Siyahser Camii | Karamandan.com - Karaman Haber

Siyahser Camii | Karamandan.com - Karaman Haber

13 Temmuz 2020 Pazartesi
Siyahser Camii

Alaettin/Şeyh Alaettin Rumi/Karabaş/Siyahser Camii

Şeyh Alaettin Camii belgelerde; “Sultān Şeyh Alâeddin Camii[1], “Şeyh Alâeddin Rûmî Camii[2]” gibi isimlerle de geçmekte olup Siyahser Mahallesi’nde bulunduğu için mahallenin adıyla da bilinmektedir[3]. Evliya Çelebi; buradan “Karabaş Camii” olarak bahsetmiştir[4]. H. Hüseyin Sapancalı; Karaman Ahval-i İctimaiyye Coğrafiyye ve Tarihiyyesi adlı eserinde cami ile Lârende arasındaki mahallelerin erimesiyle buranın şehrin bir km dışında kaldığını, “Karabaş Tecvidi” risalesinin yazarı olan Karabaş Veli Alaettin’e izafeten Karabaş ismiyle de anıldığını belirtmektedir[5]. Mehmed Tahir; Karabaş Veli’nin farklı bir kişi olduğunu yazmaktadır[6]. Ünlü bir âlim olduğu için onun adına sevenlerinden biri inşa ettirmiş olabilir.

Banisi ve Yapım Tarihi

Şeyh Alaettin Camii, belgelerde çok sık olarak “Sultān Alâeddin binâ eylediği câmiʽ-i şerîf” olarak[7] geçmektedir. Şu halde banisi Şeyh Alaettin’dir. Bu zatın adı ile anılan caminin güneyindeki türbede metfun bulunan Şeyh Alaettin’in mezar taşında, 870/1466 yılında vefat ettiği yazılı olduğuna göre XV. yüzyılın ilk yarısında, Karamanoğulları Dönemi’nde, Konya ve çevresinin Osmanlı sınırlarına katılmasından kısa bir süre önce inşa edildiği söylenebilir.

Mimari Yapısı ve Müştemilatı

Şeyh Alaettin Camii’nin binası dikdörtgen bir plana sahip olup kuzey-güney doğrultusunda uzanmaktadır. Mabet; tekke, imaret ve türbeden[8] meydana gelen manzumenin bir bölümünü oluşturmaktadır. Mabedin doğusundaki hücrelerden oluşan tekke kısmı günümüze ulaşamamış fakat cami ve imaret bölümü kesme taştan yapılmış olduğundan ayakta kalabilmiştir. Caminin son cemaat revakı, kuzeyine imaret yapılınca tekkenin içinde kalmış, doğu bölümü tadil edilerek tekkenin girişi buradan verilmiştir. Caminin taş mihrabı düz, kavisli ve eğimli silmelerle çerçevelenmiştir. Tavan örtüsünde ahşap malzeme kullanılmış olup eskiden düz toprak damlı iken yakın dönemde kiremitli kırma çatı hâline getirilmiştir[9]. Kuzeydoğu bölümünde yükselen minare, klasik dönem Osmanlı minarelerini anımsatmaktadır. Bunun için minaresinin sonradan, Osmanlı Dönemi’nde inşa edildiği söylenebilir. Yapı, sade bir süslemeye sahiptir.

Yüzyıllar boyunca onarımdan geçerek kullanılmaya devam eden Şeyh Alaettin Camii, incelenen dönemde de tamir edilmiştir. Nitekim Şeyh Alaettin’in sülalesinden olan Postnişin Şeyh Abdülaziz’in 1224/1809-1810’da zaviye ve yanındaki caminin yaklaşık 300 yıldır onarım görmediğinden 7.500 kuruşa tamir edilmesi talebini İstanbul’a bildirmesi[10], zaviyenin bu tarihlerde onarıldığına işaret etmektedir. Ayrıca giriş kapısı üzerinde Sultan II. Abdülhamit’in (1876-1909) tuğrasının bulunması[11] bu dönemde zaviye ile mabedin tekrar onarıldığını göstermektedir.

