Karamandan.com

Karamandan.com

27 Eylül 2020 Pazar
Libya’da Son Karamanlı!
Karamanlıların Osmanlılar tarafından 15'inci Asrın sonlarında dünyanın dört bir yanına dağıtılmalarından sonra “her yerde bir Karamanlı” gözlenmeye başlamıştır.
Kategori : Köşe Yazıları
08 Temmuz 2020 13:10
 
Libya’da Son Karamanlı!
karaman

Karamanlıların Osmanlılar tarafından 15'inci Asrın sonlarında dünyanın dört bir yanına dağıtılmalarından sonra “her yerde bir Karamanlı” gözlenmeye başlamıştır.

Onların eseri olarak Kuzey Afrika’da, Anadolu’da ve Balkanlarda şu anda onlarca Karaman adı taşıyan yerleşim birimi bulunmaktadır.

19. yüz yıl sonlarına doğru Osmanlıların bütün cephelerden çekilmeye başladıkları sırada Anadolu’ya akın akın diğer sınır halkları gibi Karamanlılar da hicrete başlamışlardı.

Gittikleri her yere ya köylerinin adını taşıyan ya da “Karaman” adını koyan atalarımın giderken yurtlarını ve yakınlarını mahzun bıraktıkları gibi dönerken de mahzun ve mükedder bırakmak zorunda kaldılar. *

Bu makalemde değerli okuyucularıma bir belgeden hareketle “Libya’daki Son Karamanlıyı” tanıtacağım, inşallah.

Cumhurbaşkanlığı Osmanlı Arşivlerinde tarama yaparken gördüğüm şu ibare Arapça bir belgeyi tanıtılıyordu:

“Trablus'ta devam eden muharebenin hükumete karşı olmayıp, Karamanoğullarına karşı olduğundan bunların Trablus’tan alındığı takdirde ortada bir ihtilaf kalmayacağına dair Trablusgarp Ocağı urban meşayih ve imamları tarafından mahzar.” 1250 / 1834

Kuzey Afrika Karamanlı Hanedanının son üyesi Yusuf Paşadan şikâyet edilen belgede Libya’da bulunan Osmanlı temsilcisi Başkâtip Mehmet Şakir Efendi’den, Karamanlı Yusuf Paşa idaresinden çok acı çektiklerinin İstanbul’a iletmesini istiyorlardı.

Arapça belgenin çevirisi:

“Allaha hamd, resulüne salat selam olsun!

Başkâtip Mehmet Şakir Efendi hazretleri, Allah günlerini mesut eylesin, kalemini kulların iyiliğine yazmayı nasip etsin, selam, tahiyyet ve ikramdan sonra derim ki:

Cemaziyüssani 2. Gün tarihli, kamuya ve âlimlere hitaben yazılan cevabınız bize ulaştı.

Biz de belde halkı olarak, şehirde ve çölde oturanlar toplandık, onlara cevabı okuduk, onlara anlayacakları dilden yazdık ve onlar da muhtevasını ayrıntılı ve özet olarak anladılar.

Onların tamamı tek dil olup şu cevabı verdiler: Bize Mevlana Sultan Emirülmüminin Mahmut Han – Allah izzetini daim buyursun- hizmetlilerinden insanlar geldi. Bu kişiler her halükarda emirin emirlerine itaat ediyor, boyun eğerek teslimiyet gösteriyorlardı.

Ancak Yusuf Paşa Karamanlı devletinin son zamanında halka yapılan zulüm ve işkenceler sizin de malumudur. Bu durum genel ve özel bütün kamuoyunca da bilinmektedir.

Biz artık hayattan umudumuzu kesince ve ölmeden önce hayatın ölümünü yaşarken memleketimiz ihmal ve bozulmaya yüz tutmuştur. 

Başkâtip Mehmet Şakir Efendi hazretlerine durumumuzu yeniden arz ediyoruz ki ailelerimizi, mallarımızı ve çocuklarımızı zulümden kaybediyoruz. Geçen yıl geldiğinizde bütün belde ileri gelenleri size durumu ayrıntısıyla aktardılar. Halen değişen bir şey yoktur. Üç yıldır süren Efendi Yusuf Paşa Karamanlının zulmü bizi hayattan bezdirmiştir.

Haşa bizim Osmanlı devlet-i aliyesinden ve yüce hakanımızdan bir şikâyetimiz yoktur. Aksine onun devletinin bekası için gece gündüz duacıyız.

