Karamandan.com

Karamandan.com

26 Eylül 2020 Cumartesi
Kırk Yıllık Kâni Olur mu Yani
Kimsenin huyu suyu birbirine benzemez.
Kategori : Köşe Yazıları
16 Eylül 2020 16:10
 
Kırk Yıllık Kâni Olur mu Yani
karaman

Kimsenin huyu suyu birbirine benzemez. Hepimizin alışkanlıkları ve zevkleri farklı farklıdır. İyi ki böyledir. Aksi halde hiçbirimiz ikinci ben’iyle geçinemezdi. Herkes “ben” olunca gerçek “ben” yaşayamazdı.

İnsanı insan kılan biricikliğidir. Her insan kâinat sarayının efendisidir ve her insan bu sarayın en şerefli konuğudur. Vahye muhatap olan özel varlıktır insan. 

Evimde sık kullandığım oda ve balkonlarda radyo ve bluetoot hoparlör vardır. Radyolarım TRT Nağme’ye ayarlıdır. Gün boyu açıktır. Arada bir kapanmışsa Spotify’den seçtiğim müzikleri dinliyorumdur.

TRT Nağme’de  birkaç gün önce dinlediğim bir programda, spiker, sunucu veya sanatçı, 20. Yüzyıl’ın efsane sesi Kâni Karaca’nın adını ve okuyacağı eseri anons etti. Duyduğuma inanamadım. İsim KANİ olarak telaffuz edildi; üstelik A kalın okunarak.

“Kırk yıllık Kâni, olur mu yani!” sözünü hatırladım. Çocukluğumuzun tekerlemesiydi. Demek ki farkına varmadan şapkalı a için egzersiz yapmışız.

Kâğıt’ı (kağıt), dükkân’ı (dükkan), rüzgâr’ı (rüzgar), mekân’ı (mekan) olarak duymaya alıştık, pek yadırgamıyoruz artık.

Bu kulaklar Kâbe’ye (Kabe) diyeni de, öğrencisi olduğu İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi’ni Katip Çelebi diyeni de işitti.

Kemâl olan adını Kemal, Leylâ’yı Leyla, Celâl’i Celal, Hilâl’i Hilal, Bilâl’i Bilal telaffuz eden az kişi tanımadım.

Yazı dilinden söz etmiyorum. Kimlik bilgilerimizde bile harflerde inceltme işareti kullanılmıyor. Burada sözünü ettiğim telaffuz, yani kelimenin söylenişi.

“Türkçe yazıldığı gibi okunur” klişe cümlesi var ya... İşte çoğu şey o klişenin başının altından çıkıyor. Türkçe yazıldığı gibi okunur ama istisnası öyle çok ki!

Kâni Karaca’nın Kani Karaca olarak telaffuz edilmesi ayıbı TRT’de işlenmese bu kadar aldırış etmezdim. Çünkü sesli ve görüntülü medyada aksanlı konuşanlar ve Türkçe telaffuza uzak olanlar tercih ediliyor.

Sesi burnundan gelen, peltek ve bazı harfleri söyleyemeyen veya yutan sunucuları gözünüzün önüne getirin. Ya, gördünüz mü? Ne kadar çoklar.

TRT’nin Türk Sanat Müziği yayını yapan bir radyosundan “Demlenmiş Ses: Kâni Karaca”nın adının hatalı telaffuzu moralimi bozsa da hayra vesile oldu.

O günümü, kendisini görme ve dinleme şansını bulduğum Kâni Karaca’ya ayırdım.

Bakın neler dinledim, neler:

Yasin Suresi,
Ayin-i Şerif (Dede Efendi),
Hicaz, uşşak, segâh ezan-ı şerif,
Noldu Bu Gönlüm (ilahi),
Segâh Niyaz İlahisi
Gözlerinden İçti Gönlüm Neş’eyi,
Ben Gamlı Hazan Sense Bahar,
Olmaz İlaç Sine-i Sad Pareme.

Rahmetli Kâni Karaca’nın bir arkadaş grubu varmış. Her cuma sabahı bu grup Fatih Sultan Mehmet’in kabrini ziyaret edermiş. Kâni Karaca burada Kur’anı Kerim okurmuş. İlk kez duydum ve ürperdim. Böyle güzel insanlar hiç eksilmesin.

Kâni Karaca New York Times’in sanat sayfasında “Yüzyılın En Büyük Sesi” olarak nitelendirilmiş. Ayrıca nerede, nasıl dinlemişlerse Avrupalı papazlar, Kâni Karaca için “Cennetten Gelen Ses” demişler.

Kâni Karaca 29 Mayıs 2004’te, 79 yaşında, İstanbul’da vefat etmiş. Allah rahmet eylesin. Dünyaya hoş sada bırakan kullardan olmuş. Mekanı cennet olsun.

Bu ülkenin insan hazinesinin değerini bilmek boynumuzun borcu. Vefa duygusu bunu gerektirir.

Bu yazı telaffuz içerikli olacaktı. Maalesef olamadı. Sanat ve sanatçının benim yazılarımda öncelik hakkı vardır.

