıyla ayrılık acısının provasını yaptırıyormuş.

Evet, Hacı Ağabeyim heybetli dik duruşun, herkesi kuşatan kalbi tasarrufun, muhabbet ve füyuzat ikliminde hizmetinle kulluk görevini yerine getirdin. Binlerce talebe yetiştirdin. Sayısız müeesselerin inşasına ve hizmetine vesile oldun. “Bizim değirmenimiz un değirmenidir, adam öğütme değirmeni değildir.” diyerek hizmet insanı yetiştirip hep sahip çıktın. İhtiyaç sahibi binlerce mazlumu gözettin. Gariplerin yetimlerin dayanağı barınağı oldun. 

Atık değerlendirme tesisine ilk harcı sen koydun. Niyet ve hedeflerini hep âli tuttun. Teknik olarak tüm icat ve yenilikleri yerinde görürdün. Tarım ve Hayvancılık fuarlarına katılıp, son teknolojileri hep yerinde incelerdin. Niğde’deki İtalyan arın elma bahçesini, Akşehir’deki kiraz ve vişne bahçelerini, Mut’daki kayısı bahçelerini hep yerinde inceledin. Hindi, sakız koyunu yetiştiriciliğinde hep önder çiftçi oldun. Talebelerine ve memleketimize hep numune müteşebbis oldun. Muhatabın durumuna göre bazen bürokrat, esnaf, tüccar, sanatkâr, bazen de muallim ve pedagog ve her zaman iyi bir ağabey oldun.

Pek çok hastalığına rağmen bir kez bile olsun acizlenip şikayette bulunmadın. Bizleri bizden çok düşünüp taşın altına elini hep sen koydun. Hizmette, teşvikte, gayrette ve musubetlerde önde gidip riskleri hep sen göğüsledin. Yalana, ispiyona, iftiraya hiç itibar etmedin. Hakkı hakikati araştırıp hak sahiplerinin hakkını hep sen teslim ettin. Hac için karayolu ile hududa gönderdiğin talebelerine çıkış vermeyen gümrük memurları için başbakan Turgut ÖZAL’ı  telefonla arayıp farz olan hac ibadetine mani olamazsın gerçeğini haykırıp müsaadeyi alıp son kez karayolu ile Hacı olmalarına vesile oldun.

Kapıya gelen ihtiyaç sahipleri dışında, gelemeyenleri hep sen ziyaret edip gönüllerini aldın. Memleketin paratoneri dediğin misafirhanede verilen Cuma yemeklerini  miskinler,  garipler yedikçe hep neşelendin sevindin. Elma bahçelerinden herkese ikram ettin. Cömertlerin içinde en büyük bağışları hep sen yaptın, yapacaklarada hep model oldun. 
Çekemiyeceği kadar at arabasına un yükleyen ve arabayı götüremeyen atını döven adamın elindeki kamçıyı alıp at öyle dövülmez böyle dövülür diye bir güzel dövdün.

Şairin dediği gibi İYİ İNSANLAR İYİ ATLARA BİNİP GİTTİLER…..

Tüm müsbet  cemiyet , dernek ve kurumları birleştirmek hep hayalindi. Şebi ARUZ Düğün gününde herkesi bir araya getirip kucakladın, kucaklaştırdın. Evet büyük ağabey, dediğin gibi malda mülkde hepsi boşmuş, esas olan tasavvuf mektebinde marifetullah tahsili yapıp Allah ile beraber olmakmış derdin. Ne mutlu Rabbine yüz akı ile kavuşana. Sadakayı cariyelerin inşallah hiç kapanmayacak. Yetiştirdiğin evlatların size hep minnettar olacaklar. Rabbim makamı alinizi yüceltsin, kabriniz nur dolsun, inşallah. Fatihalar, ihlaslar, yasinler, hatimler bağışlayalım baki selamünaleyküm.

ŞEVK EHLİNE GURUB HASIL OLDU
KATRE DERYASINA VASIL OLDU.

HATIRALAR

SUYA HÜRMET EDİNİZ

Abdest alırken suyu israf etmeden vede suyu yüzümüze çarpmadan, suyu yüzümüze alnımızdan dökerek yıkamalıyız . Abdest suyu mayii müstamel de olsa tuvalete direk dökmeyelim derdi.

