Karamandan.com

Karamandan.com

24 Ocak 2021 Pazar
Karaman’da Bisküvi Fabrikaları İçin Söylenenler
Karaman’da asgari ücretle çalışılan fabrikalar için genelleme olarak söylenenler; Asgari ücret işçinin boyunu ne uzatır ne de kısaltır.
Kategori : Köşe Yazıları
12 Kasım 2020 11:40
 
Karaman’da Bisküvi Fabrikaları İçin Söylenenler

Karaman’da asgari ücretle çalışılan fabrikalar için genelleme olarak söylenenler; Asgari ücret işçinin boyunu ne uzatır ne de kısaltır. Mal mülk sahibi olamazsın karın tokluğuna çalışmak gibi bir şeydir. İşçilik, bazıları için işçilik köle demektir. Bazıları da emek sömürücülüğü ki burada da bir sıkıntı var demekti.

Bazıları için fabrikalar boşanmaların asıl nedeniydi. Evliliğe vurulan damga kadın çalışıp ekonomik özgürlüğü elde edince kocasına karşı bağımlılığı kalmıyordu. Bazılarına göre de çalışan eşler uzun mesai saatleri yüzünden birbirleriyle görüşemiyordu.  Bazıları da fabrikalar kadınlar için tehlikelidir kadınlar çalışınca erkek gibi olur. Kendini savunur. Çocuk doğurmaz olur. Çalışan kadın evine barkına gerekli zamanı ayıramaz. Evlilikte zıtlıklar itişip kakışmalar başlar.

Kadın hem çalışmalı hem de evde huzur olmalı teker gıcırdamamalı peki bu nasıl olacaktı?

Bazıları ‘’Tek maaş ile geçinilmiyor. İsteklerin her biri askıda asılı, taleplere yetişilemiyor.’’

Bazıları da, ‘’Bu iş pazarda sebze satan tarlada çalışılan işlere de benzemez. Güneşte kavrulmaz soğukta donmazsın.’’ diyor.

Bazıları isyan bayrağı çekerken bazıları şükür. Bazıları işini kaybetme korkusu yaşarken bazılarının umurunda bile değil. Bazıları da baldırı çıplakken bile omuzları kalkık iş beğenmiyor bol yıldızlı armalı iş istiyor. Sen avare dolaşırken bir başkası da geliyor o işi kapıyor. Şimdi bile pek çok üniversite mezunu işsiz aylak aylak gezmekte ve işçi olarak işe girmekte. Halbuki işçilik onları temsil etmediği halde, onların diploma ve belli dereceleri olduğu halde, bu işin varisi vasıfsızlar ve çaresizler iken üniversiteliler bile gelip girmişlerdi. Bu nedenle işçilik de çeşitlendi derecelendi.

Eğer ki işçi işini seviyorsa sürekli kalır sağa sola kıpırdamaz. İşini sevmiyorsa kendi suratına da o kapıyı kapatır.  ‘’Bereket düşün bereket olsun.’’ Bereket düşünmeyen de kendi yoluna taş koyar. Bu kapı öyle ki herkese de açıktır.  Kendi kendinize ekmek kapınıza kilit vurmadığımız sürece. 

Bazıları, "Bak sana koca bir ağaçtan meyve topluyorsun düşün yarın senin çocuklarında gelecek bu ağaçtan meyve yiyecek nankörlük etme" diyordu. Bazıları da, "Muhtaçlara, darda kalanlara, köşeye sıkışmışlara sığıntı gibi yaşayanlara hazır ekmek kapısı, buradan ekmek yiyoruz. Nasıl ihanet ederiz?" diyordu.

Bazıları ‘’Ne biçim iş bu! Hani bunun molası? Sürekli iş iş!’’ dedi. Öfkesini dışa vurdu kapıyı çarpıp gitti. Personel müdürü asgari ücretinin yarısını sayıyor eline. O da kendi kendini engellemiş oysa onun da tam ücret almak geçiyordu içinden kendi kendini daraltmış bunaltmış öyle ya çalışıp çalışmamak da kendi elinde.

Bazıları vardı ki kıyafet değiştirir gibi fabrika değiştiriyordu. Bir o fabrikanın insan kaynakları müdürünün önünde bir diğerinin gir çık gir çık aradaki boşluk ise sermayeden gidiyordu. Bazıları, ‘’Sağlıklı iken genç iken kapımızın önüne kadar gelmiş iş (Servis) çalışalım.’’ diyordu. 

Bazıları fabrikalarını kendilerinin ikinci bir evi imiş gibi görüyor ara sıra canlarını sıkan olaylar olsa bile başka fabrikalarla mukayese yapıldığında hemen olayı akıllarından geçiştiriveriyorlar. Önce huzur.

Diğer bazıları da işçiliğin kendilerine babalarından annelerinden miras kaldığını onların gittiği yoldan giderlerse tıpkı onlar gibi rahata kavuşacaklarını söylüyorlardı. Bazıları ‘’Parası az elbette lakin bize de kim iş verir? Yokluktan kurtulmanın başka çaresi var mı?’’ Diyordu. Bazıları da; “Mal mülk unvan rütbe hepsi var burada sen eğer sebat edip çalışma azmi gösterirsen” diyordu.

