Ölümlü İnsan -2- | Karamandan.com - Karaman Haber

Ölümlü İnsan -2- | Karamandan.com - Karaman Haber

05 Ağustos 2020 Çarşamba
Ölümlü İnsan -2-

Dünya hayatına veda etmek insana zor gelse de ölüm bu dünyanın tek hakikatidir. Ölüm insan için sonlu olandan, sonsuz olana geçişin köprüsüdür.

Gençliğimizin ilk yıllarında köprünün henüz başında olduğumuzu hissettiğimiz için köprünün sonunu pek düşünmeyiz(düşünmekte istemeyiz).Bu köprüde bir yolculuğa başladıysak elbet bunun bir sonu olacaktır. Bu köprünün sonunda kimisi dostuna kimisi de düşman olduğuna kavuşacaktır.Bu köprünün uzunluğu canlıdan canlıya farklılık arz etmektedir. İnsan, köprünün ne zaman son bulacağını bil(e)mediğinden her an son bulabilir kaygısı ile yolculuğunu devam ettirmelidir.

Mutlu ve huzurlu geçen bir günün sonunda nasıl güzel bir uyku çekiliyorsa iyilik ve güzelliklerle dolu bir köprü yolculuğunun sonu da güzel bir ölümle nihayete erer. Bu köprü yolculuğuna girişimizde biz ağlarken bizi bekleyenler nasıl sevinçle karşılıyorsa, köprünün sonunda bu durum tam tersi olmalıdır. Her geçen gün köprünün sonuna biraz daha yaklaşıyoruz.

Üstad Adil Erdem Bayazıt’ın şu dizeleri üzerinde tefekkür edelim;         

‘’Toprak
Ölüme aç
Ölüme muhtaç
Hayat

Ölüm muhakkak
Ve ölüm mutlak
Tek kapısıdır ölümsüzlüğün

Ölümle tanıştıktan sonra anladım
Sadece bir kimlik belgesi olduğunu yaşamanın’’

Haşr ve Araf Durağı

Haşr kelimesi toplamak anlamına gelmekle beraber sevk anlamını da içerisinde barındırır.Kıyamet anlatımında ba’s durağından sonra gelmektedir.Sûr’a üfürülecek ve yeryüzü yarılacak insanlar süratle kabirlerinden çıkarılarak yanlarında mahşere götürülmekle görevli bir melek ve bir şahit melekle uçsuz bucaksız bir meydanda toplanacaklardır.Hesap yerine müttaki olanlar yüzleri parlak ve sevinçli,asi olanlar ise yüzleri sim siyah ve kederli bir şekilde gelirler.Ne mutlu yüzleri parlak ve sevinçli olanlara..

Haşr esnasında insanlar yalınayak , çıplak ve sünnetsiz olacaklar lakin herkes o günün dehşetinden sadece kendini düşünecek ve birbirlerine bak(a)mayacaklardır. Haşr esnasında her şeylerini kaybettiklerini anlayacaklar, dünyada Allah’ın ikramıyla sahip oldukları bunlarla kendilerini her şeyin üstünde gördükleri şeyleri dünyada bırakmak suretiyle kaybetmiş bir zavallı olarak rablerinin huzuruna yöneltileceklerdir.

Araf halkı ise ne Cennet ehli ile birlikte cennete, ne de cehennem ehli ile birlikte cehenneme gitmişlerdir. İkisinin arasında kalıp Allahın lütfunu beklemekte, O’nun merhametini ümit etmektedirler.

Cennet ve Cehennem Durağı

İnsanı diğer canlılardan ayıran unsurlardan bir tanesi de davranışlarına belli ölçüler getirebilmesi onlara yön verebilmesidir. Dünya hayatında olduğu gibi ahiret hayatında da insan davranışları olumlu ya da olumsuz bir takım neticeler doğurmaktadır. İman ve İnkar gibi temel tercihler başta olmak üzere bütün davranışlarında özgür olan insanı Cennet ya da Cehenneme sevkeden şey de dünyadaki davranışlarıdır.

Kur’an-ı Kerim’de iman edip salih amel işleyenlerin cenneti hak edecekleri yüzlerce ayette müjdelenmekle birlikte inkar edip ayetleri yalanlarında cehenneme atılacakları bildirilmiştir.

Dünyada nemalanılan,sefası sürülen ne kadar nimet varsa cennette ki nimetlerle kıyaslansa tabiri caizse cennetin bir özeti, fragmanı dahi olamaz.İnsan dünyada ki nimetlere bakarak cennette ki nimetlerin fragmanına bakmış oluyor.Dünyada ki nimetler için bunca çaba sarf ederken sadece fragman ile oyalanıyor filmin tamamını elde etmek için ne kadar çaba sarfediyor.!

Cehennem azabını bir düşünelim..Bir çakmağı yaksak elimizi ne kadar ateşte tutabiliriz veya küçükken annelerimiz bizi yıkarken azıcık su sıcak olsa anne yandııım sıcak deriz bu yakıcı şeyler cehennem ateşinin yanında ne kalır ki..!

Cehennemi obur bir insan gibi tasvir edersek inkarcılar asiler cehenneme atıldıkça cehenneme seslenilecek ‘’Doldun mu?’’ fakat cehennem yediklerinin tadına vardıkça daha da iştahlanıp alevlenecek ‘’Daha var mı?’’ diyecekdir.

TURGUT KAHVECİ

Okunma : 1331