CAMI TIKLATAN GÜVERCİN

Hacı abimiz oturma odasında tefekkür ve dua halindedir. Cama olanca gücüyle çarpıp içeri girmeye çalışan  güvercini görür. Pencere açılır misafir güvercin içeri davet edilir.  İçeri giren misafirini abimiz eline alır ve başını okşamaya başlar. Misafirimiz guguk guguk diye cilve yaparken karnındaki iltihaplı yarayı görür. Misafirimiz gönül doktoruna teslim olmuştur. Çağrılan veteriner güvercine gerekli tedavi ve pansumanı yapar. Misafirimiz  iyileştikten sonra hane halkına da çok alışmış tır. Abimiz köylü köyüne evli evine der son kez sevdikten sonra geldiği pencereden ufuklara doğru kanat çırpar. Abimiz buğulu gözlerle hüzün ve sevinçle tefekküre dalar gider.

HIZIR ALEYHİSSELAMIN ARKADAŞI ODACI MEHMET EFENDİ

Kalp tasfiyesi, nefis tezkiyesi için marifet mektebinde marifetullah eğitimi alan hizmetli Mehmet abimiz belediyede de çalışmaktadır. Hizmet için gelen tüm kardeşlerin bütün hizmetlerini büyük heyecan ve şevkle yerine getirirdi. Gelen vatandaşların gönlünü alır gönül yapar ikramlarda bulunurdu. Hızır aleyhisselam hizmetlerinin karşılığında dost olmuş ve devamlı suretle ziyaretine gelirdi. Emekliliğini hak etmesinin mütakiben  emekli  ye ayrılır. Hızır aleyhisselam ziyareti  keser. Pazar yerinde gezerken Hızır aleyhisselamı  görür ve elinden yakalar. Özür dilerim tövbeler tövbesi olsun neden ziyaretime gelmiyorsun der. Hızır aleyhisselam belediyede çalışırken  hizmetiniz vardı gönüller kazanıyordunuz. Biz sizi seviyorduk şimdi  ise hizmetiniz yok. Efendim himmet  evladım hizmet demişler.

ŞU ARKADAŞININ ABDESTİ YOK

Ziyaretine gelen sevenlerinin yanına davetsiz bir misafir takılır. Hacı abimiz misafirlerini güler yüz, muhabbet, fiyuzat, rahmet ve coşkuyla karşılar. Hal hatır sorduktan sonra muhattabın durumu ve zuhurata göre sohbet  gelişir. Necaset ve hadesten taharet vede devamlı abdesli olmanın faydaları ve lüzumu üzerine neticelenir. Müsafirlerin müsaade almaları üzerine arkadaki kıdemli ıhvanını yanına çağırır ve öndeki kardeşe söyle gusülsüz gezmesin der. Vaziyet genç arkadaşa aktarır. Genç kardeşin yüzü kızarır mahcup olur zamanım olmadı diyebilir.

BİR HATAMIZ OLDUYSA ÖZÜR DİLERİZ…

Hasretlikte 24 saat bile çok üzün süre. Aşığın maşukuna ben senin yanında bile sana hasretim ifadesi.. sevenlerinin sevgisi her gün ziyareti  gerçekleştirirler. Ziyaret edilen mekanın darlığı ve ziyaretçilerin çokluğu abileri telaşlandırır. Kalabalık etmeyelim diyerek ziyaretlerine bir hafta ara verirler. Bir hafta sonra huzura çıkan abiler telaş ve heyecanla mahcubiyet duygusu ile abimize bakamazlar. Hacı abimiz engin bir tevazu ve kararlı bir ifadeyle özür dilerim bir hatamız mı oldu. Bir hafta oldu görüşmeyeli  der. Karşılıklı gönüller alınır gönüller yapılır. Muhabbet ve fiyuzat  lı bir görüşme den sonra hasretlik giderilir.

EVLİYANIN YANINDA GÖNLÜNDEN GEÇENE. ALİMİN YANINDA DİLİNE SAHİP OL

Sıkıntılı bir kardeşimiz Hacı abimizi ziyarete gelir. Maruzatını bir türlü ifade edemez. Zaman daralmıştır ve evliya ise halimi bilsin der. Abimiz misafirinin gözlerinin içine bakar ve Allah [cc] bilinmeyeni bildirirse ancak öyle bilebiliriz der. Problemini izah eder, çözüm yollarını tarif eder.

