Ne Kadar Sakinsiniz! | Karamandan.com - Karaman Haber

Ne Kadar Sakinsiniz! | Karamandan.com - Karaman Haber

16 Temmuz 2020 Perşembe
Ne Kadar Sakinsiniz!

- Bu yazıyı sakin sakin okurken Aranjuez eserini dinlemenizi öneririm. Concierto de Aranjuez. İspanyol besteci Joaquín Rodrigo 1939 yılında Paris'te II. Dünya savaşının gerilimli ortamında bestelenmiş sakin bir eser.

Geçtiğimiz yıl,  aylardan nisandı. Akşam üzeriydi. Yağmur çiseliyor, şimşekler çakıyordu. Okuma odamda masamın başında oturuyordum. Yağmurun sesini ve yanıbaşımda çalan radyodan müzik dinliyordum. Önümde yığılı kitaplar arasında sakin sakin oyalanıyordum. 

Telefonum çaldı. Arayan yaz aylarında kullandığımız tatil beldesindeki evimizin bulunduğu sitedeki komşularımdan biriydi.

“Ahmet Bey evde misiniz?” diye sordu.
“Hayır, Ankara’dayım” dedim.
Tepkisi; Eyvahlar olsun! Demek ki eviniz yanıyor” oldu.

Panik halinde sordu:
“Pencerelerinizden duman çıkıyor. Şimdi ne yapacağız. Bina yanacak.”

Önce itfaiyeyi aramasını, yönetimden birilerini haberdar etmesini söyledim. Birkaç dakika geçti geçmedi, yeniden aradı.

Yangın ihbarını itfaiyeye bildirmiş, yöneticiyi aramış. Sesinden korku ve endişesinin dinmediği belliydi. 

Evimizin penceresinden dumanlar çıkıyormuş. Sitede kendisi dışında yangını fark eden olmamış.
Komşu dikkatliydi ama bir o kadar da heyecanlıydı.

“Şimdi ne yapmam gerekir” diye sordu.
“Hiçbir şey” dedim ve devam ettim: “İtfaiyeye ve yönetime haber verdiniz. Önce sakin olun ve itfaiyenin gelmesini bekleyin. Dikkatiniz ve yaptıklarınız için teşekkür ederim.”

Sesindeki korku ve endişe tınısının kaybolduğunu fark ettim.

Son cümlesi; “Ahmet Bey, ne kadar sakinsiniz”  oldu.

Olaylar hızlı gelişti. Yangın çok geçmeden söndürülmüş.

Yangına müdahale eden itfaiye ekibinin sorumlusu aradı. Yangın, üst kattaki komşunun kalorifer borularını kestirdiği sırada, boruların çıkarıldığı boşluktan içeriye, kaynak kesim makinesinden düşen kıvılcımın perdeleri tutuşturması sonucu çıkmış. Hasar raporu tutulmuş. İtfaiyeci bununla ilgili notları da okuyup bilgilendirdi.

Aynı kişi, yangına sebep olduğu öne sürülen üst kat komşunun sorumluluğu üstlendiğini söyledi. Yine de şikayetçi olup olmadığımı sordu.

Şikayetçi olursam polis gelecek, komşunun ifadesini alacak ve yangın adli olaya dönüşecekmiş.
İtfaiyecilerin yanında bekleyen komşuyla görüştüm. Geçmiş olsun dileğimi ilettim.

Kadıncağız panik içinde, hem ağlıyor hem özür diliyor hem zararımızı karşılamayı öneriyordu.
“Şikayetçi olmayın. Biz gereğini yaparız” dedi.

Kısa konuşmamızda komşu kadına önce geçmiş olsun dileğimi ilettim, bir cana zarar gelmediği için şükretmemiz gerektiğini ve sakin olmasını söyledim. Şikayetçi olmayacağımı da ekledim.

Komşu kadının ağlaması dindi, ses tonu düzeldi, anlayışlı olduğumu ve biraz olsun rahatladığını belirtti.

Son cümlesi; “Ahmet Bey, ne kadar sakinsiniz” oldu.

