Karamandan.com

Karamandan.com

16 Temmuz 2020 Perşembe
karaman

Kalaycı Geldi Kalaycı!
Taş Devri, taş bittiği için sona ermedi.
Kategori : Köşe Yazıları
18 Haziran 2020 10:01
 
Kalaycı Geldi Kalaycı!

Taş Devri, taş bittiği için sona ermedi. İnsanlık yeni bir döneme evrildiği için taş devri kapandı. İnsanlık taş yerine daha kullanışlı bir metal buldu. Böylece bir de cilalayıp matah bir şeymiş gibi muamele ettiği taşı bıraktı, yeni bulduğu metali sahiplendi.

“Bakır ve Kalay” başlıklı yazımda, bakır kap kacağın evlerimizden ve hayatımızdan çıkışını anlattım. Karaman’ın hatırladığım iki kalaycısını yazdım. Kalaycılığın ne olduğuna ve nasıl yapıldığına dair kısa bilgiler aktardım.

Bir kez daha vurgulamak isterim. Alüminyum, melamin, plastik ve emaye, bakırdan değerli oldukları için değil, dönemin koşullarının ve ekonomik dayatmanın sonucu hayatımıza girdi.

Değişim evrenin özüdür. Efesli Filozof Herakleitos, M.Ö. 500’lü yıllarda bunu fark etmiş ve günümüzde de sıklıkla kullanılan şu iki ilkeyi dile getirmiş:

-“Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.”
-“Aynı nehirde iki kez yıkanılmaz.”

Değişim ilahi kanundur. Her şey değişmek zorundadır.

“O her an yaratma halindedir” bildirimi, Kur’an-ı Kerim’in Rahman Suresi’ndendir.

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Hiç kimse değişime karşı değildir. Yeter ki ucu kendisine dokunmasın.” sözünün doğruluğuna çok kez tanık oldum.

“Değişim, kendi içinde dokunma eylemini taşır. Değişim, çok şeye dokunur.”

“Bakır ve Kalay” başlığıyla ilkini okuduğunuz yazılarım birkaç gün devam edecek. Bu yazılarda, Karaman’daki değişime, değişimin yerel dinamiklerine değineceğim.

“Kusuru kendisine söylenmeyen kişi ayıbını meziyet sanır.”

Değerlendirmelerim bir siyasi düşüncenin yandaşlığı veya karşıtlığı için değildir.

Hakaret ve benzeri içerik taşımaz. Doğruyu arama çabasındandır. “Eleştiri, aklın zekatıdır.” Kıt akıllılar, eleştirinin gül budama işleminin benzeri olduğunu idrakten yoksundur. 

Karaman seçmeni, 31 Mart 2019’da yapılan yerel seçimlerde, Ak Parti’nin sürdürdüğü Belediye Başkanlığı görevini dördüncü dönemde sona erdirdi. Ak Parti adayını istemedi. Bunu öylesine net bir biçimde ortaya koydu ki, kimsenin ‘gıkı’ çıkmadı.

MHP adayı Savaş Kalaycı, 35 bin 893 oy ve % 39.57 oy oranıyla 5 yıl için Karaman Belediye Başkanı seçildi.

Sayın Kalaycı, Ak Parti adayına bin 51 oy fark attı. İstanbul’daki gibi “Bu kadar az oy farkıyla seçim mi kazanılır? Haydi tekrar edelim” diyen olmadı.

Sayın Kalaycı ile seçildiği günden sonra üç kez görüştük. Görüşmeden önce yazdığım bir yazımda, “Karaman’a büyük yatırım yapmak gibi projelerle zaman kaybetme. Karaman’ı temiz tut. Yolları, kaldırımları kullanılır hale getir, bakımlı şehir özlemini gider” içerikli cümleler kurmuştum.

Yine bir başka yazımda şu ifadelere yer vermişim:
“Gün, gidenin arkasından konuşma günü değil. İyi yapsalar, iyi olsalar devam ederlerdi. Halk yenilik istedi, yeni ekibe görev verdi. Hiçbir mazeret, işinizin ve vaatlerinizin önüne geçmesin. Herkesin yaptığı da yapmadığı da göz önünde.”

Devamında şunları da yazmışım:
“Bir ay geride kaldı. 5 yıl da aynı hızla geçecektir. Boşboğazlara itibar edilmesin. Güzel işler için adım atılsın.”

O günlerde Karaman’da idim ve herkesin dilinde, “Belediye borç batağındaymış. Kasada hiç para yokmuş” dedikodusu vardı.