Vakfiyesi ve Vakıfları

Şeyh Alaettin Camii ve müştemilatının vakfiyeleri ve vakıfları mevcut olup vakfın sahip olduğu gayrimenkullerin durumu, yapılan tahrirlerden takip edilebilmektedir. Fatih Sultan Mehmet Dönemi’nde yapılan Karaman Eyaleti Vakıf Tahrir Defteri’nde bu mabedin Göl Mescidi ismi ile kaydedildiğini Konyalı yazmıştır[12]. Öyle ise Musa Bağı ile Viribiyan köyündeki yer bu mabedin vakfı idi[13]. II. Bayezit Dönemi’nde vakıf gayrimenkullerinde artış olmuştur. Önceki tahrire ilaveten üç ayrı vakfın gelirleri de buraya aktarılmış, böylece yıllık geliri 570 akçeye çıkmıştır[14].

Şeyh Alaettin Camii’nin de dâhil olduğu manzumeye ait üç adet Arapça vakfiye bulunmakta olup bunların ikisi 900/1494 ve 902/1496 tarihlidir. Deftere noksan olarak kaydedilen bu vakfiyeler, Zaviye Şeyhi Abit Çelebi oğlu Mevlâna Pîrî adına düzenlenmiştir. Vâkıf, iki ayrı köyde bulunan gayrimenkullerini adı geçen manzumeye vakfetmiştir[15]. Şeyh Alaettin Zaviyesi’ne ait XVIII. yüzyılın sonlarında düzenlenen diğer vakfiye, zaviyeler konusu içinde incelenecektir.

XVI. yüzyıl başlarında mabet zaviye ile birlikte gösterilmiş, vakıfları ile bunların gelirlerinde değişiklik olmuştur. Buna göre 12 dönüm yer, üç dönüm bağ, Lârende’ye tabi Çavuş mezrası gelirleri ile Ereğli’ye tabi Durlas köyündeki değirmenin hisseleri caminin de dâhil olduğu manzumenin vakıfları idi[16].

Şeyh Alaettin Camii’nin giderlerini karşılayacak ve ayakta kalmasını sağlayacak olan gayrimenkullerin sayısı zaman içerisinde artmıştır. Mesela 1260/1844-1845 yılında ziraata elverişli olan ve olmayan toplam 44 dönüm arazi, Alaettin Camii Vakfı’nın tasarrufunda bulunuyordu. Bu araziler mütevelli tarafından, Lârende’de ikamet edip değişik mesleklerle uğraşan şahıslara muayyen bir bedel karşılığında belli bir süreliğine kiraya verilmiştir[17].

Görevlileri

Şeyh Alaettin Camii’ne incelenen dönemde değişik görevler için çok sayıda atama gerçekleşmiştir. Bunların başında imam atamaları gelmekte olup ilk tayin, Şevval 1121/Kasım 1612’de gerçekleşmiştir.

Şeyh Alaettin Camii’nde imamlık ve mütevellilik görevinin birlikte yürütülüp bunlara ilaveten başka görevlerin de üstlenildiği de olmuştur. Örneğin Cemaziyelevvel 1168/Şubat 1754 tarihli bir belgeye göre vâkıfın çocuklarından Seyit Yahya, beratla Alaettin Camii evkafının “sülüs hisse tevliyetini” ve caminin “rubʽ hisse imâmetini” yapıyordu[18]. 03 Rebiyülahir 1190/22 Mayıs 1776 tarihli bir belgeden ise “…nısf imâmet, sülüs tevliyyet ve sülüs meşihâta ber-vech-i meşrûta evlâdiyyet üzre mutasarrıf iken cülûs-u hümâyûn sebebiyle...” beratı yenilenen Şeyh Salih, imamlık ve mütevellilik dışında kürsü şeyhliği yapmıştır[19]. İmamların bu görevlerinin yanında cüzhan ve müezzin olarak da görev yaptığı belgelerden anlaşılmaktadır[20].