NAMAZ DUA DIR MANİ OLMAYALIM

Hacı abimiz  arkadaşlarıyla beraber İstanbul a otobüsle seyahat etmektedir. Sabah namazı vakti çıkmak üzeredir. Kardeşlerden birini namaz kılma müsaadesi almak üzere kaptana gönderir. Kaptan geç kaldım perona yetişeceğim der. Keyfiyet abimize arz edilir. Hacı hışımla yerinden kalkar ve şöforun yanına varır. “namaz farzdır duadır mani olmayalım” der. Kaptan ilk fırsatta kenara çeker elinde şişelerle hacı abimize abdes suyu döker ve muavin battaniyeleri serer. Huşu içinde namaz kılınır ve dualar edilir.

BEN SİZİ ÇOK SEVİYORUM…

Hacı abimiz kadim dostu Ali ÖZER amcamız la beraber hasta ziyaretine giderken muhalif kanadın önde gelen zatlarından biri aniden önlerine geçer. Abinin yanındakiler ilk etap da korkar ve tedirgin olurlar. “Hacı abi ben sizi Allah[cc]için çok seviyorum bana dua edin”. Diye haykırır,  herkes şok olmuştur. Hacı abimiz büyük tevazu ile muhattabını sevgi ile kuşatır. “Tövbe ve namaz kılarak duama yardım et” der. Muhalif esnaf abimiz mütakip günlerde rahmetli olur. Hacı abimiz cenaze namazına iştirak eder ve defin merasimine iştirak eder.  

BEŞ KİŞİLİK OKESTRA

Hacı abimiz nefes darlığı hastalığı sebebiyle kışları, rahat ettiği oksijeni  bol Silifke de geçirirdi. Komşu daireye beş genç tatil için gelir ve yerleşir. Gençler okestıra elemanları olup akşamları başlayarak gece geç vakitlere kadar müzik antıremanı yaparlar. Abimiz çok rahatsız ve huzursuz olur. Torunları olaya müdahale etmek isterler. Hacı abimiz hane halkına mükellef bir sofra hazırlayın ve komşumuza ikram edin, boş kablarıda getirdikleri zamanda benim yanıma davet edin gelsinler. Komşuları kabları getirdiğinde eve davet edilir hacı abimiz çok muhabbet ve sevgiyle karşılar. Günlük olaylardan ve gündem le ilgili sohbet gelişir.  Komşularımız bundan böyle en küçük bir çıt çıkarmazlar ve abimizi devamlı olarak ziyarete gelirler.

BİZE NEDEN GELMEDİN

Rahmetli babamı BAĞKUR’dan emekli yapacağım.. Birikmiş bir hayli borcumuz var. Karamana da yeni gelmişiz ve çok fazla çevremiz de yok… Birkaç dostu ziyaret ettim… Vaziyeti arz ettim. Bol nasihat aldım.. Hüzün hali gariplik, kendimi rahmetli bıçakçı Süleyman amcamın yanında buldum.. Söyle bakalım senin bir derdin var dedi.. Hemen durumu anlattım. Sen bir çay iç dedi dışarı çıktı.. Biraz sonra elinde bir tomar para ile geldi.. Yetmezse yine vereyim dedi…Hem sevinç hemde hüzün hali göz yaşlarıma hakim olamıyorum.. Ertesi günü hacı abimin ziyaretine gitmiştim.. Necdet duyduğuma göre ihtiyaç hâsıl olmuş para ararmışsın dedi. Efendim babamı emekli yapacağım temin ettim dedim…. Bize neden gelmedin diye hiddetlendi.. Belki müsait değilsinizdir efendim dedim… Biz müsait olmasak bizden müsait birileri olur dedi.. Dudakları büzüldü gözleri buğuladı.. Biz ne güne duruyoruz bundan sonra her ihtiyacın için biz buradayız dedi. Efendim başka kapımız mı var diyebildim…