Kâni Karaca anonsunu duyduğum sırada, RTÜK’ün telaffuz sözlüğü yayınladığı haberini okuyordum. Aman Allahım! Öve öve bitirememişler. Malum medya ve malum ekip önde, RTÜK’e övgüler dizilmiş.

Kimsenin aklına gelmemiş “Kardeşim Telaffuz Sözlüğü ve RTÜK ne alâka?” sorusu.

Türk Dil Kurumu (TDK) ne güne duruyor? Yoksa TDK, sözlük çalışmalarını RTÜK’e mi bıraktı? Ne oldu, TDK’nın 26 Eylül 2008’de 76. Dil Bayramı’nda, dönemin Devlet Bakanı Prof. Dr. Mehmet Aydın tarafından açılan “Sesli Türkçe Sözlüğü?” Galiba haberleri yok.

Onca emek vererek hazırlanmış, 117 bin 80 söz varlığının tamamı seslendirilmiş. TDK Sanal sözlükte aranan kelimenin telaffuzu ve vurgulaması bilgisayardan dinlenebiliyor. Ulaşımı kolay bir uygulama.

TRT de boş durmamış, Şener Mete’ye “Konuşturan Sözlük” hazırlatmıştı. Sözlükte 14 bin 949 kelime vardı. Uzun yıllar önceydi.

TRT’nin halen Telaffuz Sözlüğü kullanımda. TRT’nin eski spikerleri Göksel Durna ve Rahmi Aygün 70 bin kelimeyi seslendirmiş. Çok yararlı bir sözlük. Hem göze hem kulağa hitap ediyor.

Bir de benim sıklıkla kullandığım yabancı kökenli Telaffuz Kılavuzu: “Forvo” var.

Yani RTÜK’ün sözlüğü ilk değil. Yeniliği nerede bilmiyorum. Üstelik sesli versiyonu henüz yok.

RTÜK’ün Türkçe Telaffuz Sözlüğü’nü Serhat Demirel hazırlamış. Sözlüğün sunuş yazısı RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin’den.

Sayın Şahin’in 2017’nin Türk Dili Yılı ilan edildiğini vurguladığı yazısından bir paragrafı alıntılıyorum:

“Üst Kurulumuz “Radyo ve Televizyonlarda Doğru, Güzel ve Anlaşılır Türkçe Kullanımının Yaygınlaştırılması Projesi”ni hayata geçirerek, Türkçenin daha özenli kullanılması için gerekli mekanizmaların kurulup işletilmesini ve medya çalışanlarının Türkçeyi doğru kullanmaları için eğitim süreçlerini işletti. Türkçemize sahip çıkmak hem sorumluluğumuz hem de zorunluluğumuzdur.”

Muhalefet olsun diye yazmadım. Her eser bir mirastır. Buna inanırım. Ama keşke kurumlar ortaklaşa bir Sesli  Türkçe Telaffuz Sözlüğü çıkarsa da kafa ve dil karışıklığımız nihayete erse.

Niye mi? Sadece bir kelimeyi örnek vereceğim. Araştırmak ve devamını getirmek dilcilerin, dil uzmanlarının işi. 

Seçtiğim kelime: MAHCUP 

Bu kelime Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlük’te “mahcup” yazılmış ve mahcup olarak seslendirilmiş.

RTÜK Türkçe Telaffuz Sözlüğü’nde “mahçup” yazılmış.

TRT Türkçe Telaffuz Sözlüğü’nde “mahcub” yazılmış ve telaffuzu da aynı şekilde verilmiş.

Bir kelime, üç ayrı yazılış ve üç farklı telaffuz.

Dil Derneği Türkçe Sözlük ise TDK ile aynı yazılışı seçmiş: mahcup.

Forvo ise kaynak olarak TDK’yı aldığı için mahcup yazmış ve telaffuzu yine mahcup olarak vermiş.

Mübarekler, bir tutarlılığınız olsun. Türkçenin telaffuzu diyorsunuz ama bu yaptığınız “şive” muamelesi değil mi?

“Karaman, Türk dilinin başkenti” diyoruz ya!

Sonraki yazı buradan devam edecek. İşte o yazıdan bazı satır başları:

-Ferman sahibi Mehmet Bey üniversiteye girince neden Mehmetbey oldu?

-Türkçe “buyruk” dururken neden ferman demişler?

-92 yıllık alfabeyi Türk’ün öz alfabesi sanmak...

-Mehmet Bey heykelini gerçek Mehmet Bey olarak görmek...

-Halide’nin “de”sini ayrı yazacak kadar Türkçe imlanın yetkin yazarları! 

-Öğrettiler de öğrenmedik mi?

Ahmet Tek

 

Okunma : 1178
guney sigorta
karaman


EKSPERTİZ
Gündem haberleri
Başkan Bayram: Üreticilerimiz hibelerden yararlansın
23 Eylül 2020 Okunma: 22780 Tarım
Karaman'ın 1 yıllık şirket ve işletme bilançosu
22 Eylül 2020 Okunma: 15800 Ekonomi
Başkan Bayram: Üreticilerimizin hakkı için Rekabet Kurumu’na başvurduk
22 Eylül 2020 Okunma: 15201 Tarım
Son dört günün en çok okunan haberlerini gösterir
Ayın en çok okunan haberleri için tıklayın