Şeyh Alaettin Camii’ne atanan diğer bir kadro hatiplere aittir. Seyit Feyzullah Halife’nin  Muharrem 1175/Ağustos 1762[21] ve Rebiyülevvel 1188/Mayıs 1774 tarihinde hatiplik beratı yenilenmiştir[22]. Seyit Feyzullah Halife bu görevlerine ilaveten cami ve tekkenin mütevelliliğini de yürütüyordu. 13 Rebiyülahir 1190/1 Haziran 1776 tarihinde yevmi bir akçe vazife ile bu görevini kendi rızasıyla oğlu Seyit Şeyh Abdullah’a devretmiştir[23].

Bu görevlilerin haricinde camiye daha başka imam, hatip, cüzhan, müezzin, mütevelli, nazır, ferraş, bevvap gibi görevli atamaları tespit edilmiştir[24].

Doç. Dr. Hakkı Akman

 

[1] VAD, no. 569, s. 9; no. 1150, s. 6.

[2] KARŞS, no. 289, s. 126; VAD, no. 561, s. 22.

[3] KARŞS, no. 322, s. 72. Günümüzde tapuda 32-24 J pafta, 646 ada, 2 parselde bulunan cami; Kültür ve Turizm Bakanlığı Konya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Müdürlüğünün 07.04.1993 tarih ve 1611 nolu kararı ile birinci grup tarihî eser olarak tescil edilmiştir. Bk. Konya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü, Dosya no. 70-00-124; Karaman Belediyesi, İmar ve Şehircilik Müdürlüğü, “Siyahser Camii-Karabaş Veli Külli­yesi”, Klasör no. 12.

[4] Sayahatnâme, IX, s. 158.

[5] (kısaltma: Ahval-i İctimaiyye), (haz. İbrahim Güler), Ankara 1993, s. 50-51.

[6]“Karabaş Velî Ali Alâeddin el-Atvel”, Osmanlı Müellifleri, I, İstanbul 1333/1917, s. 148.

[7] VAD, no. 569, s. 9.

[8] BOA, C. EV, Dosya no. 261, Gömlek no. 13328; İlhan Temizsoy-Vehbi Uysal, Karaman, Konya 1987, s. 65.

[9] Osman Nuri Dülgerler, Karamanoğulları Dönemi Mimarisi, Ankara 2006, s. 66.

[10] KARŞS, no. 285, s. 203.

[11] Temizsoy-Uysal, aynı yer.

[12] Konyalı, aynı yer.

[13] Fatih Devrinde Karaman Eyâleti Vakıfları Fihristi, (haz. Feridun Nâfiz Uzluk), (kısaltma: Fatih Devri Kara­man Vakıfları), Ankara 1958, s. 33.

[14] Fahri Coşkun, “888/1483 Tarihli Karaman Eyaleti Vakıf Tahrir Defteri”, (kısaltma: 888/1483 Tarihli Kara­man Vakıf Tahriri), (İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk İktisat Tarihi Anabilim Dalı Basılma­mış Yüksek Lisans Tezi), İstanbul 1996, s. 76.

[15] Konyalı, Karaman Tarihi, s. 320.

[16] 387 Numaralı Muhâsebe-i Vilâyet-i Karaman ve Rûm Defteri (937/1530), I, (kısaltma: Muhâsebe-i Vilâyet-i Karaman), Ankara 1996., s. 121.

[17] Karaman Temettüat Defteri, s. 339, 342, 348, 454.

[18] VAD, no. 1103, s. 205.

[19] KARŞS, no. 290, s. 142.

[20] VAD, no. 561, s. 22.

[21] VAD, no. 1126, s. 179.

[22] VAD, no. 1154, s. 112.

[23] KARŞS, no. 290, s. 142; VAD, no. 1147, s. 261.

[24] KARŞS, no. 290, s. 142; no. 293, s. 513; no. 322, s. 67; BOA, HAT, Dosya no. 1598, Gömlek no. 43; C. EV, Dosya no. 10, Gömlek no. 476; VAD, no. 561, s. 22; no. 562, s. 14; no 1131, s. 102; no. 1147, s. 257, 260, 261; no. 1148, s. 18-19; no. 1150, s. 6; no. 1154, s. 11.

Düzenleme : 23 Aralık 2019 16:15 Okunma : 1997