FETULLAH GÜLEN AMERİKAN AJANIDIR…

Oğlum Musa Konya ilahiyat fakültesini kazanmıştı… FÖTÖ örgütünün Karaman sorumlusu ziyaretime geldi. Oğlunu biz okutalım her ay burs verelim… ve sizden hiçbir masrafta istemeyeceğiz dedi… Emekli bir bir memur için bundan güzel bir teklif olamazdı… Hemen hacı abimin yanına gittim.. Durumu büyük bir heyecan ile arz ettim… abimizin çehresi birden değişti. Kaşları çatıldı. Birden yerinden doğruldu. Necdet dikkat et bu adam Amerikan ajanıdır… Milletin ve ümmetin başına bela olacaktır… Bir oğlanı okutamadın mı? İhtiyaç halinde gel ben yardım edeyim dedi… Evet, benimde ocağıma ateş düşecekti… Bizleri ve evlatlarımızı vatan haini olmak tan istikballerinin perişan olmasından kurtarmıştı…

TEHECCÜD GECENİN ANASIDIR

Hacı abimiz, Rahmetli anneme bir gün sordum “Anne hiç gece kalkamadığınız oluyor mu?” diye. Dedi ki “Oğlum senede belki bir gün” Dikkat edin gençler teheccüd deyip geçmeyin. Teheccüd gecenin anasıdır. Babam Teheccüd namazlarını hep hatimle kılardı.

Size bir de Ladikli Ahmet Ağa ile ilgili bir hatıra anlatayım. Babamın dostuydu. Bizim değirmenler faaliyete geçeceği zaman babam gelip dua etmesini istemişti, o gün iki de kurban kesilmişti. O zaman Ladikli Ahmet Ağa babama dedi ki “Sen bunları açıyorsun ama ne yapacaksın değirmenleri sana bahçeler yeter. Sen de çocukların da bahçelerle ilgilenin.” Hakikaten değirmenler olmadı, yürümeyince kapattık fakat işlerimiz bahçelerden açıldı…..

TAVSİYELER

Sadrın nurlanması zikirle olur. Musa aleyhisselam dahi “Ya Rabbi sadrımı genişlet” diye dua etmiştir. Ama Peygamber Efendimiz için Allah’u Teâlâ “Biz senin sadrını genişletmedik mi” buyurmaktadır.

• Allah’u Teâlâ semâvat ve arzda her şeye imzasını atmıştır. Bizi de öyle bir imza ile yani öyle bir kararla yaratmıştır. Bizim sahibimiz Allah’tır. Biz de onun kuluyuz ve kul demek köle demektir.

• Nasıl ki şu nefs topraktan yetişen şeylerle gıdalanmaktadır, ruhumuz da kemâle ermiş bir ruhtan gıdalanmadıktan sonra gelişemez.

• Bahçeye ağaçların çiçek açtığı zaman gidin. Çiçek hayata geldim diye, arı çiçeğin özüne kavuştum diye sevinir. Vücut ülkesine baharı getirmek lâzımdır ki sadrımız da çiçekler açsın. Ondan sonra zikirden daha zevkli bir şey yoktur.

• Ufacık bir şeyde bile Rabbimizin kudretini ve marifetini müşahede ederiz. Rabbimiz Kuranı Kerim’de “Biz her şeyi sudan yarattık” buyuruyor. Kâinat sudan yaratıldı, biz de sudan yaratıldık. Ağacın kökünden giren su dallara varınca meyve olur. Sivrisineği yaratmak dağı yaratmaktan zordur. Basiretimiz açık olursa her şey tefekkür vesilesidir.

• Dünyalık bir şey için küsmüş ve senelerce birbirleriyle konuşmayan insanlar var. Vay efendim onda şöyle kötü hasletler varmış, böyle kötü hasletler varmış. Kendine bir baksana sende neler var neler? Bir kalpte kin olursa kalp yumuşamaz ve o kalpte zikir uyanmaz.

• Derviş ile ucup kelimeleri yani kendini beğenme yan yana gelemez. Eğer teheccüde kalktım diye böbürleneceksen o nafile ibadeti yapma daha iyi.

• Sami Efendi Hazretleri bir sohbetinde “Bütün tasavvuf kitapları dünya muhabbetini kalpten çıkarmak için yazılmıştır” buyurmuşlardı.

• Kalbi Selim’in üç alameti vardır: İncitmemek, incinmemek ve hangi halde bulunulursa bulunulsun Allah’tan razı olmak.

 

Düzenleme : 24 Ocak 2020 14:31 Okunma : 16919
Foto galeri