Bu duruma işaret ederek, şöyle devam etmişim:
“Enkaz edebiyatından murat, Karaman’a yeterli hizmeti yapamamak endişesi ise şimdiden Karaman’a yazık. Karaman her şeyiyle enkaz halinde değil miydi? Bunu görmediniz mi? Kaldırımı yok, parkı yok, yollar delik deşik, her yer moloz yığını değil miydi?

Görüntüsüyle korkutan belediye binasının hali bile Karaman’ın bir enkaz olduğunu göstermiyor muydu?

‘Belediye borçluymuş, sökülen taşlar Başkan Kalaycı’yı bekliyormuş.’ Beni mi bekleyecekti?Seçimi kim kazanmışsa onu bekleyecekti.”

Yine şu ifadeler de benim bir yazımdan:
“Sayın Savaş Kalaycı, Ertuğrul Çalışkan’dan çay ocağı mı devraldı? Karaman Belediyesi köklü bir kurum. Devlette devamlılık esastır.”

Sayın Kalaycı, son görüşmemizde projelerinden uzun uzun bahsetti. Çok heyecanlıydı. Projelerinin birçoğu heyecan yaratacak fikirlerden oluşuyordu.

Türkiye’nin bir proje bataklığı olduğunu, o bataklığın ne çok kişiyi yuttuğunu bilenlerdenim.

Her bildiğimi kendime hatırlatırım ama dilimin ucuna gelse de başkasına kulak asmayanla paylaşmayı sevmem. Kendinden başkasına açık olmayanların yanında nefes alma sayımı bile asgariye indiririm.

Sayın Kalaycı’yı pürdikkat dinledim. İkram edilen çayı bile, sözünü kesebilir endişesiyle sessizce içtim. “Gazetecinin sermayesi, muhatabının anlattıklarından oluşur.” Herhangi bir görüş bildirmedim.

“Gazetecilik, bildirilen görüşlere aracılık eder. Kişisel görüşler, haberde değil, yorum içerikli yazılarda dile getirilir.”

Dinledim, dinledim. Sözleri sona erince, “Bunlardan birine öncelik verin. Uygulamaya koyduğunuzda bilgilendirirseniz, yazmaktan mutluluk duyarım” dedim.

Sayın Savaş Kalaycı, vedalaşırken ahşap mahfaza içinde bir Kur’an-ı Kerim ve Türk Bayrağı hediye etti. Çalışma masamın bir köşesinde duruyor. 

Hediyelerine teşekkür ettikten sonra, “Bugüne kadar ne yaptıysan, nasıl yaptıysan, 5 yılın öyle olacaktır” diyerek, makamdan ayrıldım.

Bir daha konuşmak kısmet olmadı.  Ne telefonla ne de yüz yüze. Kandilde ve bayramda da hatırlayan olmadı.

Ak Parti dönemini evlerimizde bakır kullandığımız döneme benzetiyorum. Karaman Belediyesi, iktidarın nimetlerinden sonuna kadar yararlanma fırsatı buldu. İktidarın kapıları ağzına kadar açıktı. Seç, beğen, al günleriydi. Neler alındığını Karaman halkının takdirine bırakıyorum. 

Ama kap kacak bolluğu vardı. Kap kacaktan geçilmiyordu. Alt yapı çalışmaları o dönemin eseridir.

Sayın Kâmil Uğurlu dönemi Karaman’ın yıldızının parladığı şanslı yıllardı.

Sayın Uğurlu bir sonraki seçim için aday gösterilmedi. Karaman’ı uzaktan izleyen biri olarak, Kamil Uğurlu’nun bir dönem daha görev yapması gerektiğini düşünmüş, partinin tercihine üzülmüştüm. 

Sayın Uğurlu’nun adının geçtiği yazılar için çok eleştiri alıyorum. Sayın Uğurlu’ya iltimas geçtiğimi, bu konuda yandaşlık yaptığımı söyleyen çok kişi oldu.

Sayın Uğurlu ile herhangi bir yakınlığım, ahbaplığım ve samimiyetim yoktur. Bedii zevklerimizin, dünyaya bakış açımızın ve estetik beğenilerimizin örtüştüğü kanaatindeyim.

Sayın Uğurlu’nun şiirlerini ve düz yazılarını zevkle okuduğumu ve çok beğendiğimi gururla her ortamda dile getirdim, getirmeye de devam edeceğim. Kitaplarının bir bölümüne ise kısa süre önce sahip oldum.

