Karamandan.com

Karamandan.com

26 Eylül 2020 Cumartesi
Seyahat ve Şehadet
Nüfusu az olan şehirlerin tahrip edilmemiş doğal ortamları daha çok oluyor.
Kategori : Köşe Yazıları
14 Eylül 2020 08:44
 
Seyahat ve Şehadet
karaman

Nüfusu az olan şehirlerin tahrip edilmemiş doğal ortamları daha çok oluyor. Zamanın bereketi de böyle şehirlerde daha çok hissediliyor. Küçük şehirlerin etrafında yer alan bakir bölgeler keşfedilmeyi beklerken, kâşiflerine de hayatın yoğun temposunda farkına varamadığı güzellikleri gösteriyor, tefekküre daldırtıyor ve hakikati fark ettiriyor. Doğanın, bitkilerin, hayvanların ve insanların her hali…  

Bitki örtüsünün mevsimlere göre değişimini daha iyi hissediyorsun buralarda. Yeşil renk ile sarı renk arasında mevcut tonların her halini görüyorsun. Öğle sıcağından sonra esen hazan mevsimi rüzgârının cildini üşütmesinin ve ciğerlerini ferahlatmasının yakından şahidi oluyorsun. Bölgesel lezzetler olan mahsullerin en taze halini tadarak damakları şımartıyorsun. Mavinin tonlarına sahip akarsuların akışını izleyerek kendini kaybederken, ocakta bulunan kara tenceredeki yemeğin pişmesini sağlayan ateşi izleyerek kaybettiğin kendini dehlizlerden çıkarıyorsun. 300 yaşında olan ve yüksek rakımlarda yer alan devasa boyuttaki çamları gördüğünde senden önce dünyada var olan bu ağaçların senden sonra da var olacağını fark etmenle faniliğini görüyorsun, ömrünün pek kısa olduğunu anlıyorsun. 

Bizi görünce telaşlı halde paytak paytak kaçan kertenkeleleri, yanımıza kadar gelip ama kendini sevdirtmeyen keçileri, gözünü üzerimizden ayırmayan ve her an tetikte bekleyen çoban köpeklerini, tepemizde uçan bazen de gölgesi üzerimizden geçen kartalları görünce; her canlının kendine göre bir görevi olduğunu anlıyorsun. 

2.000 metreden fazla olan rakımıyla bölgenin en yüksek tepelerinden olan Zafer Tepe’ye çıkıp yeryüzüne buradan bakarken de birçok hakikatin farkına varıyorsun. Devasa dağların arasında bir nokta gibi olduğunu, büyük bütçelerle yapılan göletlerin birkaç bardak su gibi göründüğünü, medeniyet dediğimiz yolların halının üzerine düşmüş iplikler gibi saçıldığını, elektrik direklerini incecik sac gibi eğen rüzgârın gücünü… 

Kırsal bölgelerde yaşayan insanlarımızın hallerine de şahit oluyorsun buralarda. Nar ve zeytin bahçesinde çalışıp yorgun düşenlerin oturdukları sofrada iştahla yemek yiyişlerini, konvoyumuzla yanlarından geçerken korna ve elle selam verdiklerimizin işini gücünü bırakıp ellerini önce göğüslerine götürüp sonra el sallayarak selamımızı alışlarını, küçücük bahçesine ektiği sebzeleri toplayan nineleri, yetiştirdiği altı kasa inciri yol kenarında satmaya çalışan bıyığı terlememiş gencin bir kasasını müşterilerine ikram edişini, sorumlusu olduğu sürüsünün peşinden giden çobanların sükûnetini, köy camisinin önünde oturan ihtiyarın ezanı bekleyişini, köy evlerinin birinden gelen pişirilen ekmeğin kokusunu… 

Madden başlayıp manen devam ettiğimiz bu seyahatimizi Karaman Off-Road Kulübü (KARMOFF) üyesi arkadaşlarımızla gerçekleştirdik. Bu seyahatimizde güzergâhımız Bucakkışla, İhsaniye ve Zafer Tepesi idi. Mevsim geçişinin olduğu bu zamanda biz de ruhen geçişler yaşadık. 

Dağların zirvesinde dağlar kadar büyük nefsimizin küçücük bedenimize nasıl sığdığına hayret ettik, kıvrılarak giden upuzun nehirlerin denize doğru seyahatini seyrederken upuzun emellerimizle nereye gittiğimizi düşündük, zamanın etkisiyle bazı dalları kurumuş devasa ağaçları gördüğümüzde saçlarımıza düşen akların ne anlama geldiğinin farkına vardık, yağmurların etkisiyle tutunduğu yerin gevşemesiyle yuvarlanan kayaların halini görünce tutunacak en sağlam ipin ne olduğunu anladık. 

Muhabbetin had safhada olduğu bu seyahatte; pişirilen bulgur pilavın lezzeti, hazırlanan cacığın ekşiliği, ekmeğimizi suyuna bandığımız salatanın zeytinyağlı kokusu, çeşmeden yeni doldurduğumuz ve dişlerimizi donduran suyun ayazı ve bu suyla demlediğimiz çayın kıvamı; seyahatimizin en güzel maddi tarafıydı. 

İnsanların pek uğrak yeri olmayan bu bölgede rüzgârın ve güneşin etkisiyle uç kısmı yırtılmış şekilde dalgalanan bayrağımızı seyrederken; bayrak direğinin dibinde yer alan yayla mescidinde merkezi okunan ikindin ezanını duyunca, o maddi eksiklik bir anda manen doluverdi. “La havle” derken, “Aziz Allah, şefaat Ya Resulallah” demeye başladık.

Maddeden manaya, seyahatten şehadete…  

Şadan Sezgin

 

Okunma : 1294
Foto galeri
karaman


EKSPERTİZ
guney sigorta
Gündem haberleri
Başkan Bayram: Üreticilerimiz hibelerden yararlansın
23 Eylül 2020 Okunma: 22786 Tarım
Karaman'ın 1 yıllık şirket ve işletme bilançosu
22 Eylül 2020 Okunma: 15805 Ekonomi
Başkan Bayram: Üreticilerimizin hakkı için Rekabet Kurumu’na başvurduk
22 Eylül 2020 Okunma: 15202 Tarım
Son dört günün en çok okunan haberlerini gösterir
Ayın en çok okunan haberleri için tıklayın