Karamandan.com

Karamandan.com

25 Eylül 2020 Cuma
“Yeni makalem yayında hemen okuyun!” diyor
Yazarın biri çıkmış diyor ki “Yeni makalem yayında hemen okuyun!” Üşenmeyip girdim ve okudum.
Kategori : Köşe Yazıları
15 Eylül 2020 13:17
 
“Yeni makalem yayında hemen okuyun!” diyor
karaman

Yazarın biri çıkmış diyor ki “Yeni makalem yayında hemen okuyun!”

Üşenmeyip girdim ve okudum. Oldukça etkileyici bir tarzı vardı desem yalan söylemiş olurum. Ancak günümüz edebiyatının sosyal medya böğürtülerinden öte geçemediği göze alındığında, en azından ortaya konulmuş bir birikim olduğuna sevinecek gibi oldum. Bu halet-i ruhiye çok sürmedi elbet. Çünkü sevgili yazarın işlediği konuyu ve hoşuma giden bazı cümleleri meşhur arama motoruna yazdım. Karşıma çıkan sayfalarda gezintiye başladım ve anladım ki beyan edilen çoğu fikir aslında buralardan okunmuş. Kim bilebilir? Belki de yazı yazılmadan beş dakika kadar önce incelenmiştir. En azından cümleleri bir kıyma makinesi edası ile zihninden geçirip kendi cümlelerine dönüştürebilmesine sevinecek kadar ileri gitmeliydim.

Çünkü insanların çeşitli fikirlerini beyan etmek amacıyla kaleme aldıkları bu yazılara “Fıkra” demeliyiz veya sizin daha çok sevdiğiniz adıyla “Köşe yazısı”

Ne önemi var dediğinizi duyar gibiyim.

Cevaplayayım!

Bir yazıyı meydana getirip okuyucuya sunduğunuzda eğer bunun adına makale derseniz aslında şunu demiş oluyorsunuz: “Bu yazı son derece bilimseldir. Gerektiği durumlarda her satırı ispat edilebilir.”

Aksini düşünen veya söylediklerimi anlamayan varsa,  makalenin sözlükteki tanımına bakarak okumaya devam edebilir.

Buraya kadar her şey tamam da bunu yazmaya değer kılan nedir? Adam yapmış bir küçük hata, bu kadar taşlamaya değer mi? Diyebilirsiniz.

Veya en nefret ettiğim kisveye bürünerek “Ne değişecek birader fıkra yazarsa” da diyebilirsiniz.

Aslında bu hatadan dönersek ülkemizin kaderi değişecek.

Muhasır medeniyetler seviyesine çıkacağız.

Hatta uzay yarışında gelişmiş devletlere kafa tutacak, küçük bir farkla da olsa öne geçeceğiz.

Yeter mi? Yetmeyecek…

Hatta ve hatta anakaralar üzerindeki tek hakim güç olacağız.

*****************************

Ülkemizin en büyük problemlerinden biriyle karşı karşıyayız aslında.

İliklerimize kadar işleyen müthiş bir aşağılık kompleksi.

Hem de öyle üst düzey bir halde ki babadan oğula miras bırakılacak seviyede.

Yahu yazar arkadaş yazsana oraya benim şahsi fikirlerimi içeren kıçı kırık bir köşe yazısıdır diye. Hatta şöyle de söyle “Ben kim makale yazmak kim”

Kimse bilmese de sen biliyorsun ki senin kumaşın zaten yetmez böyle metinler kaleme almaya. Ülkenin ulvi çınarları bile koca bir ömre yüz makale sığdıramazken sen bilmem ne nokta coma haftada dört makale yazmadığını, yazamayacağını zaten biliyorsun.

Fıkra gibi adamsın ve fıkra yazıyorsun gel söyle artık…

Sen söyle ki ülkede ne kadar trajikomik iş varsa dökülsün ortaya.

Yüz liraya sekiz kavanoz bal satan adam senden farklı mı zannediyorsun?

O da tıpkı senin gibi olmayan bir şeyi olmayacak bir paraya sattığını vaat ediyor.

Sen fıkrayı sadece ciddi görünsün diye makale olarak sunuyorsun. O da buz gibi reçeli bal yapıveriyor.

Ne farkınız var sizce?

Ha ortak noktanız çok oraya girmeyeceğim bile.

Sahtekarlık, yalancıktık, karaktersizlik ne ararsan sizde mevcut.

**********************************************************

Geçenlerde bir televizyon programına denk geldim. Hava sıcaklığı kırk derecenin üzerindeydi. Ekrandaki konuşmacılar bir yuvarlak masa etrafına dizilmiş üzerlerine vazife olan olmayan her konuda yorum yapmaktaydı.

Bir aralık moderatör arkadaş ansızın ciddileşti. Ve bana kahkahalar attıran şu cümleleri sıralamaya başladı: Halkımızdan rica ediyoruz lütfen maske takın. Sokaklarda halen takmayan insanları görüyoruz.

Neresi komik bunun değil mi?

Hava kırk derece. Mekan deniz kenarında – nemin dibine vuran- İstanbul…

Ortamda bulunan dört kişi de maskesiz ve takım elbiseli. Öyle ki kravat dahi takmışlar. Ve hiç birinde bir damla ter göremedim.

Bulmacayı çözdünüz mü?