Karaman Belediyesi’nin yayınladığı kitaplardan hiçbiri, o günlerde aktif gazetecilik ve yöneticilik yaptığım halde tarafıma gönderilmemiştir. Talepte bulunmadım bile. 

Sayın Uğurlu’ya bir kez, hisseli evimizin kördüğüm olan sorununu ilettim. Görevinin son yılı olabilir. Konunun belediye ile ilgisi olmadığını belirterek, bana başka bir kurumun kapısını gösterdi.

Ankara’da, kurumun konuyla ilgili genel müdür yardımcısı ile görüştüm. On dakikada konunun içeriğini öğrendi ve bana özetledi. Konu belediyeyi ilgilendiriyormuş. Belediye Başkanı Kamil Uğurlu beni yanlış yönlendirmiş. O tarihlerde görüştüğüm genel müdür yardımcısı “Başkan bu işin cahili olmalı. Size zahmet verdirdi” dedi.

TOKİ Başkanlığı yaptığını, mimar olduğunu söyledim. Yanıtı, “O halde sizi cahil yerine koymuş” oldu.

Bu olayı ilk kez burada yazıyorum. Sayın Uğurlu’ya bu görüşmeyi hiç anlatmadım. Zaten bir daha da görüşmedik.

Önceki başkanlar aklıma gelince Kamil Uğurlu’nun yeri benim için daha değerli oluyor. Onu başkalarıyla mukayese etmek bile Sayın Uğurlu’ya haksızlık olur. O, Karaman’ın bugüne kadarki en yetkin belediye başkanı olmuştur.

Doğru bildiğini yaptı. Kimseyi takmadı. Bakan bile olsa karşısında dik durdu. Özgüven böyle bir şeydir. Karakteri korur, kişiliğin ezilmesine izin vermez. Eziklerle aynı safta hizaya geçmek onlara göre değildir.

Ekipsizlik, siyasi iç çekişmeler, vekil rekabeti ve daha pek çok sebep, Kamil Uğurlu’nun şanssızlığı oldu. En bariz özelliği, kimseye eyvallahı olmamasıydı. Hem Karaman’da hem siyasette yalnız adamdı. Yalnız adamdı fakat kendine yeten adamdı.

Kamil Beyin yaptıklarından çok yıktıkları önemliydi. Belediyecilikte en zor iş “yıkmak”tır. Emlakbank, adliye binası, barakalar, büfe ve bazı yerleri yıkıp geçti. Parklar kangrendi, neşter attı.

Bir sonraki dönemin yüz ağartan ne kadar güzel işi varsa hepsinin majörü ve planlayıcısı oldu.

Başlattığı işleri tamamlayacak fırsatı bulamadı. İşin kaymağını yemek bir yana, ne yapıldığını bile göremeden gitti.

Sayın Uğurlu’nun yerine tercih edilen ve iki yıl Uğurlu’nun yardımcısı olarak görev yapan Ertuğrul Çalışkan, herkesin sempatisini kazanmış biriydi. Başkanlığının ilk yıllarında ondan söz edenler Karaman ağzıyla “Bizim oğlan” diyecek kadar yakınlık hissediyorlardı.

Bundan sonraki gelişmelere daha sonra yine döneceğim. Sayın Çalışkan’la birlikte yaptığımız kısa bir Karaman turunun öyküsünü de anlatacağım.

Seçime gidilen son yıl, söylemeye dilim varmıyor, kibarca ifade edeyim; Karaman belediye hizmetleri yönünden acınacak durumdaydı.

Her şey vardı: Un, şeker, yağ. Helva yapalım demek kimsenin aklına gelmedi. Helva yapacak usta zaten yerinde değildi. Kimi unu, kimi yağı, kimi şekeri sakladı. Üç malzemeyi bir araya getirmek mümkün olmadı.

Ak Parti’nin ilk Karaman Belediye Başkanı Ali Kantürk’ün Aktekke Meydanı’nda işlediği cinayet, Karaman’ın derin hafızasında yer etti. Bu cinayetin izlerini ne Uğurlu ne Çalışkan silmeye yanaşmadı.

O güzelim meydanın gölgesi, serinliği ve yeşilliği olan ağaçlar halkın gözünün içine baka baka, güpegündüz kesilmişti.

