Öldürmek İçin Yaşayanlar ile Yaşatmak İçin Yaşayanlar | Karamandan.com - Karaman Haber

Öldürmek İçin Yaşayanlar ile Yaşatmak İçin Yaşayanlar | Karamandan.com - Karaman Haber

31 Ekim 2020 Cumartesi
Öldürmek İçin Yaşayanlar ile Yaşatmak İçin Yaşayanlar

“Yaşamak ve yaşatmak isteyenler, öldürmek için yaşamak isteyeni öldürürler” der Üstad Necip Fazıl.

Yaşamanın değer kazanması için yaşamak eyleminin, yaşamayan, yaşadığının farkında olmayan bireyleri uyandırmaya yönelik müspet bir gayret; yaşamın kendisine ait olduğunu düşünüp kendisi dışındakileri öldürmek için çabalayan kimselere karşı gösterilmesi gereken bir harp mesabesinde olması gereklidir.  Bugün insanımız, öldürmek için yaşayanların tahakkümü altında can vermekte, onların sunduğu her türlü argümanı kabul etmeyi çoğu zaman bir şeref saymakta(!), kimi zamanda kabul etme zorunluluğunu kendisinde hissetmektedir. Artık insanımız ayaklarını yere sağlam bas(a)mamaktadır. Oysa ki mazide, yaşamak ve yaşatmak uğruna yaşama düsturunu şiar edinen ecdadımız ayaklarını yere sağlam basarlardı, çünkü bilirlerdi ki toprağa güvenilmez. Yine onlar ayaklarını sağlam yere basarlardı, çünkü bilirlerdi ki balçıkta yürünmez.

Bugün toprak güvenilmemesi gerekenler listesinde artık son sırada. Belki de güvenin adresi olarak gösterilebilecek bir noktada. Ahlaksızlığın ahlakileştiği ve her türlü fuhşiyatın teşhir edilerek, övünülmesi gereken bir meziyetmişçesine reklamının yapıldığı, bütün bunlarında sözde yaşatmak uğruna yaşadığı iddiasında bulunan güruhun elinden çıktığı bir dönemde emin olun ki değil sağlam basacak ayak, o ayağa hakim olacak bir beyin, o beynin işlevini sağlayacak bir fikir ve düşünce de kalmamıştır. Öldürülmesi hedeflenen kesim yavaş yavaş uyuşturulmuş, muhallebi kıvamına getirilmiş, yerinden kalkamayacak bir hale sokulmuş ve en sonunda da kalbine zehirli hançer saplanmıştır. Böylece ayağa kalkıp da toprağa basma, bastığı yerin balçık mı olup olmadığına bakma idrakinden mahrum kalmış, mankurtlaşmış, ahmaklaşmış, şaşkınlaşmış ve neticede de sefil bir ölümle yok olmuştur.

Cemil Meriç’in veciz ifadesiyle şuuru iğdiş edilmiş, hiçbir zaman okumak ve düşünmek alışkanlığını kazanmamış sokaktaki adam için icat edilmiş bir nevi afyon olan televizyon, kirlenmeye yüz tutan sokakların tamamen kir içinde kalmasına neden olmamış, sokaktaki adamında düşünme yetisini kafasından poposuna düşürmüştür. Televizyon, bir nevi o adamı öldürmüştür aslında. Bir çocuğun zina mahsulü olarak dünyaya gelmesini şükür sebebi olarak kabul etme iğrençliği bir yana bu iğrençliği teşhir edenlerin hala yaptıklarını hoş görmesi; bunun yanında bu teşhir etmeyi milyonların şevkle izlemesi öldürmek için yaşayanların, yaşamak ve yaşatmak için yaşayanları öldürmede galip geldiğinin en bariz örneğidir.

Saygıyla yoğrulmuş, edeple işlenmiş, hoşgörü ile süslenmiş, tevazu ile bezenmiş ve muhabbetle muhkem bir hale bürünmüş olan örf ve adetlerin tefessühü çağımızda önü alınamaz bir durumdadır. Küfrün fikre galip geldiği, gücün adaleti yerle bir ettiği ve haksızın haklıyı alaşağı ettiği zaman, işte bu zamandır. Medya eskilerin tabiriyle bir canavar, halk canavarın gözünde bir koyun, ortaya konulan programlar ise bu canavarın tuzaklarıdır. Koyunlar telef olaola ağıl boşalmakta, koyunları yemekten bıkmayan canavar ise semizlendikçe semizlenmektedir. Aç daha da aç, tok ağzına kadar tok... Ölüm hiç bu kadar acımasız ve sefilce, öldürmek hiç bu kadar namertçe olmamıştı...

Yeniden durup düşünmek lazım. Evvela düşünme yetisini vücudumuzda olması gerektiği mertebeye çıkarmak, akabinde uyuşukluktan kurtulmak, nihayetinde de toprağa basmak elzemdir. Toprak aklıyla düşünenlere hasret, yiğitçe ölenlere karşı özlem içerisindedir. Ondan sonra ayağı yere sağlam basmalı, balçıkta yürünemeyeceği tekraren hatırlanmalı, öldürmek için yaşayanları tanımalıdır. Ve en sonunda öldürücü darbenin bizim elimizde olması için yaşamak ve yaşatmak idealini kuşanmalı ve kılıcı öldürmek içim yaşayanların beynine indirmeli, korkunç böğürmeleri karşısında bir ömür boyu şükür secdesinden kalkılmamalıdır. Çünkü o zaman yaşamanın ne olduğu anlaşılacak, değeri kavranılacaktır. Bütün bunların hepsi bizde saklıdır. Yeter ki isteyelim ve gayret gösterelim...

Fatih Gilik 

Okunma : 1425