Ey efendimiz bizimle Osmanlı devlet-i aliyesi arasına fesat sokmak isteyenler var. Yapmadığımızı yapmışız gibi aktaranlar var. Bu fitneyi ancak sen söndürürsün. Üç yıldır sadece erkeklerimiz değil kadınlarımız ve çocuklarımız da zulüm ve işkence altında ölüyor.   

Bizim üç yıldır Efendimiz Yusuf Paşa Karamanlıdan çektiğimizi en iyi sen bilirsin, İstanbul’a varınca en doğru olarak bunları aktarmanı istiyoruz.”

Belgenin altında, aslında da görebileceğiniz gibi Libya başkenti Trablus ileri gelenlerinden oluşan STK mühür ve tasdikleri de yer almaktadır.

Aşağıda, Yusuf Paşa hakkında ansiklopedik bilgiyi de istifadeleriniz için iktibas ediyorum:

 “Karamanlı Ali Paşa, oğlu Ahmed’in lehine valilik görevinden çekildi. Fakat ertesi yıl Yûsuf Trablusgarp’ı zaptederek kendisini vali tayin ettirince Ahmed Malta’ya kaçmak zorunda kaldı. Resmen Osmanlı Padişahı III. Selim tarafından da valiliği tanınan Yûsuf 1797 yılında valilik fermanını aldı.

Yûsuf Paşa, bir yandan Trablusgarp’taki karışıklıklara son vermeye çalışırken bir yandan da deniz korsanlarını himaye etti. Bu arada Trablusgarp’ın surlarını sağlamlaştırdı. Napolyon Bonapart’ın Mısır’ı işgali sırasında Yûsuf Paşa İngilizler’in baskısına ve Bâbıâli’nin ısrarına rağmen Fransa ile ilişkilerini kesmek istememiş, hatta bu ülke ile 1799 yılından geçerli bir antlaşma imzalamıştır. 1800’de Amerika Birleşik Devletleri’nden daha fazla vergi isteyince bu devletle Trablusgarp’ın arası açıldı. Amerikalılar Bingazi’deki Ahmed Bey’i getirterek vali yapmak istedilerse de İngilizler’in müdahalesiyle Ahmed Bey Mısır’a çekilmek zorunda kaldı. Haziran 1805’te Amerika Birleşik Devletleri’yle Trablusgarp arasında dostluk, ticaret ve seyr-i sefâin muahedesi imzalandı.

1810 yılında Gadâmis bölgesi Trablusgarp eyaletine bağlandı. Yûsuf Paşa, 1813’te Mehmed el-Muknî kumandasında gönderdiği askerlerle Fizan’ı Trablusgarp’a yeniden bağladı. 1819’da bir Fransız-İngiliz donanması Trablusgarp Limanı’nı abluka altına aldı, hıristiyan mahkûm ve kölelerin serbest bırakılmasını sağladı. Padişahın isteği üzerine 1823-1826 yılları arasındaki Mora savaşlarına Trablusgarp donanması da katıldı. Bu arada Yûsuf Paşa, Napoli ve Sardinya krallıklarının birtakım tepkilerine sebep olacak korsanlık hareketlerine yeniden canlılık verdi. Trablusgarp’taki İngilizler ve Fransızlar arasında cerayan eden olayların ardından Yûsuf Paşa Fransızlar’la yeni bir antlaşma imzalamak zorunda kaldı (Ağustos 1830; BA, HH, nr. 22553.B). 1832’de Münşiye ve Sâhil’de oturanlar üzerlerine ağır vergiler konduğu için isyan edip Trablusgarp’ı kuşattılar ve Yûsuf’un diğer oğlu Mehmed’i vali ilân ettiler.

