Karamandan.com

Karamandan.com

13 Ağustos 2020 Perşembe
Sihirli Silgi ve Överken Yermek
Karaman’da vatandaş duyarlılığı olmadığını düşünmek, vatandaşa haksızlık olur.
Kategori : Köşe Yazıları
20 Temmuz 2020 13:35
 
Sihirli Silgi ve Överken Yermek

Karaman’da vatandaş duyarlılığı olmadığını düşünmek, vatandaşa haksızlık olur.

Vali Hakkı Teke Hoşgörü Ormanı’na sahip çıkılmasına ilişkin yazıya verilen tepkiye bakılırsa, vatandaşların duyarlı olduğunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Yazıdan haberdar olmayan kalmadı, yüzlerce kişi olayı sahiplendi.

“Hakkı Teke Nerdesin?” başlıklı yazı en çok geri dönüş aldığım yazı oldu. Yazı, Hakkı Teke Hoşgörü Ormanı başta olmak üzere, Karaman’ın akciğeri konumundaki bölgenin bütünlüğünün korunması, ormana sahip çıkılması amacına yönelikti.

Karaman’ın bu bölgeye hassasiyetini görmekten gurur duydum. Her şehir, o şehrin insanından iz taşır, o insanların sesiyle hayat bulur.

İl Özel İdaresi’ne ait Hoşgörü Ormanı’nı yazarken ormana adı verilen Sayın Hakkı Teke’yi anmadan geçmek olmazdı. Karaman 10 bin dönümlük ormanı Hakkı Teke sayesinde kazandı.

Bu yazıyı okuyup, “Ağaçlar tehlikede mi? Haydi bir bakalım. Burası bizim gözbebeğimiz. Korumak, korunmasını sağlamak boynumuzun borcudur” demesi gereken, bu konuda eli en rahat olanlardan maalesef ses çıkmadı.

Ses veren birkaç kişi de ne yazık ki içeriği anlamadı. 

Çok çok uzun yazıdan bazılarının dikkatini “Millet bahçesiymiş!” ara başlıklı bölüm çekmiş. Bazıları başka konulara takılmış, bazı ifadeleri beğenmeyenler olmuş.

Elbette herkes her okuduğundan kendine uygun olana dikkat eder. Sevdiği bölüme veya yazılmasını istemediği, görüşüne zıt gördüğü ifadelere takılır.

Okuyucunun ruh hali med cezir gibidir; hoşnutluk duyduğu, öfkelendiği anlar olur. Belli cümlelere yoğunlaşır. Algıda seçici davrananlar olur.

“Vali Hakkı Teke Nerdesin?” başlıklı yazıdan rahatsızlık duyanlardan birinin ifadesini okuyunca inanamadım. 

Cumhurbaşkanının söylediği  kelimelere itiraz edilemeyeceğine inanmış. Bir kelime, bir benzetme, bir cümle veya bir konuyla ilgili görüş, Cumhurbaşkanı’ndan çıkmışsa ona eyvallah denileceğini düşünüyor zahir. Böyle olunca, Cumhurbaşkanı’nın herhangi bir sözüne karşı ifade kullanmak ne mümkün. Haşa buna nasıl cüret edilebilinir.

Bir daha vurgulayarak soruyorum; “Hoşgörü Ormanı Vali Hakkı Teke’nin mi?
Hoşgörü Ormanı kimin?
Milletin değil mi?”
“Cumhuriyet Parkı kimin?
Aktekke Meydanı kimin?
İstasyon Caddesi kimin?”
Bunlar milletin, vatandaşın, halkın değil mi?

Türkiye’de Atatürk Parkı olmayan il yok. Atatürk parkları Atatürk’e mi ait?

Karaman’da Hüseyin Tek Parkı vardır. Rahmetli abimin adını taşır. O park Tek ailesinin mülkü mü?

Necmettin Erbakan ve Alpaslan Türkeş parklarının, Erbakan ve Türkeş ailelerine ait olduğunu mu düşünüyorsunuz?

İnşallah açıklığa kavuşmuştur, inşallah anlaşılmıştır.

Ah siyaset, ah taşra siyaseti. Bağlı olduğu siyasetin, içinde olduğu politik hareketin her söylemini tabi olunması gereken buyruk zanneden anlayış. Hep aynı. İster A Partisi, ister B partisi olsun, değişen bir şey yok. 

Yazıya yasakla başladık, yasaklara ihtiyaç duyulmayacak bir öneriyle devam edelim.

Kendinde güç vehmeden kişinin öyle sihirli bir silgisi olsa, o silgi her yazıyı görse, sahibini okuma ve okuduğunu anlamama sorunundan kurtarsa, zihnindeki şablona göre sahibinin beğenmediği yerleri silse, istediği yere arzu ettiği kelimeleri istiflese hiç yasağa gerek olmazdı.

Belki bazılarına sihirli silgi de yetmeyecektir. Sihirli silgide daha büyük sihir olsa! Sahibinin beğenmediği yazıları silmek yerine yazarını silse ne süper olur!

Ne gerek var yazara, çizere. Zaten okumuyoruz, okudum diyenlerin çoğu okuduğunu anlamıyor!

