Mühim, pek mühim - On Sekiz; Uyansana be oğlum! | Karamandan.com - Karaman Haber

Mühim, pek mühim - On Sekiz; Uyansana be oğlum! | Karamandan.com - Karaman Haber

24 Ocak 2021 Pazar
Mühim, pek mühim - On Sekiz; Uyansana be oğlum!

Samet Zenginoğlu’nun “Mühim, pek mühim” adlı romanının bölümleridir. Önceki bölümleri için tıklayın…

“Uyansana be oğlum! Alo! Kime diyorum.”

Zar zor açılıyor göz kapakları. Zar zor uyanmaya çalışıyor. Zar zor doğruluyor.

“Ne yaptın sen? Daha yağmurlar dinmemişken, bu nemli, rutubetli havada, bankın üzerinde uyumak da nereden çıktı?”

Halinden ziyade, Musa’nın neden burada olduğunu merak ediyor:

“Ne olmuş yani? Beni geç, senin meselen ne?”

“Benim meselem ne olacak? Kuduz abi seni bekliyor.”

“Haftaya dememiş miydi?”

“Biz seninle görüştüğümüzden beri bir hafta geçti zaten.”

Bir an her şey duruyor. Ama bu, uzun sürmüyor.

“Senin ne işin var burada bu havada?”

“İş görüşmesine gitmiştim.”

“Sonuç?”

“Sonuç, sıcak bakmadılar sanırım. Hatta bir şey bilmediğimi ima etti yetkili.”

Şaşırıyor Musa.

“Nasıl yani?”

“Bilmem, ‘bilmemek erdemdir’ dedi adam çıkarken.

“Hadi be! Kuduz abi geç kalınmasını sevmez” diye çıkışıyor.

Hareketleniyor.

“Hadi, daha yapacak çok iş var.”

Ayağa kalkıp, yalan yanlış yürümeye başlıyor. Garipsiyor Musa.

“Neden böyle yürüyorsun sen Allah aşkına?”

“Bilmem” diyor. Sol kolunu tutup, “çok ağrıyor” diye de ekliyor.

“Hadi hadi!”

Bir kez daha duruyor.

“Yahu, bu sağ elindeki paket ne peki?” soruyor Musa.

“Bilmem” diyor. Bir anda sanki bütünleşmiş gibi hissettiği paketi hızlıca yırtıyor ve içinden çıkanı Musa’ya gösteriyor.

“Bu nedir?” diye sormaktan kendini alamıyor elbette.

Hafiften tebessümünü gizleyemeden “çok mühim değil” diyor.

“Her neyse, haydi, geç kaldık.”

O esnada, “tamam” diyor Yakup, paketi çöpe atıp içinden çıkan mavi ipi avucuna sımsıkı hapsediyor.

Düzenleme : 05 Aralık 2020 08:34 Okunma : 1994