Genelleşen Özel | Karamandan.com - Karaman Haber

Genelleşen Özel | Karamandan.com - Karaman Haber

24 Eylül 2020 Perşembe
Genelleşen Özel

Ortak paydada bir araya gelemeyen insanlar, ortak paylarda kendilerine yer bulmaya çalışıyorlar. Elde ettiği payın elden gitmesine mani olmak için paydaları ne kadar eşitlesen de sonuca gidecek basit bir işlemi yapmak imkânsız hale geliyor. “Eşittir işareti” anlamsız bir sembol olarak rasyonel sayılarının önünde kaderine küsmüş vaziyette duruyor. 

İnsanlar sahip oldukları payların vermiş olduğu ihtirasla, uç noktalarda kendilerine güvenli alanlar edinmişler. Kendilerini güvende tutan, bastıkları zeminin sağlam olmasını sağlayan mekanizmanın karşı kolunda, başka payların sahiplerinin olması herkes tarafından bilinen bir gerçektir. Çatışma ortamından gelen rant, ötekileştirmenin sağladığı destek, karşı tarafa söylenen her sözün verdiği rahatlama; insanın nefsini bir süreliğine tatmin etse de, geride kalan yaralı gönüller, toplumun kan kaybına sebep oluyor. 

Kafayı bulanların söylediği sözler, kafaları ayıkken zihinlerinde kurguladıkları duyguların iradesizce ağızlarından çıkması gibi, münferit olayları bir topluma mal eden sözler söyleyenlerin de; içlerindeki kini açığa çıkarıyor, düşman olduğu tarafı belli ediyor ve eline bir güç geçtiğinde boğacağı insanların listesini halkın önünde imzalamış oluyor. Ağızda baklalar çıkmıyor, bilinçlerin altında yata yata azmanlaşan pislikler fışkırıyor. 

“Başkalarını küçümseyerek, çekiştirerek kendilerini yücelteceğini sananlar, yanılırlar” dedi, Behçet NECATİGİL.

Güzelliklerden nasipsiz kalan dönemin insanları olduk! Ne güzel bakıyoruz, ne güzel düşünüyoruz, ne de güzel zikrediyoruz… Bizim gibi düşünmeyeni, bizim gibi yaşamayanı ötekileştirdiğimizden kendimizi hep tehdit altında görüyoruz. Bu kadar tehdidin olduğu yerde kendimizi güvende hissetmek adına korkularımızı dillendiriyor, önlemlerimiz artıyoruz. Böylece psikolojimiz bozuluyor ve ruhsal hastalıklarımız had safhaya çıkıyor. Güvenlik kavramı insanlarımızın en temel ihtiyacı haline geliyor. Muhkem binalar, tel örgülerle çevrili bahçeler, kapıda bekçisi olan siteler, merceğinin gördüğü her yeri gözünü kırpmadan kayıt altına alan kameralar… Bu yaşadıklarımız; biraz bilmediğimizdendir, biraz da sevmediğimizden… 

“Usul bil, adab bil, sınır bil” dedi, Şeyh Edebali.

Etiketlerin altın çağını yaşadığı, unvanların müstekbirleştiği ortamda; insanın nefsi yönü geri plana itildi. Zaaf, kin, düşmanlık, kayırma gibi kötü hasletleri üzerinde barındırabilme özelliği olan insanların; dünyevi mevkilerine bakılarak mabutlaştırılması, onların yapacağı her türlü kötülüğün cesaret kaynağı oldu. Suç işleyenin tek kişi, suça teşvik edenin toplumun bir kısmı olduğu ortamda, vebalin altında kalacak olan kişi sayısı da suç işleyenle sınırlı kalmayacaktır. İnandığı değerleri unutanlar, inanmak istediği değerlerin kâtibi oldular. Eleştiri okları tarafından yaralanmamak adına giyilen zırhlar; dış tehditlere karşı güvende hissettirse de, nefsin tehditlerine karşı müdafi olamadı. 

“Gerçek aydın, tabuları ayağı altına alandır. Gerçek aydın; ilim, bilgi diye kendisine, topluma yutturulan tabusal şartlamaları çiğneyendir. Tartışmaya, dinlemeye açık olandır. Düşünce ortamına vurulmak istenen prangaları parçalayandır. Karşısındakileri dinleyen, onlara konuşma hakkı tanıyandır. Kendi düşüncelerinde yanlışlıklar olacağına ihtimal verendir” dedi, Üstad Mehmet Akif İNAN.

Nefsimize ve bedenimize güvenli alan oluşturmak, dikkatleri başka yöne çekmek ve kusurlarımızın, pisliklerimizin fark edilmemesi için çok etkili bir silahtır; genelleme.

“Genelleştikçe genleşiyor” dedi, ısıyı yükselten. “Boyutu değişse de yapısı aynı” dedi, harareti düşüren.

Her genelleme; görülen ama dile getirilemeyen olumsuzlukları haddi aşarak gün yüzüne çıkarma çabası iken, genellemeye karşı her direnç de kötü tarafları gizlemek için elde edilen haklılığa haddinden fazla hak kazandırma çabasıdır. Bu da insanın nefsi planda hesaba alınması gereken zaaflarındandır.

Bir de şöyle düşünün! Ameller sözlerden daha güzel olduğunda riya ne hisseder?

“Hiç kimse kendi kokusunu duymaz” dedi,  Cenab ŞEHABETTİN ve şöyle devam etti sözüne: “Cihanı kokutsa bile!”

Okunma : 1237