İtfaiye sorumlusuna şikayetçi olmadığımızı, yangına müdahale ederek, bir felaketi önledikleri için teşekkür ettim.

İtfaiye görevlisi, yangın tutanağını birkaç gün sonra İtfaiye Müdürlüğü’nden alabileceğimizi ve itiraz hakkımız olduğunu bildirdi.

Son sözü; “Ahmet Bey, ne kadar sakinsiniz” oldu.

Sitenin yöneticisi aradı. Hemen olay yerine geldiğini belirterek, itfaiye ekiplerinin müdahalesini, yangının çıkmasına sebep olduğu öne sürülen kadının şoka girdiğini, ağlayıp kendini yerden yere attığını ve daha başka şeyleri uzun uzun anlattı. 

Kısa konuştum, kendisine teşekkür ettim.

Son sözü; “Ahmet Bey, ne kadar sakinsiniz” oldu.

Yemek hazırmış, kitaplıktaki çalışma masasından yemek masasına geçtim. Karıma, “geçmiş olsun, evde bazı eşyalar yanmış” dedim.
Olayı ayrıntıya girmeden anlattım. Bir taraftan da iştahla yemek yemeyi sürdürüyordum.

Yüzünün rengi ve sesinin tonu değişen karım, soru üstüne soru sordu. Onları da sakin sakin yanıtladım.

Son sözü; “Nasıl bu kadar sakin durabiliyorsun? oldu.

Daha önce sakinliğime vurgu yapanların söyleyişinden biraz farklı olmuştu.

Yangında alevlerin içinde değildim. İtfaiye ekiplerine öncülük edecek becerim de yoktu. Üstelik yangın 600 kilometre uzağımızda çıkmıştı. Sakin olmaktan başka çare ne olabilirdi?

İçimden geçen bu cümleleri karıma söyleyemedim.

Bir akşam üzeri dört ayrı kişiden “Ahmet Bey, nasıl bu kadar sakinsiniz” cümlesinden sonra karımdan ikinci kez “Nasıl bu kadar sakin durabiliyorsun” cümlesini duymak ağır gelecekti.

Masada sevdiğim yemekler vardı. Ağzımın tadının bozulmasına değer miydi?

Yemeğimi sakin sakin yedim. Daha sonra kahvemi sakin sakin içerken, yangın nedeniyle telefonla görüştüğüm kişileri düşündüm. Birbirlerini tanıyan kişiler değildiler. Hakkımda aynı yargı cümlesini kullanmışlardı; “Ne kadar sakinsiniz.”

Beni sakin olarak tanımlayan komşularımın sözleri  “övgü mü, yergi mi” karar veremedim.
Sakinlik meziyet mi, kusur mu? 

Bu olayı anımsadığım gün, yanıtını da buldum. Hani tevafuk derler ya, işte öyle bir şey...

İki gönül erinin söyleşilerinden bir kitap daha çıkmış.

Çağdaş derviş, edep örneği ve estetik düşüncenin tatlı dili Prof. Dr. Sadettin Ökten Hoca ile Psikiyatr Prof. Dr. Kemal SAYAR üstadın “Aşk ile Anı Seyretmek” (Gönül Sadası’ndan Akisler 2) adlı kitaptan haberdar oldum.

Kitabın tanıtımındaki sözleri ödünç alıyorum:

“Sakin, mütevekkil ve munis bir inanmışlığın insan yüreğini genişlettiği bir yaşayış ve düşünüş tarzı bu mübarek topraklarda, ne zaman kayıp gidecek olsak elimizden tutuyor.”

Önümüzdeki hafta yapılacak işlerin başına, “Aşk ile Anı Seyretmek’i al” notunu düştüm. 

"Enbiya Suresi 37. ayette, “İnsan aceleci (tez canlı) yaratılmış” ibaresi yer alır. (Diyanet İşleri Başkanlığı Meali)

Kim bilir başka konularda nasıl aceleciyimdir. 

Şükürler olsun. Hem elim var hem elimden tutan. Kınanan acelecilikten  Allah’a sığınırım.

Ahmet Tek

Düzenleme : 20 Haziran 2020 13:52 Okunma : 2294