Vasıfsızlar ise o eli hiç iş görmemiş eğilmemiş bükülmemiş bilenmemiş ellerindeki  yozluğu alan işleri sayesinde güç kazandıklarını söylüyordu. 

Böylece de fabrikalardaki çalışma ortamları belirsiz bir durumda. Fabrikalar çalışanları iyileştirmiş mi kötüleştirmiş mi? Önemli mi önemsiz mi? Eskitmiş mi yenilemiş mi? Ne olduğuna karar verilmeden tekrar her biri servislere doluşup işyerlerine gitti. Her birinin kimliği meçhul kadın ve erkek işçi olarak kim hangi şartlarda birbirini etkiler kendilerine uygun yeni bir unvan kişilik ortaya çıkartırsa.

Ne güzel burada pek çok yeni insan tanıdım. İnsan kazandım dost biriktirdim. Burada birlikten kuvvet doğduğunu öğrendim birlikten güç doğduğunu.

Her bir işçi kız kadın bu işyerleri ve işleri sayesinde yükseliyor güzelleşiyordu. Her bir işçi de birbirlerinin ayak izlerini takip ederek kendilerine yol açıyordu. Araba hızında  ilerleyerek, araba yolundan da giderek. Her biri servis beklerken birbirleriyle geyik muhabbeti de yapıyordu. Doğal olarak her biri de başlarını servis beklermiş gibi kaldırarak servis gözetliyordu. Orada bir fabrika var uzakta. Evet burası onların işyerleridir. Boylarını uzatan işyerleri. Bazıları işyerine geldi mi içinden söylenir bazıları da neredeyse çökerek şükredecek kadar eğilir. Oysa o kapının tokmağı her ikisinin de elindedir.  Birine kapı nasıl açılır? Diğerine kapı nasıl açılır? O fırsatta her ikisinin elindedir. O kapı her ikisi içinde açıktır.

Burada fabrika kültürünü sindirmiş çalışan çalışmayan çalışıp çıkan herkesin çok iyi bildiği bir gerçek daha var. Çorak topraklara hayat veren ekonomiyi canlı tutan canlandıran halkanın en zayıf noktası fabrikalı kızlar var.

Zaman; o zaman ki gözlerindeki parlaklığı aldığında, tüylerin ağardığında, dişlerin dökülmeye başladığında, çalışmak senden geçtiğinde, artık çok geç dediğinde, yani ihtiyarladıkça, insan çalışmadığına daha çok hayıflanır üzülür. İnsanın en dinamik ömrü gençliğinde o zamanı iyi değerlendirmeli ve boynuz kulağı geçmeli, eğer o zaman o vakit de boynuz kulağı geçmezse bir daha da geçemez.

Çalışanlar ise kıyıya varmışlardı. Düz yolda böylece yol boyunca yürüyorlardı. Şehirde her biri de başka başka evlerde, lambalar yakıyordu. Sanki o büyük fabrikalarda makine başlarında çalıştıkları didindikleri günler çok geride kalmıştı. Yorgun bedenlerden çıkan o kokuyu soluyan gürleyen kızaran bozaran işçiler çok gerilerde kalmıştı.

O ellerindeki kırbaç, reklam tabelalarını tıkırdatan, ellerindeki meşale, evlerindeki ışık onları yükseğe kaldırmıştı. Eskiler unu elemiş eleği asmış emekli olmuştu. Bu heyecanlı koşuşturmada eskileri karşılamak için yeni işçiler göründü. Eskinin işçisi meşaleyi genç işçiye verdi. O eskiler gelecek nesiller için bu düzeneğin devamlılığını korudu. Öyle de sahiplendiler sarıldılar savundular ki işlerine her biri de birbirlerine referans oldu.

Bazıları da Karaman ekonomisini ayakta tutan lokomotifin canlı çarkları olarak görüyorlar fabrikaları. İdealist tutkulu işverenlerin Karaman ‘a hediyesi. Manevi olarak fabrikaların kurucularına hayır dualarını esirgemiyorlar. ‘’Allah onlardan hepsinden razı olsun.’’ İlk önderi bisküviyi Karaman ile özdeşleştiren ilk kurucularından bu gün bu hale gelmesine sebep olan emeği geçen sanayicilerin hepsine, ‘’Allah onlardan razı olsun.’’ 

Not: Burada şu ‘’bazı’’ kelimesi işi çözüyor ki o bazıları da gerçekten çok güzel anlayışlı bir şekilde işini yapıyor. Ama şu bazıları dediğimiz duruşlar da işin işçine girdi mi işte orada da sıkıntılar başlıyor.

Nurten Kılıç

Okunma : 30448
sağlam pen
karaman


guney sigorta
Yavuzlar iplik
Gündem haberleri
Duru Bulgur: Gerçek ortaya çıkacak
20 Ocak 2021 Okunma: 124384 Gündem
Duru Bulgur hakkında soruşturma başlatıldı
20 Ocak 2021 Okunma: 29794 Ekonomi
Asgari ücretle çalışan işçi bulduğu parayı karakola teslim etti
20 Ocak 2021 Okunma: 24426 Gündem
Son dört günün en çok okunan haberlerini gösterir
Ayın en çok okunan haberleri için tıklayın