Ancak 5 Ağustos 1832 tarihinde Yûsuf, İngilizler tarafından desteklenen oğlu Mehmed’in yerine Bingazi halkı ve Fransızlar tarafından desteklenen diğer oğlu Ali’nin lehine valilikten feragat etti. Padişah tarafından gönderilen Mehmed Şâkir Efendi muhalifler arasında bir anlaşma sağlamaya teşebbüs ettiyse de başarılı olamadı. Şâkir Efendi 1834 yılı Ekim ayında Ali Bey’in valiliği için yeni bir ferman getirdi, ancak isyancılar ve İngilizler onu vali olarak tanımayı reddettiler. Fransızlar’ın Karamanlı ailesi üzerindeki baskısı ve ciddi bir tehdit oluşturabilecek olan Cezayir’deki varlıkları sebebiyle Osmanlı hükümeti Trablusgarp üzerinde mutlaka bir hâkimiyet kurma kararındaydı. Bu arada yerli ahali de Karamanlı hânedanından şikâyetçi olduğunu doğrudan İstanbul’a bildirmeye başlamıştı (BA, HH, nr. 22457.B, 22457.C). 1835 yılının Şubat ayında hükümet Mustafa Necib Paşa kumandasında Trablusgarp’a bir donanma ve birlikler gönderdi. Bunlar 27 Mayıs’ta Trablusgarp’ta karaya çıktılar. Ertesi gün Ali Bey’le birlikte Trablusgarplı birçok kişi tutuklandı. Mustafa Necib Paşa, daha sonra Trablusgarp eyaletinin valisi olduğunu gösteren padişah fermanını ilân ettirdi.

Karamanlı ailesinden Mehmed Bey intihar ederken kardeşi Ahmed Malta’ya kaçtı. Karamanlı ailesinin öteki fertleri ise İstanbul’a gönderildi, sadece Yûsuf Paşa’nın çok yaşlı olmasından dolayı Trablusgarp’ta kalmasına izin verildi; o da 4 Ağustos 1838 tarihinde vefat etti. Böylece Karamanlı ailesinin Trablusgarp’taki idaresi sona erdi. Osmanlı Devleti muhtaç duruma düşmemeleri için aile mensuplarına maaş bağladı (BA, Cevdet-Dahiliye, nr. 14059) ve malî sıkıntı içinde bulunmasına rağmen Karamanlı ailesinin İngiliz ve Fransız tüccarlara olan borçlarını ödemek zorunda kaldı. Son Karamanlılar, öncekilerin yaptıklarını yok edecek olan ve Osmanlılar tarafından eyalet üzerinde yeniden nüfuz tesisini kolaylaştıran iç çekişmelere düşmemeyi başaramamışlardır. Daha az ölçüde olmakla birlikte Tunus’taki Hüseynîler gibi Karamanlılar da millî bir mahiyet olmaksızın mahallî bir hânedan görünümünde kalmışlardır.

Karamanlı Ahmed Paşa’nın hükümranlık döneminin ortalarından itibaren Trablusgarp’ta iktisadî durum iyiydi ve burası Akdeniz’de önemli bir ticaret merkezi olmuştu. Fakat 1767 ve 1784’teki veba salgını ve 1784-1786 yılları arasındaki kıtlık Trablusgarp ticaretinin gerilemesine yol açmıştır. Hemen bütün XVIII. yüzyıl boyunca Karamanlılar idarede itirazsız bir yetkiye sahip olmuşlardır. Merkezî idareyi beyler, yeniçerilerin ağası, kâhya, reîsü’l-bahr, hazinedar, şeyhü’l-beled, eyaletleri ise kāid denilen yerli yöneticiler vasıtasıyla ellerinde tutmuşlardır. Önemli kararlar divanda alınırdı. O dönemde kara kuvvetleri 400 yeniçeri, 100 Arnavut, 600 Arap, 200-300 kadar başka dinlerden olup ihtida etmiş kimselerle birlikte 2000 kişiden ibaretti.” (TDV İ. A. KARAMANLI MD.)

*Doğum yerim olan Gargara (Ermenek Güneyyurt) adlı dünyada 16 yerleşim yeri vardır. Bunlardan birisi de Selanik’e bağlı Gargara köyüdür. 1475’te Gargarayı terk etmek zorunda kalan atalarım köylerinin adını iskân edildikleri Selanik yakınlarındaki köye de vermişlerdir. 1925 mübadelesinde Anadolu’ya geldiklerinden beri Gargara köyünü ararken 2010 yılında karşılarına ben çıktım ve atalarının köylerini kendilerine şerefler ve gururla tanıttım.

Mükremin Kızılca

Okunma : 1758
karaman


EKSPERTİZ
guney sigorta
Gündem haberleri
Başkan Bayram: Üreticilerimiz hibelerden yararlansın
23 Eylül 2020 Okunma: 22977 Tarım
Doktorlara 'Ölüyorum, beni kurtarın' diye yalvardım
24 Eylül 2020 Okunma: 8666 Gündem
Karaman'da yeni çalışma saatleri kararı
23 Eylül 2020 Okunma: 7305 Gündem
Son dört günün en çok okunan haberlerini gösterir
Ayın en çok okunan haberleri için tıklayın