Her gün her yerde yüzlerce, binlerce yazı yayınlanıyor. Buna sihirli silgi mi dayanır. Sihirli silginin silme gücü bir gün bitiverirse ne olur?

Yine en iyisi yasak. Benim gibiler yazmasın. Sahi niye yazıyorumki?

Sihirli bir yazı makinesi olsa, her sabah herkesin gönlünü hoş tutacak bir metin yazsa, bu yazı kovid-19 gibi hatta ondan bile hızlı yayılsa, herkesin ekranına gelse, herkes beğense, kimsenin canı sıkılmasa. Fıstık gibi.

Olacak şey mi bu, dediğinizi duyuyorum. Olur, olur, bal gibi olur.

Akılları pazara çıkarmışlar, herkes yine kendi aklını almış. (Türk Atasözü)

Herkesin aklı, yüzü gibi çeşitlilik gösterir. Bu yaratılıştaki hikmettir. 

İnsanlara en adil şekilde dağıtılan nimet akıldır; çünkü hiç kimse aklından şikayetçi değildir. (Montaigne)

İnsanlar akıl bakımından üç çeşittirler: Kendiliğinden anlayanlar, kendilerine açıklanan şeyi anlayanlar ve ne kendiliklerinden ne de başkalarının aracılığıyla anlayanlar. (Machiavelli)

Bir de TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı Ak Parti Milletvekili Lütfi Elvan ile Vali Hakkı Teke’yi karşılaştırmamı önerenler oldu.

Kimsenin beğenmediği ama bir türlü köklü değişikliğin yapılmadığı eğitim müfredatında, ilkokul birinci sınıflarda öğretilen bir ilke yer alır. Elma ile armut toplanmaz. Bu ilke, küçük yaşta beyinlere yerleşsin istenir.

Maalesef bu temel bilgiyi elma ve armutla sınırlı sanan beyinler var. Bu ilke aynı zamanda mukayese (kıyaslama, karşılaştırma) bilinci oluşturmak amaçlıdır.

Sayın Lütfi Elvan, seçilmiştir. Milletvekilliğinde dördüncü dönemidir. 2007’den bu yana iktidar milletvekilidir. Başbakan Yardımcılığı yapmıştır. Kalkınma Bakanı, Ulaştırma, Denizcilik ve Habercilik Bakanı olmuştur.

Vali Hakkı Teke atanmıştır. Bürokrattır. Devlet ona hangi görevi verirse, sadece o görevi yapmakla sorumludur.

Sayın Lütfi Elvan’ı övmek için Vali Hakkı Teke ile kıyaslamaya kalkmak “elma ile armut toplanmaz” temel ilkesinden habersiz olmaktır.

“Adaletin Bu mu Dünya”yı bir dinleyin. Sözlerini de dinleyin. Kanal 7’de filmlerini izlediğiniz Ali Ercan dedenin dizeleridir.

Selda Bağcan 1971’de plağa okumuştur. Bir sakıncası, Selda Bağcan hep muhaliftir. Güç ve iktidar muhalifidir. Bugünkü iktidara da muhaliftir. Türküleri yüzünden hapis bile yatmıştır. Dinlemem ondan diyorsanız “Memnun gelip giden var mı yolundan” dizesini ipucu olarak veriyim.

Adaletsiz olan dünya değildir, bunu da yanlış anlamayın. Dünya bir metafor olarak seçilmiştir. 

Adalet, hak gözetme demektir. Denklik, oran, ölçü anlamlarını içerir. Elmayla armudun toplanamayacağı temel ilkesinin dayanağıdır.

Muadil de aynı köktendir. Adaletin sembolü heykelin elinde terazi vardır. O heykel Roma mitolojisinden çıkmıştır. Adalet Tanrıçasıdır ve adı Justitia’dır. Yunan mitolojisine göre Themis’tir.

Elindeki terazi Perşembe Pazarı’nda domates tartan pazarcının, altın satan sarrafın terazisinin prototipidir. O terazi, adaletin simgesidir. Semavi dinlerde de adalet ortak değerlerdendir.

“Muhakkak ki Allah adaleti ve iyiliği emreder. Nahl 16/90) Her cuma hutbesinde Türkçe mealiyle birlikte okunur.

Bağnazın, cahilin, fanatiğin, menfaatçinin övgüsünden Allah korusun. Böyleleri övdüğü kişiyi yerdiğinin bilincinde bile değildir.

Bu ülkenin insanı vefalıdır. Yapılanı ve yaptıranı unutmaz. Birinden övgüyle söz etmek, ondan gayrısını yermek anlamına gelmez.

“İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır.” (Hz. Muhammed)

Bu kadar. Daha ötesi var mı? Bu gerçeği kabul etmişsek, gerisi lafügüzaftır vesselam.

Ahmet Tek

Okunma : 1589
EKSPERTİZ
guney sigorta
karaman


Gündem haberleri
Düğün kavgası mahalleyi ayağa kaldırdı
12 Ağustos 2020 Okunma: 13641 Asayiş
Müjdeli Corona haberi geldi
10 Ağustos 2020 Okunma: 9378 Sağlık
Polonyalı gençler Karaman’da faaliyete başladı
10 Ağustos 2020 Okunma: 9146 Eğitim
Son dört günün en çok okunan haberlerini gösterir
Ayın en çok okunan haberleri için tıklayın