Bingo! Klima çalışıyor…

Ve eğer kapalı bir ortamda klimayı çalıştırıyorsanız aslında içeride bulunan havayı döndürüyorsunuz demektir. Yani bu karşınızdaki insanın ağzına ağzınızı dayayarak “hoh” yapmak gibi bir şey oluyor. Çünkü onun nefesi klima döngüsü sayesinde saniyeler içinde size taşınıyor.

Fıkra gibi değil mi?

Bana ekrandan akıl veren adamın kendini – muhtemelen beğenmediği için-  maskeli olarak ekrana taşıyamamış olması.

Makale diyen adam

Bal satan adam

Ekrandan saçmalayan enkırmen şeysi.

Bakınız hepsi aynı yere çıkıyor.

Sahtekarlık ve yanıtmanın da ötesine geçen ciddiye alınma kaygısı.

*************************************************************

Geçtiğimiz hafta Konya otogarına yolum düştü.  Belediyenin müthiş bir hizmeti ile karşılaştım. “Ücretsiz Wc” Şimdi dalga geçiyorum falan zannedenler olacaktır ancak son derece ciddiyim; süper hizmet…

Ancak bir sorun var. Tuvalette bulunan tüm pisuarlardan su akıyor. Bir vatan evladı çıkıp da yazıktır ulan bu suya der ve kapatır diye korkmuş olacaklar ki çeşmeleri de yerinden sökülmüş. Yani ancak bir pense ile kapatabilirsiniz. Gerçekten merak ettim ve işin peşine düştüm.

Sonuç ne biliyor musunuz?

Bu tuvaleti temizlemekle görevlendirilen personel, amirinden yiyeceği olası bir azardan sıyırmak adına yapıyor bunu. Ve bu iş –sadece otogarda da değil- kent genelinde böyle sürüp gidiyor. Amirin beş dakikalık ziyareti esnasında da olaya bakım ve tamirat var süsü verildi mi tadından yenmez Neticede koca amirin gün aşırı umumi wc ziret etmeyeceği aşikar. Sürekli sulanan pisuarlar da çiçek gibi temiz kalıyor.

Çölleşen Konya’nın şelale yapılıp ton ton akıtılan pisuar suları.

Meke Gölünü kurutan işte bu adamlardır desem hanginiz itiraz edecek?

Veya bizim meşhur yazarın makalesi ile bu adamın çalışkan personelliği arasında ne gibi bir fark var?

Makaleci

Balcı

Televizyoncu

Temizlikçi.

Hepsi farklı paralel gerçeklikten getirilmiş birbiri gibi.

Bir milletin turnusol kâğıdı onlar.

Sokakta gördüğünüz her dört kişiden beşi.

Biziz yani.

Sahtekârlar ordusu…

***********************************************************

Demem o ki dostlar bu muhabbet sayfalarca, kitaplarca hatta asırlarca bitirilemez.

Ama ne zaman o adam oraya çıkar ciddiye alınma kaygısı olmaksızın bu benim fikrimdir dolayısı ile de fıkramdır yazabilirse.

Ne zaman o adam “kardeşim balın kilosu olmuş yüz lira, daha altına satılması mümkün değil ancak herkes de bal yiyecek diye bir şey yok. Şayet bal alamıyorsan gel; bende uygun fiyatlı reçel var” derse.

Ne zaman o ekran maymunu “Sevgili seyirciler işte benim makyaj yapılamamış halim. Bu süreçte ekrandan örnek oluşturmak adına biz maskemizi çıkarmıyoruz ancak yakışıklılığımızdan kısa bir süre taviz vermek zorunda kalıyoruz” derse.

Ne zaman o personel “Açık kalmış bir musluğu kapatmaktan büyük vatanseverlik olmadığını” anlarsa,

İşte o zaman samimi bir dürüstlük saracak bu güzelimsi ülkeyi.

Ve o zaman ölmeyecek Soma’dakiler.

O zaman kasaplarda at eti ve eşek eti tarifesi başlayacak. Herkes ne yediğini bilecek… Dileyen ucuz diye bunları tercih edecek belki ancak danaya parası yeten de dana parasına eşek yemeyecek.

O zaman sosyal medya farelerine itibar azalacak. Değer doğru adresi bulacak ve âlimler sarmalanacak.

Buna benzer pek çok iyi şeyden sonra, geride kalacak muhasır medeniyetler seviyesi.

Unutmayın!

Bu ülkenin zeki insan sorunu yok.
Bu ülkenin dürüst insan sorunu var.

Şimdi siz beni ciddiye alır mısınız bilmem ama.

Ben bu yazıda söylediğim hiçbir şeyi ispatlayamam.

Fıkra burada bitmiştir.

Sevgiler…

Sinan Örs

Okunma : 1230
guney sigorta
EKSPERTİZ
karaman


Gündem haberleri
Başkan Bayram: Üreticilerimiz hibelerden yararlansın
23 Eylül 2020 Okunma: 22134 Tarım
Karaman'ın 1 yıllık şirket ve işletme bilançosu
22 Eylül 2020 Okunma: 15291 Ekonomi
Başkan Bayram: Üreticilerimizin hakkı için Rekabet Kurumu’na başvurduk
22 Eylül 2020 Okunma: 15019 Tarım
Son dört günün en çok okunan haberlerini gösterir
Ayın en çok okunan haberleri için tıklayın