Foto galeri

Karamandan.com

Karamandan.com

 
 
Tarih : 30 Mayıs 2020  -  Saat : 17:05:04   Görüntülenme: 8000

Salavat Köprüsü
Tatlı Bir Rüyadan Kesitler... 

10 Mart 2020 gününden beri içerideydik.

Kendimi 65 yaşında sanıyor, yasaklara sıkı sıkıya bağlı olarak evde oturuyordum. Oturmak derken oturarak okuyup, yazıp çizmeye devam ediyordum. Bu arada elimdeki arşiv (Divani – Siyaka vb) işlerini de bitirdim. Geçen hafta 65 yaş ve üzeri olanlara bir aylık köy izni çıkınca hemen e-devletten izin için harekete geçtik, her şeyi doldurduktan sonra gelen cevap 64 yaşında olduğum yolundaydı. Bu sefer üç günlük Konya’dan çıkış izni için aynı kapıya başvurduk ama henüz bir cevap gelmedi.

E-devlete yüklediğim tapu kayıt belgesindeki belirtilen iki buçuk dönümlük parselde beş yıldır emek verdiğimiz ağaçlar susuzluktan can çekişiyordu.  Nasıl yapsak, ne etsek de memlekete gitsek derken derin bir uykuya dalmışım.

Ailemden iki ve 1. derece akrabamdan dört kişiyle 29 Mayıs sabah namazından sonra yola çıkmaya hazırdık. Bir gün önce paylaştığım “Göksu’nun Gerdanlıkları” adlı resimlerimi gören yoldaşlarım Salavat Köprüsünü mutlaka görmek istediklerini söyleyince mesafeyi elli km uzatarak Ermenek Güneyyurt’a yola çıktık.

Biz yola çakmadan önce bir Haziran itibarıyla yolculuk serbestiyeti kararı alınsa da biz yine de bütün tedbirleri alarak Karaman'a geldik. Salavat Köprüsünde sabah kahvaltısını planlamıştık bu nedenle Karamandan sonra Bucakkışla yolundan sağa Pınarbaşı yoluna girdik. Buradan da Yılan Gömü, Göcer üzerinden tam 42 km sonra Göksu Sahiline indik. Salavat Köprüsü için buradan nehrin gerisine doğru sekiz km kara toprak yolla devam ettik.

Salavat Köprüsü bütün ihtişamıyla yüz metre aşağıda görülüyordu. Arabalarımızı kapatıp kahvaltılıklarımızı yanımıza alarak Göksu boyuna indik. Karların erime mevsimi, derelerin coşma sezonu olmasına rağmen su oldukça azdı. Artık bu köprünün üzerinden geçerken muhtemel kötü akıbetten necat için yapılacak “Salavata” gerek yoktu, zira düşsen bile altında seni alıp gidecek su yoktu.

Salavat Köprüsünü gezdiğim 15 sene önce durum tam tersiydi. Üzerinde yürürken altındaki coşkun akan sudan korkuluyordu. Bu su azalmasını doğru olarak hayra yordum şöyle ki:

Hem devlet hem halk uyanmıştı, su akıp bakmakla yetinmiyor, ondan yararlanma yoluna gidiyordu. Devlet barajlar ve santraller inşa ederken halk da suyu çevirerek bağlar bahçeler oluşturup onları suluyordu. Yani bu seyahatte gördüğümüz artık halk sudan yararlanıyor önünde ve yakınında bulunan kıraç arazileri bu suyla ihya ederek Göksu’nun boşuna Akdeniz’e akmasına yaz boyunca mani oluyordu. Gerçekten gurur duyduk.

Salavat Köprüsü ekteki resimlerde de gördüğünüz gibi bütün ihtişamıyla yerinde durmaktadır. 

Bundan 15 sene evvel Salavat Köprüsünü yerinde gezip resimlerini paylaştığımda “Sen mi oraya gittin? Bu resimler çalıntı, diyen Sosyal Medya arkadaşlarıma Salavat Köprüsü üstündeki fotoğrafımı gösterince sus pus olmuşlardı.

Salavat Köprüsü Hadim tarafından gelecekler için Aladağ Boğazında Kutlupınar’dan sonra Aşağı Kızılcadan Göksu’ya inilince Karaman Göcer Damlapınar (Manyan) sahillerinde görülebilecek bir antika köprüdür.

Bu köprü ile beraber Cırlavık köprüsü hakkında da Ermenek’teki Görmeli köprüsü hakkında anlatılan usta – çırak hikâyesi anlatılır.

Salavat Köprüsü 1960’a kadar Yörük göçlerinde ve bu civardaki halkın yaya geçişi için kullanılıyordu. Göksu’nun kanyonumsu Pamukdere havalisini birbirine bağlayan bir araçsız hayvanlı kervan yolu üzerinde bulunan köprü civarında Karaman merci-i aidi tarafından turistik bir yürüyüş parkuru düşünüldüğü yıllar önce yazılmış olsa da henüz bir hareket görülmüyor. 

Habip Çalışkan ağabeyimizin verdiği bir bilgi de şudur: Ermenek, Sultan Alanı, Karaman Bey Geçidi (Yelli Bel) Şeytan Deresi, Selavat Köprüsü ile Karaman’a (Larende) ulaşan yolun eski adı “Karamanoğlu Döşemesi” dir.

Buradan ayrılıp yarım asırdır dostlarımızın bulunduğu Akçaalan, Ada ve Bayır köylerinde mesafeli ve kısa görüşmelerden sonra Yelli bele geldik. Oyuklu belinin kuzeyinde karlar yeni alalanmış iken Yelli belde sadece kuzlarda kar görünüyordu.

Kayabunara yakın kuzda görünen kara yarım saatte çıktık, kaplarımızı karlı pekmez için karla doldurduk. Burada resimde de göreceğiniz gibi iki buçuk metre kar vardı.

Buradan Balkusan, Tolbunar Yarıkbunar, Sorgun, Karagöl, Üssüz ve Çarşak üzerinden Güneyyurt’taki bahçe evlerimize giriş yaptık Uyandığımda, hayali cihan değer, demişim.

Ama hayal değil artık, Türkiye Devletinin bütün dünyaya örnek çalışmalarıyla Korona belasını en az hasarla atlatmakta olduğunu görmekten gurur duyuyoruz. 

Allah devlete, millete zeval vermesin.

Mükremin Kızılca

Salavat Köprüsü
Salavat Köprüsü Tatlı Bir Rüyadan Kesitler.