Aktekke Camisi’nin ulu çınarının göz kulak olduğu, uzaktan akrabası ağaçların özsuyuna, vicdanlı ve duyarlı insanların gözyaşı karışmıştı.

Meydan, çırılçıplak soyulmuş, üzerini örtme zahmetine bile girilmemişti. Kimsesizler gibi yüzüstü bırakılmıştı. 

Aktekke Meydanı’nın bu perişanlığına vah vah diyerek, dertlenen binlerce kişinin sesini de kimse duymadı. 

Kaç yıl geçti? Kaç yıl daha geçmesini beklersiniz? Bir umut var mı? Bilen varsa söylesin. Birlikte sevinelim.

(İlk adım atıldı. Belediye buradaki hissesini devretti. Kent Meydanı Projesi Millet Bahçesi olarak lanse edilecek. İnşallah sevineceğiz.)

Aktekke tek örnek değildi. Alt geçit ucubeleri, çevre yolu çıkmazı vb herkesin gözüne saman çöpü gibi batan ve hizmet adına yapılan bu işler, tuz biber oldu.

Bakır çalığı herkesin dikkatini çekti. Yapılması gereken işlem belliydi. Ya bakırlar elden çıkarılacak ya da kalaycının yolu tutulacaktı.

Karaman adlı büyük aile demokratik karar aldı. Kalay işlemine ihtiyaç duyulduğuna inananlar çoğunluğu oluşturdu. Kalaycıya gitmek seçeneği oylamada öne çıktı.

Güler yüzlü aday çok aktifti. Herkesle sıcak ilişki kurabiliyordu. Kaportacılara, çiftçilere, esnafa, her kesimden herkese sarılan, samimiyetinden kimsenin şüphe etmediği, güven veren bir gariban çocuğuydu. Seçim döneminde partisinden bazı kişilerin desteğini alamadığı söylentileri dolaşıyordu.

Buna rağmen moralini yüksek tuttu. Çalışmalarını yoğunlaştırdı. Kimseyle tartışmaya girmedi. Bir sakin güç olarak hedefe adım adım ilerledi. Seçim stratejisi seçmenler nezdinde tuttu. Gençti, şık giyiniyordu. Giyindiğini kendine yakıştırıyordu. Biraz gizem verilen özgeçmişi ona artı puan getiriyordu. 

Savaş Kalaycı için “Bize sarılıyor”, “Çayımızı içiyor”, “Yüzü gülüyor”, “Bizden biri”, “Burnu büyük değil” cümlesi çoğunluğun dilindeydi. Beklemediği yerlerden bonuslar da yağmur oldu, üzerine yağdı. Her şeyden öte nasibi vardı.

Sonuç, malum...

Sayın Savaş Kalaycı artık belediye başkanıydı. Mazbatasını aldı. Sınavı yeni başlıyordu. Seçilmiş olmak, belediye başkanlığının hakkını veriyor olmak değildi.

“Makamların sayacı hızlı döner. Makamda oturan sayacın dönüşünü göremez. Sayaç durduğunda fark eder ki, makamdan kalkma vakti gelmiştir.”

İnşallah devam edecek.

Not: Ak Parti döneminde ister devlet, ister yerel yönetim tarafından olsun, Karaman kent merkezine yapılan her yatırımı biliyorum. Defaatle yazdım. Karaman’ın sadece Piri Reis Kültür Merkezi ve Turizm Uygulama Oteli bile gurur abideleridir.

Karaman Şehir Mezarlığı’nın geçmişteki mezbelelik halini de bilenlerdenim. Bugünkü bakımlı halinin Sayın Kamil Uğurlu’nun alınteri olduğu gerçeğini kimse yadsıyamaz. Girişteki mimari tarza, görselliğe bakın, bir kaliteli elin izini görürsünüz. Mezar taşları bile bir nizam içinde. Başka örneğe gerek var mı?

Okunma : 5276
karaman


EKSPERTİZ
guney sigorta
Gündem haberleri
ÜZERİNDEN ARABA GEÇEN ALKOLLÜ ŞAHIS HAYATINI KAYBETTİ
16 Temmuz 2020 Okunma: 11778 Asayiş
Karaman’da bıçaklı kavga: 1 yaralı
15 Temmuz 2020 Okunma: 7744 Asayiş
Sorumsuz Sürücü Hiç Bir Şeyi Umursamadı
14 Temmuz 2020 Okunma: 6693 Gündem
Son dört günün en çok okunan haberlerini gösterir
Ayın en çok okunan haberleri için tıklayın